Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1139 E. 2024/5865 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1139
- Karar No
- 2024/5865
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3005 E., 2023/2320 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/4 E., 2023/349 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi...in 30.12.2012 tarihinde vefat ettiğini, geride mirasçıları olarak eşi ... ile müşterek çocukları Kemal ile ...'ın kaldığını, bu hususta İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/38 Esas, 2013/14 Karar sayılı kararının bulunduğunu, davalı ...'in, davacılardan ...'ın 2011 yılında boşandığı eşi olduğunu, hükmedilen iştirak nafakası ile maddi tazminatın tahsili için başlattığı icra takibi nedeniyle muristen intikal eden taşınmaza haciz koydurup icra mahkemesince verilen yetki belgesi ile açtığı ortaklığın giderilmesi dava dosyasında ibraz ettiği İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/602 Esas, 2022/686 Karar sayılı veraset ilamında, davacılardan ...'in mirasçı olarak gösterilmediğini, davalının eski eş olması nedeniyle Kemal'in mirasçı olduğunu bildiği halde mahkemeden bu hususu kötü niyetli olarak gizleyerek borçlu payının daha fazla olmasını amaçladığını, taraflar göçmen olduğundan Kemal'in babasından farklı bir hanede kayıtlı olduğunu, ortaklığın giderilmesi davasına doğru olan mirasçılık belgesini sunduklarında, mahkemece yanlış olan mirasçılık belgesinin iptali için dava açılması konusunda kendilerine süre verildiğini ileri sürerek İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/602 Esas, 2022/686 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/38 Esas, 2013/14 Karar sayılı kararı ile tespit edilen şekli ile mirasçıların tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı mirasçı olmadığından bu davada taraf olmayacağını, ... ve ...'ın iptali istenen mirasçılık belgesinde mirasçı olduklarını, Kemal'in açacağı davada davalı olmaları gerektiğini, iptali istenen mirasçılık belgesinin mahkemece verilen süre ve yetki üzerine açıldığını, kararın mahkemece nüfus kayıtlarına göre ve resen verildiğini, kendi kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; mirasçılık belgesinin iptali davasının, iptali istenen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişilere karşı açılması gerektiği, yetki belgesi ile dava açan kişiye karşı eldeki davanın açılamayacağı, davalının mirasçılık sıfatı bulunmadığından pasif husumet ehliyeti de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davalının resmi belge düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan soruşturulduğunu, davanın açılmasına davalının davranışlarının sebep olduğunu,
b. Ortaklığın giderilmesi davası sırasında verilen kesin süre ve yetki ile iş bu davanın açıldığını,
c. Dosyanın davacıları arasında hiçbir çekişme ve hukuki tartışma bulunmadığını, bu nedenle eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının olduğunu, mirasçılık belgesinde gösterilmeyen davacı mirasçı Kemal ile diğer davacılar annesi ve kardeşi arasında çekişme olmadığından bu kişilere karşı dava açılmasının gereksiz olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 598 inci maddesinde, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, Sulh Mahkemesi'nce veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır. Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge; mirasbırakanla mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir.
Türk Medeni Kanunu'nun 575 inci maddesi hükmüne göre, miras ölümle açıldığı gibi aynı Kanun'un 30 uncu maddesi hükmüne göre de; nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde, gerçek durumun her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu düzenlenmiştir.
Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davaların kural olarak hasımsız açılması ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu olgunun sonucu olarak bu tür davalar sonucunda verilen hükümler kesin hüküm oluşturmadığı gibi, hatalı oldukları öne sürülerek her zaman için iptalleri de istenebilir. Re'sen araştırma prensibi egemen olan bu tür davalarda davacı taraf sadece miras bırakanın öldüğünü, kendisinin soybağı, evlilik veya evlat edinme nedeniyle miras bırakanın mirasçısı olduğunu ve dava dilekçesindeki diğer iddialarını kanıtlamak zorundadır. Nüfus aile kayıtlarını getirterek miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve tüm mirasçıların miras paylarını belirlemek ise hakimin görevidir. Mirasçıların ve paylarının belirlenebilmesi için gider yapılması gerektiğinde bu giderlerin davacı tarafça karşılanması gerektiği kuşkusuzdur.
Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ise mirasçılar arasında zorunlu arkadaşlık bulunmaktadır. Dava sonucunda verilecek hükümle hukuksal durumları etkilenebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler ile ölmüşlerse bunların mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.