Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2395 E. 2024/4730 K. – Miras Taksim
Konu: Miras Taksim Sözleşmesinin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2395
- Karar No
- 2024/4730
- Karar Tarihi
- Konu
- Miras Taksim Sözleşmesinin İptali
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1561 E., 2024/95 K. DAVALILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 02.06.2015 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/469 E., 2020/486 K. Taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddime karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Av....ile davalılar ... ve ... vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların kardeş olduklarını, mirasbırakanlarından intikal eden taşınmazlar hakkında miras taksim sözleşmesi yapıldığını, ancak tarafların müvekkilini hataya düşürdüğünü ve müvekkiline baskı uyguladıklarını, müvekkilinin miras taksim sözleşmesinin varlığından aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davası ile haberdar olduğunu, sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, sözleşmedeki edimler arasında müvekkili aleyhine fahiş fark bulunduğunu, sözleşmeye konu taşınmazın 2B niteliğinde olması nedeniyle de Hazine adına tescil edildiği ve sözleşmesinin uygulanma olanağının bulunmaması nedeniyle hükümsüz hale geldiğini ileri sürerek miras taksim sözleşmesinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar Erdoğan Başkanat ve Erhan Başkanat vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının sözleşmeyi bizzat imzaladığını, sözleşmenin davacıyı bağladığını, davacının iyiniyetli olmadığını, sözleşmede 2/B niteliğinde olan taşınmazların davalıların aleyhine bir durum oluşturduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında davacının Karamürsel Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/116 Esas sayılı dosyasında 08.07.2005 tarihli celsede dava konusu edilen sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu, 22.07.2005 tarihli celsede ise taksim sözleşmesindeki hususları anladığını ve altındaki imzanın kendisine ait olduğunu Mahkeme huzurunda kabul ve ikrar ettiğini, sözleşmenin geçersizliği iddiasının yerinde olmadığını, sözleşmeye konu taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesinde ise kısmi zapt hükümlerinin uygulanabileceğini, sözleşmenin geçersizliği değil zararın tazmini talep edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşmedeki imzaya itirazlarının bulunmasına rağmen Mahkemece imza incelemesi yapılmaksızın karar verildiğini, davacının Karamürsel Sulh Hukuk Mahkemesindeki ikrarının geçerli olmadığını, sözleşmede müvekkiline bırakılan taşınmazların orman vasfı niteliği taşıması nedeniyle Orman Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği, bu nedenle sözleşmenin geçersiz hale geldiğini, müvekkilinin sözleşmeyi imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada toplanan delillere göre davacının sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olduğunun Mahkeme huzurunda ikrar etmesi nedeniyle imza incelemesi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, sözleşmenin irade bozukluğu altında yapıldığı iddiasının ise usulüne uygun olarak ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili Avukat ... ... tarafından duruşma talepli olarak, davacı vekili Avukat ... tarafından duruşmasız olarak ayrı dilekçelerle temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili Av. ... duruşma talepli temyiz dilekçesinde; sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, dava konusu sözleşmenin tüm mirasçıların katılımı ile imzalanmadığını, dava konusu sözleşme ile müvekkiline bırakılan yerlerin orman olarak tescil edilmesi nedeniyle sözleşmenin hükümsüz hale geldiğini, davalılardan Erdoğan'ın müvekkiline saldırarak baskıda bulunduğunu, Mahkeme gerekçesinde yer alan kısmi zapt değerlendirmesinin yanılgılı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı vekili Av. ... temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 676 ncı maddesi şöyledir; "Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır." 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 679 uncu maddesi şöyledir; "Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar, paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludurlar. Mirasçılar, paylaşmada her birine özgülenmiş olan alacakların varlığını birbirlerine karşı garanti ettikleri gibi; borsaya kayıtlı olan kıymetli evrak dışında, alacağın mirasçının hakkına mahsup edilen miktarı için borçlunun ödeme gücünden adî kefil gibi sorumludurlar. Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha sonra yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." 4.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 39 uncu maddesi şöyledir; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz." 5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 39 uncu maddesi şöyledir; "Satılanın bir kısmı elinden alınmış veya satılan sınırlı ayni bir hakla yüklenmişse alıcı, sadece bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Ancak alıcının, satılandaki bu durumu bilseydi onu satın almayacağı durum ve koşullardan anlaşılıyorsa, alıcı hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir. Bu durumda alıcı, satılanın elinde kalmış olan kısmını o zamana kadar elde etmiş olduğu yararlarla birlikte, satıcıya geri vermekle yükümlüdür." 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 28.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.