Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15582 E. 2025/4879 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15582
Karar No
2025/4879
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/360 E., 2024/307 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi ...'ın 15.07.2014 tarihinde davalılara ait iş yerine ilişkin hizmetin ifası esnasında kullanmış olduğu motosiklete başka bir aracın çarpması neticesinde vefat ettiğini, olaya ilişkin Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/551 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ileri sürerek, 15.07.2014 tarihinde murisin vefatı ile sonuçlanan kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... adında aynı bölgede 2 tane birbirinden bağımsız fırın bulunduğunu, ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, diğer firmanın sahibinin ... olduğunu, iş yerinde ...'ın hiç bir kaydı ve fiili çalışmasının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı ... ile arkadaş oldukları için zaman zaman birbirlerine yardımlarının olduğunu, aynı isimli kendilerine ait ayrı fırınların bulunduğunu, davacının murisi ile resmi ve fiili hiçbir bağlantısının bulunmadığını, iş ilişkisinin bulunmadığını, murisin kaza yaptığı motorun, diğer davalının kardeşi ...'a ait olduğunu, davacının murisinin özel işleri için motoru ödünç aldığını bildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 3.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; murisin kaza tarihinde sigortalılık kaydının olmadığını, murisin geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olarak tespit edilemediğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2021 tarih ve 2020/106 - 2021/150 E.K. sayılı kararıyla; ... ile davalı iş yeri arasında işçi işveren ilişkisinin olmadığı, söz konusu olayın sadece trafik kazası olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarih ve 2022/2246 - 2022/604 E.K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Daire kararı ile "Mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Somut olayda, dava konusu kazanın iş kazası sayılması için; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla veya sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda gerçekleşmesi gerektiği göz önüne alınarak, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin faaliyeti ilgili kurumlardan, bordro tanıkları ve komşu iş yeri tanıklarından sorulmalı, iş yerinin ekmek fırını mı pide fırını mı olduğu üzerinde durulmalı, iş yerinde motor kurye ile dağıtım hizmeti verilip verilmediği saptanmalı, iş yerinde dağıtım ve motor kurye hizmeti varsa, davacının olay tarihi itibariyle dağıtım ve motor kurye görevi bulunup bulunmadığı belirlenmeli, müteveffanın aracı kendi özel işleri için kullanıp kullanmadığı, kazanın kendi özel işini yaparken meydana gelip gelmediği araştırılmalı, davacının görevlendirilmesi ile ilgili bilgi ve görgüye sahip olan tespit edilecek tanıklar dinlenmek ve önceki beyanlarıyla varsa çelişkiler giderilmek suretiyle kazanın meydana geliş şekli hiçbir kuşku ve duraksamaya sebep olmayacak somut şekilde ortaya konulmalıdır." şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2024 tarih ve 2023/360 - 2024/307 E.K. sayılı kararı ile bozma kararı doğrultusunda yargılamaya devam için tensip zaptının düzenlendiği ve tebliğlere esas delil avansı yatırması için davacı tarafa süre verildiği, tensip ara kararı gereği delil avansı yatırılmadığı, avans olmadığından davalılardan Kadir'e ve SGK vekiline tebligat çıkarılamadığı, SGK vekiline elden tebliğ yapıldığı, davalı Kadir'e tebliğ işleminin yapılamadığı, yeniden davacı tarafa 30.01.2024, 30.05.2024 tarihli duruşmalarda ara karar ile delil avansı yatırması için süre verildiği, vekil tarafından 30.05.2024 tarihli duruşmada müvekkilinin avans yatırmayacağını beyan ettiği, duruşma sonrası da yine avans yatırılmadığından davalı Kadir'e tebliğ ve bozma ilamında belirtilen eksikliklere dair işlemlerin ara kararlarının yapılamadığı, bozma kararında belirtilen gerekli araştırmaların avans eksikliğinden tamamlanmadığından ve de iddia ispatlanamadığından, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazası olduğunun tespitine ilişkindir. Mahkemece bozma sonrası, gerek tensip zaptı ile gerekse 30.01.2024 ve 30.05.2024 tarihli duruşmalarda davacı vekiline 2023 yılı tebligat giderinin 87,00 TL, tanık ücretinin 70,00 TL, posta gidiş dönüş ücretinin 100,00 TL olması nedeniyle, tanık tebligat, tanık ücreti, müzekkere giderlerine esas olmak üzere 2.000,00 TL delil avansı yatırması için 2 hafta kesin süre verildiği, aksi halde dosyanın mevcut haliyle değerlendirileceğinin ve celse harcına hükmedileceğinin, ayrıca delil avansı yatırılmaması nedeniyle duruşmanın ertelenmesi halinde davacı taraftan 2023 yılı celse harcı olan 101,20 TL'nin tahsil edileceğinin ihtar edildiği, davacı vekili ...'un 20.06.2024 tarihli beyan dilekçesinde davacının gider avansını yatıramayacağını belirttiğini bildirdiği, Mahkemece bozma kararında belirtilen gerekli araştırmaların avans eksikliğinden tamamlanmadığından ve iddia ispatlanamadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrası g bendinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 120. maddesi “harç ve avans ödenmesi” başlığını taşımakta olup; “(1)Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken Mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2)Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, Mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesi ile “(1)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için Mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2)Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan Kanun'un 325. maddesinde ise; “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir.” hükmü yer almaktadır. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1)Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için Mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Burada gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup; gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davalıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken Mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448. maddesine göre: “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” Bu durumda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir. Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3), delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 45/3). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise Kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; Kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, Mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanun'un 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin Kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüte yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, Mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241; 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12.12.2012 gün 2012/9-1202-1218 sayılı kararları). İncelenen dosya kapsamına göre davanın, iş kazası olduğunun tespitine yönelik kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek; 6100 sayılı Kanun'un 325. maddesi hükmü gereğince, bozma kararının gereklerinin yerine getirilebilmesi için yapılacak işlemlere ait giderlerin, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15582, K. 2025/4879, T. 25.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-15582-e-2025-4879-k-558a868f0f71