Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5328 E. 2024/4498 K. – Muhdesat Aidiyet

Konu: Muhdesat Aidiyetinin Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5328
Karar No
2024/4498
Karar Tarihi
Konu
Muhdesat Aidiyetinin Tespiti

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2340 E., 2023/2662 K. DAVA TARİHİ : 10.08.2021 KARAR : İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/1088 E., 2023/611 K.

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 1608 ada 223 parsel sayılı taşınmazda davalı ..., dava dışı ..., ..., ... ve ...ile müştereken malik olduğunu, Samsun 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1542 Esas sayılı dosyasında iş bu parsel ile ilgili davalı ... tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, parsel üzerindeki iki katlı evin tamamı, ahır, garaj, tütün kurutma alanı, sondaj kuyusu ve ekipmanlarının müvekkili tarafından yapıldığını beyan ettiklerini, bu hususun davalı ... tarafından kabul edilmediğini ancak dava dışı hissedar ..., ..., ... ve ...tarafından davaya konu parsel üzerindeki muhdesatların aidiyetlerinin müvekkiline ait olduğunun kabul edildiğini ve bu hususta mahkemeye beyanda bulunulduğunu, dava konusu taşınmazda bulunan iki katlı evin tamamının, ahırın, garajın, tütün kurutma alanının, su sondaj kuyusu ve ekipmanlarının ... tarafından yapıldığını, ...'ün imar barışı yasasından yararlanmak için ... Belediyesine başvurduğunu, başvurusunun kabul edilerek yapı kayıt belgesi verildiğini belirterek 1608 ada 223 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki iki katlı evin tamamı, ahır, garaj, tütün kurutma alanı, su sondaj kuyusu ve ekipmanların mülkiyetinin davacı ...'e ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; bahsi geçen yapıların malikinin kök muris Hüseyin Türk olduğunu, yapıların kök muris tarafından yapıldığını ve ücretlerinin de kendisi tarafından ödendiğini, davacının yapıların yapımında maddi bir katkısının bulunmadığını, taşınmazların yaklaşık 25 yıllık bir yapı olduğunu, kök murisin burada ikamet ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dosya kapsamında dava konusu taşınmazın davalı dışındaki diğer paydaşlarının kabul beyanlarının bulunduğu, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarının uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 31/10/2012 tarihinde kesinleştiği, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı ve edinme sebebinde dava konusu muhdesatların A, B, C ve D harfleri ile gösterilerek tutanakta yer aldığı’’ gerekçesiyle "davanın kısmen kabulü ile 1608 ada 223 parsel üzerinde bulunan 2 katlı binanın, ahır, garaj ve su sondaj kuyusu ile ekipmanlarının davacı tarafından meydana getirildiğinin ve yaptırıldığının tespitine ve bu hususun tapu kaydındaki beyanlar hanesine şerh düşülmesine, taşınmaz üzerinde bulunan tütün kurutma alanı yönünden muhdesatın tespiti talebinin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1965 yılında kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesinin kadastro kesinleşme tarihini 31.10.2012 olarak kabul ettiğini ancak bu tarih yenileme kadastrosu tarihi olup hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, davacının hukuki yararının bulunmadığını, yapı kayıt belgesinin delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini diğer paydaşların kabul beyanlarının tarafsız olmadığını, davacı ile aralarında menfaat birliği bulunduğunu, tanık beyanları çelişkili olduğunu belirtilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili istinafa adli yardım talepli başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.09.2023 tarihli ara kararı ile davalı ...’ün adli yardım talebi kabul edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ‘’davanın kabulünün isabetli olduğu ancak mahkemece muhdesatın bulunduğu taşınmazın kadastro tespit tarihinin 31/10/2012 olarak kabul edildiği halbuki bu tarihin uygulama kadastrosu tarihi olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 18/12/1965 tarihinde yapıldığı muhdesatların ise kadastro tespitinden sonra davacı tarafça meydana getirildiği, Kadastro Kanunu m.19/2 gereği kadastro öncesi meydana getirilen yapıların beyanlar hanesine şerh düşülmesinin mümkün olduğu, kadastro sonrasında meydana getirilen yapıların beyanlar hanesine işlenmesinin mümkün olmadığı, mahkemece yapıların davacılarca meydana getirilmesine ilişkin hükmün beyanlar hanesine işlenmesinin hatalı olduğunu, üstelik dava dilekçesinde de böyle bir talebin bulunmadığını, davalı taraf vekalet ücretine yönelik istinafta bulunmuşsa da mahkemenin ilk kararını davalı taraf istinaf ederken dava değerine, harç ve vekalet ücretine yönelik istinafta bulunmadığını bu haliyle vekalet ücretinin davacı lehine kazanılmış hak olduğundan vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı’’ gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 1608 ada 223 parsel üzerinde bulunan 2 katlı binanın, ahır, garaj ve su sondaj kuyusu ile ekipmanlarının davacı tarafından meydana getirildiğinin ve yaptırıldığının tespitine taşınmaz üzerinde bulunan tütün kurutma alanı yönünden muhdesatın tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m).Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

4. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5328, K. 2024/4498, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5328-e-2024-4498-k-949cf06136cf