Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3153 E. 2024/5141 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3153
- Karar No
- 2024/5141
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3541 E., 2022/464 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/143 E., 2021/573 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan ...'den alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 9. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, borçlu davalı ...'in murisi babası ... adına kayıtlı 531 ada 2 parsel ve 500 ada 42 parsel sayılı taşınmazlarda adı geçen borçlu davalıya intikal edecek miras hissesine icra dosyasından haciz şerhi tesis edildiğini, akabinde İİK'nın 121. maddesine dayalı olarak icra hukuk mahkemesinden alınan yetkiyle ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğunu, davalı borçlunun talebi üzerine dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarındaki hacizlerin İstanbul 9. İcra Dairesi tarafından borç tahsil edilmediği hâlde usulsüz olarak kaldırıldığını ve davalı ...'in dava konusu taşınmazlardaki payını davalı ...A.Ş.'ye sattığını, davalı ...A.Ş.'nin 531 ada 2 parsel ve 500 ada 42 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olması üzerine davalı şirketin ortaklığın giderilmesi davasına dâhil edildiğini, davalı ...A.Ş. vekilinin ortaklığın giderilmesi davasında borç ödendiğinden hacizlerin fek edildiği yönünde beyanda bulunduğunu, icra dosyası incelendiğinde borcun ödenmediğinin anlaşılacağını, hacizlerin usulsüz ve yolsuz olarak terkin edildiğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazlarda hacizlerin yeniden tesisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'inde bulunduğunu, müvekkili yönünden yolsuz tescil bulunmadığını, tapuya güven ilkesi ile dava konusu taşınmazların satın alındığını, satış bedelinin ödendiğini, dava konusu hacizlerin satış tarihinde tapu kaydında bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu belirtilerek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... Davacının, davalı ...'den olan alacağı sebebiyle İstanbul 9.İcra Müdürlüğünün 2005/36 Esas sayılı takip dosyası başlattığı, takibin kesinleştiği, borçlunun babasından intikal eden dava konusu taşınmazlara haciz konulduğu, davacı asil tarafından dava konusu taşınmazların satışının icra dosyasından istenildiği, taşınmazların hisseli bulunduğundan icra müdürlüğünün dosyayı icra mahkemesine gönderdiği, icra hukuk mahkemesince ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere davacı asile süre verildiği, ortaklığın giderilmesi davası devam ederken davaya davalı şirketin dahil olup dava konusu taşınmazlar üzerindeki hacizlerin "satış işlemleri esnasında borçların ödenerek" fek edildiğini bildirdiği, icra dosyası incelendiğinde borçların ödenmeksizin hacizlerin fek edilmiş olduğunun görüldüğü, hacizlerin usulsüz ve yolsuz olarak kaldırıldığının anlaşıldığı, davalı ...A.Ş. vekili her ne kadar tapuya güven ilkesi gereği taşınmazların satın alındığını beyan etmişse de; ortaklığın giderilmesi dava dosyası incelendiğinde davalı şirket vekili dava konusu taşınmazlar üzerindeki hacizlerin "satış işlemleri esnasında borçları ödenerek" fek edildiği bildirildiğinden dolayı davalı şirket tarafından dava konusu taşınmazlar satın alınmadan önce taşınmazların üzerinde haczin mevcut olduğu bilindiğinden davalı şirketin iyi niyetli olmadığının anlaşıldığı, TMK 1025. maddesine göre dava konusu taşınmazların üzerinde bulunan hacizlerin yolsuz olarak kaldırılmış olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Hükmün davalı ...A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ek kararı ile davalı ...'in istinaf başvurusu süresinde olmadığından reddine karar verilmiş, 14.09.2021 tarihli ek karara karşı davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Davalı ...A.Ş.'nin istinaf başvurusu yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararında; "...Davacı alacaklının davalılardan borçlu ... ...'dan olan alacağına ilişkin olarak bu borçlu adına kayıtlı dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlardaki veraseten sahip olduğu paylar üzerine haciz koyduğu, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünden el birliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilerek ortaklığın giderilmesi hususunda yetki aldığı, açılan dava sırasında dava konusu taşınmazların davalı ...AŞ'ye borçları ödenmek koşuluyla devrine karar verildiği, ancak borçlar ödenmeksizin hacizlerin yolsuz olarak kaldırıldığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2018/1833 Esas-2018/2883 Karar sayılı ilamı ile derdest dosyanın kapatılıp hacizlerin düşürülmesine ilişkin işlemin hatalı olduğu belirtilerek dosyanın ihyasına karar verildiği, davalı tarafça borçların ödendiğinin ispatlanmadığı, ödemelerin davacı alacaklıya değil hak sahiplerine yapıldığının bildirildiği, davacının davasında haklı bulunduğu kanısına varılmış olup İDM'nin takdirinde bir yanılgı görülmemiştir." gerekçesiyle davalı ...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; a. Dava konusu hacizlerin usul ve yasaya uygun olarak terkin edildiğini, b. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, c. Ortaklığın giderilmesi davasının İcra İflas Kanununun 106 ve 110. maddelerindeki süreyi kesmeyeceğini belirtmiştir. 2. Davalı ...A.Ş.vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkilinin dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek iyi niyetle satın aldığını, b. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin esas alınması gerektiğini, c. Aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, d. Tescilin yolsuz olduğunun ispat edilemediğini, e. ...A.Ş.'nin iyiniyetli üçüncü kişi olmadığının söylenemeyeceğini, f. Davacının ayni hakkı bulunmadığını, g. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi şartlarının oluşmadığını, h. Davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, hacizlerin yolsuz terkin edildiği iddiasına dayalı 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi gereğince yeniden tesis edilmesi istemine ilişkindir. 2. Davalı ... temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; Kural olarak ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın bölge adliye mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen taraf bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi hâlinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. 3. Somut uyuşmazlıkta, istinaf isteminde bulunan davalı ...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı ... ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmamıştır. Bu durumda davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Davalı ... istinaf isteminde bulunmadığından kararı temyiz etme hakkı doğmamış, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. 4. Davalı ...A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı nitelikteki 1024. maddede, "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" düzenlemesi bulunmaktadır. 5. Eldeki davada üzerinde durulması gereken sorun, davalı ...A.Ş.'nin dava konusu taşınmazlarda davalı ...'in payını satın aldığı sırada iyiniyetli olup olmadığının saptanmasıdır. Buradaki iyiniyet “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.” 6. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dosya içeriğinden, davacının davalı ... aleyhine 11.10.2000 tarihinde İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2000/16230 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, anılan icra dosyasından 531 ada 2 parsel ve 500 ada 42 parsel sayılı taşınmazlarda davalı ...'in murisi adına kayıtlı payların tapu kayıtlarına 29.04.2005 tarihinde haciz tesis edildiği, davacı vekili tarafından 19.01.2006 tarihinde İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/18 Esas sayılı dosyası ile İcra İflas Kanununun 121. maddesine dayalı olarak ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, ortaklığın giderilmesi davası devam ederken davalılardan borçlu ...'in 26.05.2016 tarihli dilekçesi ile İstanbul 9. İcra Dairesine başvurarak dava konusu taşınmazlardaki hacizlerin 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 106 ve 110. maddelerindeki düzenleme gereğince fekkine karar verilmesini talep ettiği, İcra Dairesince aynı gün verilen kararda davaya konu hacizlerin 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 106 ve 110. maddeleri gereği düşmüş olduğundan tapu kaydındaki hacizlerin fekkine karar verildiği görülmüştür. 27.05.2016 tarihinde tapu kaydındaki hacizlerin terkin edildiği, davalı ...A.Ş. ve davalı ...'in 500 ada 42 parsel sayılı taşınmazdaki payını 31.05.2016 tarihinde, 531 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki payını ise 01.06.2016 tarihinde satın aldığı, dava konusu taşınmazların tapu kütüğünde davalı ...A.Ş.'nin satın alma tarihinden önce hacizlerin terkin edildiği, satış işlemi sırasında tapu kütüğünde haciz şerhlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 7. Bu duruma göre; Mahkemece, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 3. ve 1023. maddeleri gereği davalı ...A.Ş.'nin iyiniyetli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ...'in temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2. Davalı ...A.Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.