Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5112 E. 2023/6057 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5112
Karar No
2023/6057
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/318 E., 2023/225 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen satış sözleşmesine dayalı tapu iptali tesci, terditli olarak alacak, davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, 21.11.2013 tarihli dilekçesi ile davalının vekili tarafından düzenlenen 13.10.2006 tarihli 29995 yevmiye No.lu noter satış vaadi sözleşmesi ile 327, 693, 723 ve 751 sayılı parsellerde davalı adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili, ayrıca arsaların değeri artmış olduğu için bilirkişi incelemesi ile arsa değerlerinin güncel olarak sahip şeması ile birlikte elde edeceği karın fazlaya dair haklar saklı tutularak davalıdan tahsili istenmiştir. Davacı vekili, 11.09.2014 tarihli dilekçesi ile tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise davacının satın aldığı hisselerin dava tarihindeki güncel rayicinin tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vasisi kendisini vekille temsil ettirmiş, vasi vekili duruşmada davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI: Mahkemenin 31.03.2015 tarihli ve 2013/352 Esas, 2015/95 sayılı kararıyla; davaya konu hisselerin dava tarihindeki rayiç değerlerinin tahsilinin mümkün olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin şartları oluşmayan tapu iptali tescil talebinin reddine, davacı vekilinin alacak talebinin kabulüne 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 31.03.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vasisi ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur 2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 08.05.2018 tarih ve 2015/14100 Esas, 2018/3555 Karar sayılı ilamında; ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından 11.06.1941 tarih ve 4/21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere karşı tarafın iyi niyetli olmasının o işlemi geçerli kılmayacağı açıklanmıştır. 3. Mahkemece; davalı ...'ya temyiz dilekçesine ekli İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/6-288 sayılı 29.07.2013 tarihli vasi tayin edilmesi kararına göre, davalının eşi ...'nın vasi tayin edilmesine karar verilmiş olduğundan vesayet dosyası getirtilerek davalının vasisine dava yöneltilerek ve husumet izni kararı alındıktan sonra temyiz dilekçesine ekli 06.10.2006 ve 16.08.2006 tarihli hastane raporlarına ve hukuki ehliyetsizlik savunmasına göre dava konusu 13.10.2006 tarih, 29995 yevmiye No.lu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi tarihinden önceki ve gerekse bu tarihten sonraki raporlar ile varsa doktor ve hasta müşahade kağıtları getirtilerek dosyaya konulduktan sonra tekmil dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek temlik işleminin yapıldığı 13.10.2006 tarihi ve temlik işleminin dayanağı 12.10.2006 tarih, 26900 yevmiye nolu vekaletname tarihi itibariyle davalı ...'nın hukuki tasarruf yapma ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, buna uyulmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davalı ...'in işlem tarihlerinde fiil ehliyetinin bulunduğunun Adli Tıp Kurumu Başkanlığı raporunda açıklandığı, dava konusu taşınmazların halen iştirak halinde bulunup, satış hissedarlar dışında 3 üncü bir şahsa yapıldığından ve iştirak çözülmediğinden, satış vaadi sözleşmesi bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte, ifa olanağı bulunmadığından davacının tapu iptali tescil talebinin reddine karar verilmiştir. 2. Davacı tarafın aynı sebeple daha önceden açtığı davalardan 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/713 Esas, 2013/172 Karar sayılı dosyasında 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/207 Esas, 2008/29 Karar sayılı dosyaları da aynı gerekçelerle reddedildiği açıklanmıştır. Bu dosyadaki taraflar ile Mahkeme dosyasındaki taraflar her ne kadar aynı ise de talepler farklı olduğundan kesin hüküm şartlarının bulunmadığı kanaatine varılarak, tapu iptali tescil yönünden dava esastan reddedilmiştir. 3. 02.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerleri belirlenmiş, ancak davalının veraset ilamına göre 1/12 oranında hissesine göre sonuç belirtilmemiş ise de, davalının veraset ilamındaki hisseleri nazara alınarak taşınmazların değerleri toplam 292.658,69 TL olarak belirlenmiştir. Davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 10.000,00 TL talepte bulunduğu, davaya konu hisselerin dava tarihindeki rayiç değerlerinin tahsilinin mümkün olduğu gerekçesiyle davacının talep miktarı dikkate alınarak alacak talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının temyiz kudretine haiz olmaması sebebiyle, işlem tarihinde kısıtlı olduğunu, eksik incelemeye dayanarak hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil olmadığında tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 inci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5112, K. 2023/6057, T. 07.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5112-e-2023-6057-k-c0de98d4b2e6