Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4866 E. 2024/3878 K.
Konu: El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4866
- Karar No
- 2024/3878
- Karar Tarihi
- Konu
- El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1806 E., 2023/1606 K. KARAR : Davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/273 E., 2022/116 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkiline ait bağımsız bölümün davalı tarafından haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın 01.06.2017 tarihinden itibaren ikamet etmek suretiyle işgal edildiğini ve herhangi bir bedel ödemediğini, sözlü uyarılardan sonuç alınamadığını, icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yapılan itirazda davacının annesi olduğunu, kiracısı olmadığını ve kira vermeden taşınmazda oturduğunu açıkça beyan ettiğini belirterek el atmanın önlenmesini ve ecrimisil talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının müvekkilinin annesi olduğunu, çekişme konusu taşınmazın da babası olan ...'a ait olup tüm aile bireyleriyle birlikte oturmakta iken babası ile geçimsizlik başladığını ve halen ayrı yaşadıklarını, aile içerisindeki çeşitli sebeplerle satış gösterilerek dava konusu taşınmazın önce dava dışı kardeşi ...'a daha sonra da davacıya devredildiğini, taşınmazın aile konutu niteliğini koruduğunu, babasının mallarını fiilen paylaştırırken, davacının "...Bana bir şey olursa burası senindir" dediğini, müvekkilinin evin kendisine ait olacağı düşüncesiyle iyileştirme ve tadilat yaptırdığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bağımsız bölümün davacıya ait olduğu, davalının davacının öz kızı olduğu, çekişme konusu taşınmazda bilfiil ikamet ettiği, ecrimisil açısından davalı yanın savunmalarına itibar edilmek suretiyle annesi olan davacının bilgisi ve rızası haricinde mülkiyetindeki evi işgal ederek kötü niyetli oturmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı tanıklarının da başlangıçta davacının eşi ve çocukları ile birlikte dava konusu taşınmazda uzunca bir süre ikamet ettikten sonra eşi ve oğluyla birlikte taşınmazı tahliye ederek davalı kızına terk ettiklerini fakat taraflar arasında çıkan uyuşmazlık üzerine eldeki ecrimisil davasının açıldığı, yakın tarihe kadar davacının Ankara'ya geldikçe davalı kızının yanında aile ziyareti şeklinde kaldığı yönündeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalının zilyetliğinin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine, men'i müdahale istemi bakımından ise dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek İlk Derece Mahkemesince ecrimisil yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ve araştırma ile alınan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, sadece davalı yanın savunmalarına itibar edildiğini, tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından davalının çekişme konusu taşınmazda işgalci olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin içeriğini yineleyerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aile konutu niteliğindeki taşınmazda kira ödemeksizin oturmaya devam etme hakkı olduğunu, fuzuli şagil olmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bağımsız bölümde davacının kayden malik olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir hakkının bulunmadığı, taşınmazın davalının kullanımında olduğu, kullanım bedeli ödenmediği hususun da taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanımak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf nedenleri yerinde olmadığı, davacının istinaf nedenlerinin incelenmesinde; dava konusu konutun kullanılmasının başlangıçta muvafakate dayalı olduğu, muvafakatin 01.11.2018 tarihli icra takibi ile geri alındığı, ödeme emri 02.11.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiğinden 02.11.2018 ila dava tarihi 01.05.2019 tarihleri arası dönem için ecrimisile hükmedilebileceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu taşınmaza davalı tarafından yapılan haksız el atmanın önlenmesine, ecrimisile ilişkin talebin kısmen kabulüne, 02.11.2018 ila 01.05.2019 dönemi için 4.444,26 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ecrimisil yönünden verilen kararın ve muvafakatin icra takibiyle kalktığı değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere davalının uzun süredir bedelsiz olarak taşınmazı kullandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Türk aile yapısı gereğince bekar olan davalının aile konutunda oturmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, tapuda davacıya satış olarak gösterilmiş ise de yönetiminin hala babasında olduğunu, açılan davanın iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin işgalci olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “İyi niyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kural olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir; a) İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi, b) İlk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesi. Öte yandan, HMK’nın “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323 üncü maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326 ncı maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, bölge adliye mahkemelerinin tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı Kanun'un 16 ncı madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tabi olacağı öngörülmüştür. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.09.2018 tarih ve 2018/2 Esas, 2018/8 Karar sayılı kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında, davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı vekilince temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra, yeniden hüküm tesisi suretiyle karar verdiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararı tasdik edilmediği için ayrıca istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle Bölge Adliye Mahkemesi, tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamaz. Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemidir. Bölge adliye mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmeli ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmamalıdır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükmün A bendinin ikinci paragrafında davalı taraftan mükerrer harç alınması şeklinde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. V-C-3-1 nci bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda V-C-3-2 nci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün A bendinin b paragrafında yer alan “Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 16.394,40 TL harçtan peşin alınan 4.017,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.376,50 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,” ifadesinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, HMK'nnn 370/2 nci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.