Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2056 E. 2024/3903 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2056
Karar No
2024/3903
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/748 E., 2023/872 K. KARAR : Asıl davanın kabulüne, birleşitirilen davanın reddine Taraflar arasında müdahalenin men'i ve kâl, karşı davada TMK'nın 724 üncü maddesi gereğince temliken tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı ... ...; 619 parsel sayılı taşınmaza 24/352 oranında paylı maliki olduğunu, davalı ...'ın arsa üzerinde hiçbir mülkiyet hakkı olmadığı halde yapı yapmaya başladığını ileri sürerek davalının taşınmaza müdahalesinin men'ine ve muhdesatın kâl’ine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Birleştirilen davada davacı ...; 619, 608 ve 607 parsel sayılı taşınmazları 22 yıl önce davalılardan satın aldığını ancak tapu maliklerinin tamamı olmadığından tapuda kendi adına intikal yapılmadığını, 608 parsel sayılı taşınmaz üzerinde eski bir ev olduğunu, daha sonra bu eski evin çökmesi üzerine 1987 yılında yeni bir ev yaptığını, binanın değerinin arsanın değerinden yüksek olduğunu ileri sürerek dava konusu arsanın adına temliken tesciline karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulü ile davalı ...'ın dava konusu 619, 607 ve 608 parsel sayılı taşınmazlara müdahalesinin men'ine ve kâl talebinin reddine; birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Kapatılan Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince; "…birleştirilen davada temliken tescil isteyen davacı ... vekilinin tüm, el atmanın önlenmesi ve kâl isteyen asıl davanın davacısı ... ... mirasçıları vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; sair temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece el atmanın önlenmesi ile birlikte kal kararı da verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın üzerine yapılan yapının en az levazım değerinin 42.339,12 TL olduğu ve dava konusu taşınmazların üzerinde bulunan ev ve ahırın yıkılması halinde aşırı zarar doğacağı, davacıların en az levazım değerini davalı ...'a ödemeyi kabul etmediği..." gerekçesiyle kâl talebinin reddine karar verilmesinin doğru görülmediğine değinilerek karar bozulmuş, asıl ve birleştirilen davada davacı vekillerinin karar düzeltme başvurusu reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleştirilen davada temliken tescil isteyen ...'ın dava konusu taşınmazı tapu maliklerinden herhangi bir sözleşmeyle haricen satın aldığını kanıtlayamadığı, dinlenen tanıkların beyanlarından ve değinilen diğer delillerden de görüleceği üzere davalının iyi niyetinden söz edilemeyeceği ayrıca birleştirilen davanın davacısı ...'ın 4721 sayılı TMK'nın 724 üncü maddesi gereğince bina yaptığı yerin bedeli karşılığında temliken tescil talebinde bulunduğu ancak bu talebinin kabul edilmemesi halinde tazminat istemediği değerlendirilerek asıl davanın kabulü ile davalının 619, 607 ve 608 parsellere yönelik müdahalesinin men'ine ve 608 parsel ve 619 parsel sayılı taşınmazları üzerine 2002 yılında davalılar tarafından yapılan binaların kâl'ine, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hatalı olduğunu, asıl davanın reddine, karşı davalarındaki taleplerinin ise kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, el atmanın önlenmesi ve kâl; birleştirilen dava ise temliken tescil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacısı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacısı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2056, K. 2024/3903, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2056-e-2024-3903-k-18c175f41c79