Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4624 E. 2024/3694 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4624
- Karar No
- 2024/3694
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1180 E., 2023/1098 K. DAVA TARİHİ : 02.02.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/47 E., 2023/9 K. Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tecsil, olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalılardan ...'ın evli iken boşandıklarını, evli oldukları dönemde satın aldıkları 3270 ada 14 parsel B Blok 126 sayılı bağımsız bölümün eşe duyulan güven nedeniyle davalı ... adına tescil ettirildiğini, bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, dava konusu taşınmazın diğer davalı ...'a muvazaalı şekilde devredildiğini ileri sürerek dava konusu bağımsız bölüm tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tescilini, mümkün olmaması halinde rayiç bedelinin tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya 04/07/2022 tarihli celsede harcın yatırılması için süre verildiği ve sonuçlarının yöntemince davacıya ihtar edilmesine rağmen söz konusu harcın ikmal edilmediği gerekçesiyle dava dosyasının 05/10/2022 tarihli oturumda işlemden kaldırıldığı ve yasal süresi içerisinde harcı yatırılarak davanın yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; yerel mahkemenin 04.07.2022 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile müvekkile bilirkişi raporunda belirlenen dava tarihindeki değer üzerinden harç ikmali için gelecek celseye kadar süre verildiğini, verilen sürenin usulüne uygun olmadığını mahkemece 04.07.2022 tarihli duruşmada tarafına kesin süre verilmemiş olduğu halde, 05.10.2022 tarihli duruşmada tarafına yeniden süre verilmesi talebinin haksız ve mesnetsiz şekilde reddedildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 90, 94 ve 120 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle bilirkişi raporu tebliğ edilen davacı vekilince harç miktarının öğrenildiği ve hazır bulunduğu duruşmadan, harç ikmali için verilen süreyi takip eden celsede harca ilişkin ara kararın kuruluş şekline bir itiraz ileri sürmeyip yeniden harç ikmali için süre istediği gözetildiğinde usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 120/1, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. ” Harçlar Kanunu madde 30, “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK’nın 90 ıncı maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. Aynı Yasanın 94 üncü maddesi gereğince; Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken; 1.Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, 2. Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi, 3. Yapılacak iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi, 4.Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur. Somut olayda; 04.07.2022 tarihli celsede davacı vekiline eksik harcı ikmal etmek üzere bir sonraki celseye kadar süre verilmiş, bir sonraki celse harç tamamlanmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, dava üç ay içinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacıya, eksik harcın ikmali için verilen süre, ikmal edilmesi gereken eksik harç miktarının belirtilmemiş olması nedeni ile usulüne uygun değildir. Yukarıda belirtilen koşullarda harcın miktarı açıkça belirtilerek ihtarat yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün onanmasına ilişkin değerli çoğunluğun kararına katılmıyoruz.