Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/5083 E. 2025/4038 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5083
Karar No
2025/4038
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2307 E., 2024/2548 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2004/93 E., 2023/462 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/karşı davacılar ... Belediyesi Başkanlığı vekili ve ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... Kasabasının idari sınırlarını belirttikten sonra, kasabanın kuzey sınırında kadimden beri otundan suyundan yararlanılan kasaba yaylağının olduğunu, yaylağın bir kısmında ... Kadastro Müdürlüğünce kadastro çalışması yapılarak vasfının "yaylak" olarak resmen tespit edilerek "... Köyünün kullanımındadır." şerhinin yazıldığını, ancak kadimden beri müvekkilinin kullanımında olan ve kadastro tespiti ile müvekkilinin kullanımında olduğu şerh edilen yaylağa, buna ilave olarak ..., ... (... obası), ... , ... olarak sayılan yerlerin arasında kalan kadastro çalışması yapılmamış alana ve kadastro çalışması yapılan kısımdaki 1 25... parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından hayvan otlatmak, müvekkili kasabaya ait hayvanların ise otlatılmasını engellemeye çalışmak gibi fiillerle müdahale edildiğini belirterek; dava konusu yerlere davalının vaki müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP ve KARŞI DAVA Davalı/karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alanların Reşadiye ilçesi sınırları içinde kalmadığını, bilakis ... ilçesi sınırları içinde kaldığını, yetkili mahkemenin de ... mahkemeleri olup davacının davaya dayanak ve idari sınır olarak ileri sürdüğü ilçe idare kurulu kararının bağlayıcılığının olmadığını, davacının taşınmazlar üzerinde kullanımının ve zilyetliğinin olmayıp taşınmazların kadimden beri müvekkilinin kullanımında olduğunu, 1 25... parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait "yayla" olarak tespiti gerekirken hatalı ve yanlış olarak davacı adına tespit edildiğini, müvekkiline ait yaylanın güney bölümünde ..., ..., ... olarak gösterilen sınır çizgisinin kuzeyinde kalan alana davacı tarafından haksız ve yersiz el atıldığını belirterek; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 1 25... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline ve davacı/karşı davalı tarafından yapılan haksız ve yersiz el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Asıl davaya konu edilen 1 25... parsel sayılı taşınmazın davacı/karşı davalı ... Belediyesi'nin (... Köyü) idari sınırları içerisinde kaldığı, henüz kadastrosu yapılmamış olan ..., ..., ..., ... yönleri arasında kalan alanın ise davalı/karşı davacı ... Belediyesi (... Köyü) sınırları içerisinde kaldığı, yine karşı davaya konu edilen ve bir kısmı 1 02... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ..., ..., ... olarak gösterilen alanın davacı/karşı davalı ... Belediyesi (... Köyü) idari sınırları içerisinde kaldığı, anılan hususların dosya kapsamında yer alan hava fotoğrafları ve hudutnameler ile keşfen inceleme sonucu alınan ve harita mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 21/08/2023 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu, 1 25... parsel sayılı taşınmaz ile 1 02... parsel sayılı taşınmazın kadimden beri davacı/karşı davalı ... Belediyesi'nin (... Köyü) kullanımında olduğu, anılan taşınmazlardan davacı/karşı davalının öncelikli yararlanma hakkının olduğu, henüz kadastrosu yapılmamış olan ..., ..., ..., ... yönleri arasında kalan alanın ise kadimden beri davalı/karşı davacı ... Belediyesi'nin (... Köyü) kullanımında olduğu, anılan taşınmazdan davalı/karşı davacının öncelikli yararlanma hakkının olduğu..." gerekçesiyle; asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile; ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1 25... parsel sayılı, yaylak vasfındaki taşınmaza davalının vaki elatmasının önlenmesine, davacının henüz kadastrosu yapılmamış olan ..., ..., ..., ... yönleri arasında kalan alana yönelik el atmanın önlenmesi isteminin reddine, karşı dava yönünden; ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1 25... parsel sayılı taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescil isteminin reddine, ..., ..., ... olarak gösterilen alana yönelik el atmanın önlenmesi isteminin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacı ... vekili ve davalı/karşı davacı vekili ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacılar ... Belediyesi Başkanlığı vekili ve ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı/karşı davacı ... Belediyesi Başkanlığı vekili ve davalı/karşı davacı ... Belediyesi Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; kararın HMK'nın 297. maddesi hükmüne aykırı olduğunu, usule uygun taraf teşkilinin sağlanmamış ve büyükşehir belediyesinin mera davalarında yasal hasım olduğunu, bilirkişi raporunun geçerliliği olmayan 1948 tarihli ilçe idare kurulu sınırnamesine dayandırıldığını, oysa ilçe idare kurullarının iller arasındaki (ilçe- köy) sınırları belirleyemeyeceklerini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca kadimden beri Haruniye Köyünce kullanılan 1 25... parselin yayla olarak sınırlanıp özel siciline kaydı gerekirken bu parselle ilgili davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazların kadimden beri ... Köyünün kullanımında olduklarını, kadastro çalışmaları neticesinde idari sınırların belirlenemeyeceğini, bilirkişi raporlarının yanlı ve çelişkili hazırlanmış olduklarını, Mera Kanunu'nun komisyon tahsis işlemi gerçekleştirilirken kadim yararlanma biçimini veya mera, yaylak ve kışlakların hangi köy veya beldenin idari sınırları içinde ise o köy veya belediyeye tahsis edilmesi gerektiğini bir ölçü olarak kabul etmediğini, Mera Kanunu'nun mera tahsisi için kabul ettiği kıstasın o köy veya belediyenin mera, yaylak ve kışlaklara olan ihtiyacı olduğunu ancak eldeki davada bu hususların gözetilmediğini, yargılamanın her aşamasına katılmış ... ile ... Büyükşehir Belediyesinin ve vekillerinin karar başlıklarında gösterilmediklerini, karşı davanın ise İlk Derece Mahkemesi kararında gerekçelendirilmediğini, asıl davacının davasının kısmen reddedildiği halde davalı lehine vekalet ücreti verilmediğini, davanın kesin yetkili mahkemede açılmadığını, ... ilçe idare sınırları içinde yer alan meranın güvenliğinin ... güvenlik güçlerince sağlandığını, dinlenen tanık ve bilirkişi beyanlarından da dava konusu yaylanın otundan ve suyundan yararlanılıp Haruniye Köyünün kullanımında olan yer olduğunun saptandığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada mera tahsisine ve kadim hakka dayalı el atmanın önlenmesi, karşı davada mera tahsis kaydının iptali ve tescil istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/5083, K. 2025/4038, T. 03.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-5083-e-2025-4038-k-cde5c7802a37