Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5748 E. 2024/159 K.
Konu: El Atmanın Önlenmesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5748
- Karar No
- 2024/159
- Karar Tarihi
- Konu
- El Atmanın Önlenmesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/79 E., 2023/384 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 1559 ada 620 parsel zemin kat 13 No.lu bağımsız bölümde, 16.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 30 m² alana el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin paydaş malik olduğu bulunduğu 13 numaralı bağımsız bölümün davalıya kiraya verildiğini, davalının da taşınmazı komşu bağımsız bölümlerle birlikte, aradaki duvarı kırdırarak kullandığını, davalının 13 numaralı bağımsız bölümü tahliye etmesine rağmen bağımsız bölümün bir kısmını komşu bağımsız bölüme ilave ederek kullanmaya devam ettiğini belirterek, el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; mimari projeye aykırı bir durum bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.06.2015 tarihli ve 2014/43188 Esas, 2015/259 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 1559 ada 620 numaralı parselde bulunan ... Apartmanı 13 numaralı bağımsız bölüme bilirkişi raporlarında turuncu ve sarı çizgi ile gösterilen bina zemin kat oturumunda kuzeydoğu köşeden 3. kolon ile bu kolon asansör kovasının kuzey berdesi arasındaki 30 m² kısma el atmanın önlenmesine, davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 8.400,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 20.10.2021 tarihli ve 2021/4614 Esas, 2021/2095 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli açıklıkta olmadığı, davalının kullandığı bağımsız bölümün tapu kaydının dosya arasına getirtilerek tapu kayıt malikinin kim olduğunun araştırılması, bağımsız bölümü davalının kullandığı sabit ise de, davalı taşınmazı kira ilişkisine dayalı olarak kullandığı için tapu kayıt maliki ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan davanın tapu kayıt malikine yöneltilmesi sağlanarak ve infaza elverişli bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamında davalı Akbank’ın dava konusu yeri kiracı sıfatıyla kullandığı ve kiralayanın davaya dahil edilmesi gereğine değinilmişse de davalının kullandığı 16 No.lu bağımsız bölümün malikinin davalının kendisi olduğu, davacının iddiasının ise kendisine ait 13 No.lu bağımsız bölüme müdahale edildiğine ilişkin olduğu, davalının kira ilişkisi ile kullanmış olduğu 13, 14, 15 numaralı bağımsız bölümlerin eldeki dava ile ilgisi bulunmadığı, bu nedenle farklı bir tarafın davaya dahil edilmesi yoluna gidilmediği, bozma sonrası alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu kat mülkiyeti kurulu taşınmazda, proje ile tapu kayıtları arasında bir uyumsuzluk bulunduğundan mahkemece tapu kayıtlarına göre değerlendirme yapıldığı, dava konusu bağımsız bölümün 30 m² kısmına davalı tarafından el atıldığının anlaşıldığı belirtilerek, 1559 ada 620 parsel zemin kat 13 No.lu bağımsız bölümde, 16.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 30 m² alana el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz başvurusunda, mahkemenin vekalet ücreti yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğuna ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz başvurusunda, dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu binada proje ile fiili durum arasında farklılıklar bulunduğunu, bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile hükme esas alınan rapor arasında çelişki bulunduğunu, mahkemece eksik araştırma ile yetinilerek karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çaplı taşınmazda bağımsız bölüme yönelik el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tarafların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.