Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1097 E. 2024/2552 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1097
Karar No
2024/2552
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/356 E., 2023/812 K. DAVA TARİHİ : 10.11.2010 KARAR : Tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine Taraflar arasında görülen muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; miras bırakanları ...'ın 20.08.2010 tarihinde öldüğünü, dava konusu 529 parsel sayılı taşınmazın 16.03.1983 tarihinde yapılan kadastroda senetsizden miras bırakan ...'ın tasarrufunda iken 1979 yılında kayıtsız ve şartsız davalı oğlu Mustafa'ya bağışlayıp zilyetliğini devrettiğini, taşınmazın bu suretle davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, daha sonra satışlar suretiyle diğer davalılara intikal ettirildiği, taşınmaza ilişkin satışların muvazaalı olduğunu, miras bırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla taşınmazını davalıya muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.01.2012 tarihli ve 2010/562 Esas, 2012/13 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.01.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.06.2012 tarihli ve 2012/4721 Esas, 2012/8049 Karar sayılı kararıyla; senetsizden miras bırakanın bağışından söz edilerek 01.04.1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığı belirlenmek suretiyle Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediği, 3. Davacıların tapu iptali ve tescil isteği yanında, tenkis isteğinde de bulundukları, koşullarının varlığı halinde, belirlenecek tenkis bedelinin davalı ...'dan tahsili gerekeceği, Mahkemece yasal olmayan gerekçelerle tenkis isteğinin de reddine karar verildiği, davacıların Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/366 Esas sayılı dosyasında dava konusu ettikleri taşınmazın terekeye dönüp dönmeyeceği de gözetilerek tenkis konusunda hükme yeterli araştırma ve incelemenin yapılması, tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm delillerin toplanması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların tapu iptali ve tescil davasının reddine, tenkis taleplerinin davalı ... yönünden kabulüne, davalılar ... ve...yönünden tenkis talebinin pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; miras bırakanın davacılara da kazandırmalarda bulunduğunu, Mahkemece bu kazandırmaların tenkis hesabında dikkate alınmadığını, miras bırakanın saklı pay ihlal kastı ile hareket edip etmediğinin yeterince araştırılmadığını ileri sürerek Mahkeme kararının lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Tenkis davasının konusunu, miras bırakanın saklı payları ihlâl eden tasarrufları oluşturur. Tenkise tâbi tasarruflar, sağlararası ve ölüme bağlı tasarruflar olarak ikiye ayrılmaktadır. Belirtmek gerekir ki bu ayrımın yapılması tenkis davası bakımından oldukça önemlidir. Zira miras bırakanın tasarruf nisabını aşan tüm ölüme bağlı tasarrufları tenkise tâbi iken, sağlararası tasarrufları ise sadece 4721 sayılı Kanun'un 565 inci maddesinde sayılan gruplardan birine ait olması durumunda tenkise tâbi tutulur. Ayrıca 565 inci maddenin son bendi kapsamında bir sağlararası tasarrufun tenkis edilebilmesi için tasarrufun saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla yapıldığının açık olması gerekmektedir. 2. 4721 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre, "Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler". Buna göre tenkis davası, mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olması hâlinde açılabilir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği ise mirasın açıldığı tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir. 3. Tereke; miras bırakanın ölüm tarihi itibari ile sahip olduğu ve mirasçılarına intikal edebilen mal, hak, alacak ve borçların tümüdür. Miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün belirlenebilmesi için terekenin ölüm tarihindeki değerinin tespit edilmesi ve kanunda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılmasıyla net terekenin hesaplanması ve bu değerden saklı paylar toplamının çıkarılması gerekir. 4. Tereke denildiğinde akla ilk olarak miras bırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara intikali elverişli olan mal ve haklar gelse de; tasarruf nisabının belirlenmesinde esas alınan tereke, yalnızca aktif değerlerden ibaret değildir. Net terekenin hesaplanabilmesi için miras bırakanın mal varlığının aktifine; denkleştirmeye tâbi tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 669), tenkise tâbi sağlararası tasarrufları (4721 sayılı Kanun md. 508, 565) ile hayat sigortası satın alma bedeli (4721 sayılı Kanun md. 509, 567) değerlerinin terekeye eklenmesi gerekir. Buna karşılık miras bırakanın tenkise tâbi ölüme bağlı tasarrufları net terekenin hesabında terekenin aktifine eklenmez. Zira bu tasarruflar, miras açıldığı anda henüz terekeden çıkmamış olduğundan, böyle bir toplama yanlış ve yanıltıcı sonuçlar verir (............Türk Özel Hukuku-Cilt IV-Miras Hukuku, ....-2019, s. 255). 5. Türk Medeni Kanunu'nun 507 nci maddesinin ikinci fıkrası ile tasarruf nisabının hesaplanması için terekeden çıkarılması gereken değerler düzenleme altına alınmıştır. Hükme göre hesap yapılırken; miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, miras bırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir. 6. Miras bırakanın mevcut mal ve haklarına, yukarıda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılması sonucunda farazi bir tereke değeri elde edilmiş olur ve ortaya çıkan bu değere tenkise esas tereke adı verilir. Belirtmek gerekir ki; tereke değerinin hesaplanmasında yapılan bu eklemeler ve çıkarmalar varsayımsaldır, yani kâğıt üzerinde yapılan bir hesap işlemidir. Gerçek anlamda terekeye fiilen bir değerin dahil olması veya terekeden çıkması söz konusu değildir. 7. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Tasarrufun saklı payı ihlal edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Ayrıca sabit tenkis oranı hesaplanırken de bu rakam esas alınır. 8. Uygulamada miras bırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına, sabit tenkis oranı denilmektedir. Özellikle tenkis konusu kazandırma bölünemeyecek bir mal ise, tenkisin aynen yapılması mümkün değildir. Bu durumlarda tenkis, kazandırmanın parasal değerine göre hesaplanır. Burada miras bırakanın ölüm gününe göre tenkis edilecek miktarın, taşınmazın o günkü değerine oranı esas alınarak, bu oranın aynısının karar tarihine en yakın andaki taşınmazın değerine uygulanması suretiyle ödenecek miktar tespit edilir. 9. Sabit tenkis oranı hesaplanırken ayrıca 4721 sayılı TMK'nın 570 inci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561 inci maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan kazandırma tenkise tâbi olursa 563 üncü maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. 10. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. 11. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. 12. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564 üncü maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse de sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. 13. Konuya ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Bölünmez Mal Vasiyetinde" Başlıklı 564 üncü maddesi şöyledir: "Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir. Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir. Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır" 14. Açıklanan maddede tercih hakkının kullanılmasına göre iki ihtimal öngörülmüştür; ya davacı, saklı payının dışında kalan kısmın değerini davalıya nakden öder ve tasarrufa konu malın tamamı davacı adına tescil edilir ya da davalı, davacının saklı payına denk gelen kısmın değerini davacıya nakden öder ve tasarrufa konu malın tamamı davalı adına tescili edilir. Ancak her iki ihtimalde de paylı/hisseli tescile değil tasarrufa konu malın tamamının tesciline karar verilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/2-528 Esas, 2010/77 Karar sayılı ilamında da; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 564 üncü maddesine göre seçme hakkının taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi yönünde kullanılamayacağı belirtilmiştir. 3. Değerlendirme 1. Davacılar dava dilekçesinde dava konusu 529 parsel sayılı taşınmazın 16.3.1983 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları esnasında senetsizden mirasbırakan ...'ın nizasız- fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda iken 1979 yılında kayıtsız ve şartsız davalı oğlu Mustafa'ya bağışlayıp zilyetliğini devrettiğini ileri sürerek tenkis talep etmişler ise de; sağlararası tasarruflar sadece 4721 sayılı Kanun'un 565 inci maddesinde sayılan gruplardan birine ait olması durumunda tenkise tâbi tutulacağından dava konusu tasarrufun saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla yapıldığının açık olması gerekmektedir. Ne var ki Mahkemece, mirasbırakanın saklı pay ihlal kastının olup olmadığının yeterince araştırıldığını söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Nitekim davalı ...'ın yargılama sırasında verdiği beyan dilekçeleri ve temyiz dilekçesinde de ileri sürdüğü üzere miras bırakanın davacılara da kazandırmalarda bulunduğu iddia olunan parseller yönünden Mahkemece bir araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca Mahkemece yapılması gereken iş, bağış tarihi ile mirasbırakanın 4721 sayılı Kanun'un 565 inci maddesine göre davalının dilekçesinde gösterdiği taşınmazlar yönünden davacılara da temlik edilen taşınmazların olup olmadığının araştırılarak saklı pay ihlal kastının olup olmadığının belirlenmesi, saklı pay ihlal kastının olduğunun anlaşılması halinde tenkise yönelik inceleme yapılması, saklı pay ihlal kastının olmadığının anlaşılması halinde ise tenkis talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Kabule göre de, Mahkemece de hükme esas alınan 08.04.2023 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Nitekim bozma ilamında Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/366 Esas sayılı dosyasında dava konusu edilen taşınmazın terekeye dönüp dönmeyeceğinin de gözetilmesi gerektiği belirtilmiş, bahsi geçen davanın kabulüne karar verilerek 62 ada 48 parsel sayılı taşınmaz terekeye döndüğü halde taşınmaz temlik dışı terekeye dahil edilmemiştir. 3. Yine dosya üzerinde yapılan incelemede mirasbırakan adına kayıtlı bulunan 420 parsel sayılı taşınmazın da 08.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda temlik dışı terekeye alınmadığı görülmektedir. 4. Diğer yandan, mirasbırakana ait 480, 82, 280 ve 421 parsel sayılı taşınmazların 2021 tarihinde ortaklığın giderilmesi yoluyla satıldığı, 08.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazlara yönelik değerlerin ise hatalı olarak resmi akitteki tapu harcı bedelleri değerlendirilmek suretiyle hesaba katıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle karar verilmesi de isabetsiz olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1097, K. 2024/2552, T. 13.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-1097-e-2024-2552-k-7f651c5efbe4