Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1796 E. 2024/5967 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1796
- Karar No
- 2024/5967
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/129 E., 2023/103 K. DAVA TARİHİ : 13.10.2006 KARAR : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine
Taraflar arasında görülen paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı ... ..., diğer taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 16, 41, 121, 2 25... parsel sayılı taşınmazlarda davalı ile paydaş olduklarını, ancak paylarına düşen kısımların davalı tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın kullanıldığını, davalının kullanımının Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/7 Değişik İş dosyasında tespitinin yapıldığını ileri sürerek paylarına vaki el atmanın önlenmesine ve 2002-2006 yılları arasındaki dönem için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini talep etmiş olup 30.03.2012 havale tarihli dilekçe ile bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden (150.358,72 TL) 130.358,72 TL olarak davayı ıslah etmişlerdir.
2. Davacı ... yargılama aşamasında ölmüş, geriye mirasçı olarak taraflar kalmıştır.
II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların kullanımının taraflar arasındaki fiili taksime uygun olduğunu, davacılar aleyhine 80... sayılı parseller bakımından açtığı davaya karşılık olarak haksız bir şekilde eldeki davanın açıldığını ve bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, olmadığı takdirde Suluova, Sinezi'de muristen kalan tüm taşınmazların davacılar tarafından kullanılmasından kaynaklanan tazminat hakkının tespit edilip eldeki davada takas ve mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili 02.02.2023 tarihli ve “Cevap Dilekçesi ve Delillerin Islahı” konulu dilekçe ile özetle; ecrimisil isteminin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında fiili taksim yapıldığını, davalının dava konusu taşınmazlarda kullandığı davacı paylarına karşılık davacının da aynı miktarda davalı paylarını başka taşınmazlarda kullandığını, intifadan men koşulunun sağlanmadığını, ecrimisil şartlarının oluşmadığını, davacının payında hata yapıldığını, davalının yargılama aşamasında vefat eden diğer davacı ...’in mirasçısı olduğunu, dava dilekçesi ile talep edilen 20.000,00 TL’nin tamamının davacı ...’ya ait olmadığını, takas ve mahsup istemine yönelik alacak istemlerinden vazgeçtiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.10.2019 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile dava konusu 16, 41, 121, 2 25... parsel sayılı taşınmazlarda davacı ...'nun payına yönelik davalı tarafça yapılan müdahalenin men’ine, 16 No.lu parsel için 19.940,63 TL., 41 No.lu parsel için 31.911,05 TL, 107 No.lu parsel için 3.497,40 TL, 121 No.lu parsel için 41.108,06 TL, 225 No.lu parsel için 53.901,24 TL ecrimisil bedellerinin dava tarihi olan 13.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacı ...'na verilmesine, davalının takas - mahsup defi'nin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. 09.02.2021 Tarihli Bozma Kararı 1.Mahkemenin 10.10.2019 kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2020/1852 Esas, 2021/1068 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, “... Davalı vekilinin zamanaşımı def'ine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, davanın 13.10.2006 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 20.000,00 TL (ecrimisil talebi için) değer gösterilerek açıldığı, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu uyarınca davacılar vekilinin 30.03.2012 havale tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden (150.358,72 TL) 130.358,72 TL davasını ıslah ettiği, ıslah dilekçesinin davalı vekiline 13.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 16.04.2012 tarihli dilekçesi ile ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, "belirsiz alacak davası" 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda düzenlenmediği halde 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (mad.107) ile düzenlenmiş bir dava çeşididir.
Somut olayda, Mahkemece, her ne kadar ıslahla artırılan değer üzerinden kabul kararı verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, az yukarıda da belirtildiği üzere, dava 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu 13.10.2006 tarihinde dava değeri 20.000,00 TL gösterilerek açılmış olup HUMK’da belirsiz alacak davası türü tanımlanmamıştır. Başka bir anlatımla, davanın açıldığı tarihte Türk Hukuk Sisteminde belirsiz alacak davası şeklinde bir dava türü bulunmamaktadır. O halde, HMK'nın 448. maddesinde bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı belirtildiğine ve eldeki davada 1086 sayılı HUMK döneminde açıldığından HMK'nın belirsiz alacak davasına ilişkin 107. maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığına göre, Mahkemece ıslah ile artırılan kısımlara karşı süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunulmasına rağmen ıslaha değer vermek suretiyle ıslah edilen miktarın hüküm altına alınarak karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
B. Mahkemece 09.02.2021 Tarihli Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacının el atmanın önlenmesi iddiasını ispat ettiği, Yargıtay bozma ilamında izah edildiği üzere davalı tarafın zamanaşımı def’inin yerinde olduğu, davanın dava dilekçesi ile talep ettiği 20.000,00 TL üzerinden ecrimile hak kazandığı, ıslaha konu bakiye kısmın zamanaşımına uğradığı ve davalının takas-mahsup isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 16, 41, 121, 2 25... parsel sayılı taşınmazlarda davacı ...'nun payına yönelik davalı tarafça yapılan müdahalenin men’ine, 16 No.lu parsel için 4.125,65 TL, 41 No.lu parsel için 4.125,65 TL, 107 No.lu parsel için 3.497,40 TL, 121 No.lu parsel için 4.125,65 TL, 225 No.lu parsel için 4.125,65 TL ecrimisil bedellerinin dava tarihi olan 13.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacı ...'na verilmesine, davalının takas - mahsup def'inin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. Bozma ilamları arasında çelişki oluştuğunu, c. Mahkemece çelişkili karar verildiğini, d. Zamanaşımının davanın açıldığı tarihte kesildiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu ve HMK’nın yürürlüğe girmesi ile lehe kanun ilkesinin geçerli olacağını, e. Tazminat hakkının zamanaşımına uğramadığını ve ıslahın süreye tabi olmadığını, f. Davalının kötüniyetli haksız fiilde bulunan olduğunu, g. İntifadan men şartının yerine getirildiğini beyan etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. Islah dilekçelerinin dikkate alınmadığını, c. Yargıtay bozma ilamına uyma kararı verilmesine rağmen usulü kazanılmış haklar gözardı edilerek davalı aleyhine fahiş miktarda vekalet ücretine karar verildiği gibi harç konusunda da aynı hatanın tekrar edildiğini, c. Bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleşmesi nedeni ile yeniden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, d. Dava dilekçesinde talep edilen 20.000,00 TL’nin tamamının davacı ...’ya ait olmadığını, davalının yargılama aşamasında ölen diğer davacı Necdet’in mirasçısı olması sebebiyle toplam 16.000,00 TL’nin davacıya ait olduğunu, e. Fiili taksim nedeniyle el atmanın önlenmesi talebinin reddi gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 28.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.