Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2328 E. 2024/4144 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2328
Karar No
2024/4144
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/355 E., 2023/4 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılar ile ortak mirasbırakanları ...’ya ait 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazı davalı ... ve ...’e bağış suretiyle, 156 ada 30 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını oğlu davalı ...’e satış suretiyle, davalı ... 156 ada 30 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını ve 158 ada 66 parsel sayılı taşınmazını davalı ...’ye satış suretiyle, 139 ada 77 parsel sayılı taşınmazı davalı ...’e bağış suretiyle, 101 ada 45 parsel sayılı taşınmazı davalı ...’ye satış suretiyle devrettiklerini ve çekişme konusu taşınmazların davalılar adına muvazaalı olarak tescil edildiğini, yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptal ve tescile, aksi takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; satışların gerçek olduğunu, mirasbırakanlarının iradelerine uygun olarak tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğini, muvazaanın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.02.2015 tarihli ve 2007/82 Esas, 2015/28 Karar sayılı kararıyla; muvazaa iddiası ispatlanamadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bağış işlemi ile saklı pay ihlal edildiğinden davalı ... ve ... yönünden tenkis talebinin karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.02.2015 tarihli ve 2007/82 Esas, 2015/28 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 19.03.2018 tarih ve 2015/8017 Esas, 2018/7868 Karar sayılı ilamında; mirasbırakan tarafından yapılmış tapulu taşınmaz temliki söz konusu olmadığından davacılar vekilinin tapu iptal ve tescile ilişkin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddinin gerektiği, 3. Davacılar vekilinin tenkise yönelik temyiz itirazları yönünden; eldeki davada davacıların talebinin 156 ada 30 parsel, 158 ada 66 parsel, 139 ada 77 parsel, 101 ada 45 parsel, 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden öncelikle tapu iptal ve tescil, olmadığı halde tenkis istemine ilişkin iken, mahkemece mirasbırakan ... adına kayıtlı olan ve ölümü üzerine mirasçılarına intikal eden, ancak dava konusu edilmeyen 138 ada 35 parsel ile 157 ada 64 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile veraset ilamında belirtilen payları oranında davalı ... ve ... yönünden tenkis taleplerinin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, 4.Diğer yandan tenkise yönelik mahkemece hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmadığı, çekişmeli taşınmazların belirlenen sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceğinin araştırılması, bölünmesi mümkün ise taraflar adına tesciline karar verilmesi, bölünmesi mümkün değil ise davalılara bu aşamada Türk Medeni Kanunu'nun 564. maddesi gereğince tercih hakkının hatırlatılması, ondan sonra 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değerinin belirlenmesi, değinilen ilkeler gözetilerek eksiksiz bir şekilde araştırma ve incelemenin tamamlanması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davalı ... yönünden davanın reddine, davalılar ... ve ... yönünden tenkis talebinin kısmen kabulü ile her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere davalı ...'den 14.557,98 TL'nin, davalı ...'den 21.154,51 TL'nin tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... ve ... ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazın arsa ve yapı değerleri ile bir bütün olarak hesaba katılmadığını, tenkise konu taşınmazların değerlerinin güncel değerlerinin tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında müvekkillerinin aleyhine olacak şekilde düşük miktarlardan tenkis alacaklarının hesaplandığını ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkilleri lehine bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakanla ilgisi olmayan 139 ada 77 parsel sayılı taşınmazın tenkis hesabına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, mirasbırakanın ölüm tarihinde adına kayıtlı olan 138 ada 35 parsel ile 157 ada 64 parsel sayılı taşınmazların tenkis hesabında terekenin aktifine alınmadığını, dava konusu 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazın zemininin bilirkişi raporunda yüksek değerden hesaplandığını ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkilleri lehine bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2. Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı maddelerinde düzenlenen tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tâbi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Miras bırakanın saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez. 3. 4721 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre, "Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler". Buna göre tenkis davası, mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olması hâlinde açılabilir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği ise mirasın açıldığı tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir. 4. Tereke; miras bırakanın ölüm tarihi itibari ile sahip olduğu ve mirasçılarına intikal edebilen mal, hak, alacak ve borçların tümüdür. Miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün belirlenebilmesi için terekenin ölüm tarihindeki değerinin tespit edilmesi ve kanunda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılmasıyla net terekenin hesaplanması ve bu değerden saklı paylar toplamının çıkarılması gerekir. 5. Tereke denildiğinde akla ilk olarak miras bırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara intikali elverişli olan mal ve haklar gelse de; tasarruf nisabının belirlenmesinde esas alınan tereke, yalnızca aktif değerlerden ibaret değildir. Net terekenin hesaplanabilmesi için miras bırakanın mal varlığının aktifine; denkleştirmeye tâbi tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 669), tenkise tâbi sağlararası tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 508, 565) ile hayat sigortası satın alma bedeli (4721 sayılı Kanun md. 509, 567) değerlerinin terekeye eklenmesi gerekir. Buna karşılık miras bırakanın tenkise tâbi ölüme bağlı tasarrufları net terekenin hesabında terekenin aktifine eklenmez. Zira bu tasarruflar, miras açıldığı anda henüz terekeden çıkmamış olduğundan, böyle bir toplama yanlış ve yanıltıcı sonuçlar verir (Mustafa Dural, Turgut Öz, Türk Özel Hukuku-Cilt IV-Miras Hukuku, İstanbul-2019, s. 255). 6. Türk Medeni Kanunu'nun 507 nci maddesinin ikinci fıkrası ile tasarruf nisabının hesaplanması için terekeden çıkarılması gereken değerler düzenleme altına alınmıştır. Hükme göre hesap yapılırken; miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, miras bırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri, terekeden indirilir. 7. Miras bırakanın mevcut mal ve haklarına, yukarıda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılması sonucunda farazi bir tereke değeri elde edilmiş olur ve ortaya çıkan bu değere tenkise esas tereke adı verilir. Belirtmek gerekir ki; tereke değerinin hesaplanmasında yapılan bu eklemeler ve çıkarmalar varsayımsaldır, yani kâğıt üzerinde yapılan bir hesap işlemidir. Gerçek anlamda terekeye fiilen bir değerin dahil olması veya terekeden çıkması söz konusu değildir. 8. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Tasarrufun saklı payı ihlal edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Ayrıca sabit tenkis oranı hesaplanırken de bu rakam esas alınır. 9. Uygulamada mirasbırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına, sabit tenkis oranı denilmektedir. Özellikle tenkis konusu kazandırma bölünemeyecek bir mal ise, tenkisin aynen yapılması mümkün değildir. Bu durumlarda tenkis, kazandırmanın parasal değerine göre hesaplanır. Burada mirasbırakanın ölüm gününe göre tenkis edilecek miktarın, taşınmazın o günkü değerine oranı esas alınarak, bu oranın aynısının karar tarihine en yakın andaki taşınmazın değerine uygulanması suretiyle ödenecek miktar tespit edilir. 10. Sabit tenkis oranı hesaplanırken ayrıca 4721 sayılı TMK'nın 570 inci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561 inci maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan kazandırma tenkise tâbi olursa 563 üncü maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. 11. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. 12. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. 13. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse de sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacılar mirasbırakanları ...'nın davalılara yaptığı sağlararası kazandırmaların tenkisini talep etmiştir. Mahkemece verilen ilk karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince davacıların talebinin 156 ada 30 parsel, 158 ada 66 parsel, 139 ada 77 parsel, 101 ada 45 parsel, 128 ada 2 parsel sayılı taşınmalara yönelik olduğu, mahkemece dava konusu edilmeyen 138 ada 35 parsel ile 157 ada 64 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamında ise mirasbırakan ...'nın kadastro tespitinden önce harici olarak 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazını bağış suretiyle davalılar ... ve ...'e, 156 ada 30 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını ise satış suretiyle davalı ...'e zilyetliğin devredildiği, dava konusu edilen 139 ada 77 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro öncesinde tarafların babası ... ... adına kayıtlı iken bağış suretiyle davalı ...'e zilyetliğin devredildiği, kadastro çalışmaları sırasında sicilin bu şekilde oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda dava konusu edilen 139 ada 77 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan ... ile ilgisinin bulunmayıp terekesinde yer almadığı dolayısıyla davadaki talebin mirasbırakan ...'nın kazandırmalarına yönelik olması nedeniyle 139 ada 77 parsel sayılı taşınmazın tenkis hesabına katılması doğru görülmemiştir. 3. Mahkemece davalı ...'in bu taşınmaza yönelik itirazına yönelik olarak, bozma öncesi verilen ilk kararda 139 ada 77 parselin terekeye dahil edilerek bu hesaba göre karar verildiği, bu kararı davalının temyiz etmemesi nedeniyle temyiz kapsamının bu yönden yapıldığı, davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle davalının itirazının reddedildiği anlaşılsa da Mahkemenin bu gerekçesine katılmak mümkün değildir. Nitekim, Mahkemece ilk kararda tenkis alacağına yönelik bir hüküm kurulmayıp yalnızca dava konusu bile edilmeyen 138 ada 35 parsel ile 157 ada 64 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline karar verilmiş olup, bu anlamda tereke hesabına 139 ada 77 parselin alınıp alınmamasının ilk kararın sonucuna etkili değildir. Zira, bozma ilamında da bu husus eleştirilmiş ve davacıların talebinin 156 ada 30 parsel, 158 ada 66 parsel, 139 ada 77 parsel, 101 ada 45 parsel, 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara hasredilmesine rağmen dava konusu edilmeyen taşınmazlar hakkında karar verilmesi nedeniyle de hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Anlatılanlar ışığında, davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığından, 139 ada 77 parselin mirasbırakanın terekesinde olmaması nedeniyle tenkis hesabına katılmadan yapılacak bir araştırma ile hüküm kurulması gerekmektedir. 4. Diğer yandan, sabit tenkis oranının her bir davalı yönünden yapılan kazandırmalar için ayrı ayrı hesap edilmesi, bununla birlikte saklı paylı mirasçıların ise saklı paylarının düşülmesi ve tenkiste sıra gözetilmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeksizin düzenlenen bilirkişi raporunun da hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Nitekim davalı ... ve davalı ...'e yapılan kazandırmaların miktarları farklı olup her bir davacının saklı payının her bir davalıya yapılan kazandırma tutarına oranlanması gerekmektedir. Aksi düşünce ile yapılan hesaplamada daha az kazandırmada bulunulan davalıya, fazla kazandırmada bulunulan davalının kazandırma miktarının yüklenmesi anlamına gelecektir. 5.Yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan .sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2328, K. 2024/4144, T. 30.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2328-e-2024-4144-k-79c60bcc1954