Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1313 E. 2024/3623 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1313
Karar No
2024/3623
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/21 E., 2023/445 K. DAVA TARİHİ : 30.06.2015 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... ile müvekkili arasında düzenlenen 27.11.2014 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı ...'un 249 parsel, 63772 ada 2 parsel, 63751 ada 1 parsel ve 63752 ada 4 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamının satışının müvekkiline vaadedildiğini, satış bedelinin ödendiğini, satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, buna rağmen hisselerin davalıya satıldığını belirterek davalı adına kayıtlı payların iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.05.2016 tarihli ve 2015-188 Esas, 2016-143 Karar sayılı kararı ile; "249 parselde davalı payı bulunmadığından diğer taşınmazlar yönünden ise dava dışı ...'un kendi hisselerinin değil annesi ve babasından intikal eden hisselerinin davalıya satıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.05.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve 2016-16504 Esas, 2019-8229 Karar sayılı kararıyla; vaat borçlusu dava açılmadan önce paylarını 3. kişi konumundaki davalıya devretmiş olduğundan ve muvazaa iddiası yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğinden, dava konusu taşınmaz maliki olan davalının iyiniyetli olup olmadığı, söz konusu taşınmazların el ve işbirliğiyle devredilip devredilmediği belirlenerek şerhin varlığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 249 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalının bu taşınmazda hissesi olmadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dava konusu 63772 ada 2 parsel, 63751 ada 1 parsel ve 63752 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin geçerli bir satış vaadi sözleşmesine dayanarak ...’dan taşınmazdaki tüm hak ve hisselerini satın aldığını, bilirkişi raporunun yetersiz ve bilimsellikten uzak olduğunu, bilirkişi raporunda hakimin kanaatine etkileyecek şekilde yorum yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın iki farklı sebepten reddedildiğini, bu nedenle birden fazla vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 716 ncı maddesi uyarınca mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 97 nci maddesi uyarınca karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu 249 parsel sayılı taşınmazda davalının payının bulunmadığı, dava konusu 63751 ada 1 parsel, 63752 ada 4 parsel ve 63772 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarda ise vaat borçlusu ...’un anne ve babasından kendisine intikal eden hisseleri davalı ...’a sattığı, 27.11.2014 tarihli 28082 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinde vaat borçlusu ...’un murislerinden intikal ile gelen veya gelecek payların devrine ilişkin bir ifadeye yer verilmediği, bu yönde bir tasarrufu olmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanunu'nun 440 ıncı maddesinin 3 inci fıkrasının 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1313, K. 2024/3623, T. 09.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-1313-e-2024-3623-k-ff067b18bead