Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2026 E. 2024/3451 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2026
- Karar No
- 2024/3451
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/165 E., 2023/222 K. DAVA TARİHİ: 25.09.2013 KARAR: Davanın reddi Taraflar arasında görülen satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 05.08.1991 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile ... ve arkadaşlarının 137 parsel numarasında kayıtlı iken ifraz sonucu 449 parsel numarası alan taşınmazdaki hak ve hisselerinin müvekkillerince satın alındığını, sözleşmeyi tapuya şerh ettirdiklerini, davalının bu şerhi gönderip dava konusu payı satın aldığını belirterek davacı adına kayıtlı payın tapu kaydının iptali ile intifa hakkının ... adına, mülkiyet hakkının ... adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; satın aldığı tarihte şerhin hukuki değerini yitirdiğini ve taşınmazı 09.02.2006 tarihinde satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. SON BOZMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA AŞAMALARI 1. Mahkemece ilk olarak, davanın reddine dair verilen karar davacıların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 23.12.2008 tarihli ve 2008/11266 Esas, 2008/ 15710 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 ve 1024 üncü maddelerinin değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. 2. Mahkemece, sözleşmenin tapuya şerh edildiği 08.08.1991 tarihi itibarıyla 5 yıllık süre geçtikten sonra taşınmazın davalı tarafından satın alındığı, bu nedenle şerhin bağlayıcılığının bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmeden doğan şahsi hakkın davalıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ikinci kararın, davacılar vekili tarafından temyizi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.03.2010 tarihli ve 2010/1193 Esas, 2010/3454 Karar sayılı kararı ile TMK'nın 1023 ve 1024 üncü maddeleri gereğince davalının halen mevcut olan şerh nedeniyle iyi niyetli olduğunun kabulüne olanak olmadığı, davalının iyi niyetli olmadığı kabul edilip sözleşme gereğince tescil isteğinin kabulü için diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesinin gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. 3. Mahkemece aynı gerekçe ile bozma kararına direnilerek davanın reddine karar verilmiştir. Direnme hükmünün, davacı ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.07.2013 tarihli ve 2013/14-474 Esas, 2013/1050 Karar sayılı kararı ile eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devamla hükmün kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. 4. Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamına uyularak, davacı ... önceki ret kararını temyiz etmediği belirtilerek kararın davacı ... yönünden kesinleştiği, adı geçen davacının davada taraf olarak gösterilmediği, aynı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın davacı ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 19.02.2015 tarihli ve 2015/11 Esas, 2015/1708 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. 5. Mahkemece, bozmaya uyularak aynı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarihli ve 2016/14046 Esas, 2019/5761 Karar sayılı kararı ile şerh tarihinden itibaren 5 yıl geçmiş ise de şerhin tapu kaydından terkin edilmemesi sebebiyle davalının iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceği belirtilerek taşınmaz satış sözleşmesinin unsurları gözetilmek suretiyle esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 6. Bozma kararına uyulması sonrasında ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2021/14 Esas, 2021/329 Karar sayılı kararıyla; Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 144 ada 4 parsel numarasında (eski 449, eski 137 parseller) davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazdaki davalının 1/2 hissesinin iptali ile davacılardan ... adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine; hakkında kesinleşen hükmün varlığı nedeniyle davacılardan ...'nun davasının reddine karar verilmiştir. IV. SON BOZMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacılardan ... vekili ile davalı vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizin15.11.2022 tarihli ve 2022/2280 Esas, 2022/6906 Karar sayılı karında belirtilen "...davaya konu satış vaadi sözleşmesinin davacılar ile davada taraf olmayan önceki malik ... arasında düzenlendiği, sözleşmede vaat alacaklısının satış bedelinin tamamını ödemediğinin tespit edildiği, davalının davaya konu satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmadığından birlikte ifa kuralı gereğince davacıya eksik kalan edimini depo etmesi için süre verilmesinin söz konusu olamayacağı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin gerektiği..." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.11.2023 tarihli ve 2023/165 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararıyla; "...davaya dayanak olan 05.08.1991 tarihli satış vaadi sözleşmesinde vaat borçlusunun dava dışı ..., vaat alacaklısının davacı olduğu, dava konusu payın satış bedelinin yarısının nakten ödendiği, geriye kalan satış bedelinin yarısının tapuda devir anında ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 6098 sayılı TBK'nın 97. maddesine göre davacı vaad alacaklısının satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan bedeli vaad borçlusuna ödemeden tescil talebinde bulunamayacağı, eldeki davada davaya konu satış vaadi sözleşmesinin davacılar ile davada taraf olmayan önceki malik ... arasında düzenlenmiş olduğu, sözleşmede vaat alacaklısının satış bedelinin tamamını ödemediği anlaşılarak eldeki davada davalının davaya konu satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmadığından birlikte ifa kuralı gereğince davacıya eksik kalan edimini depo etmesi için süre verilmesinin söz konusu olamayacağı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalının süresinde cevap dilekçesi vermediğini, 2. Davalı tarafından satış bedelinin yarısının ödendiğine dair bir beyanın bulunmadığını, 3. Kararlaştırılan bedelin tamamen ödendiğini, 4. Mahkeme kararında belirtilen hususların Yargıtayın daha önceki bozma kararlarıyla kesinleştiğini, 5. Mahkemece aleyhlerine verilen vekalet ücretinin de yanlış hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ... vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.