Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/5783 E. 2023/4405 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5783
Karar No
2023/4405
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2701 E., 2022/522 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/1300 E., 2020/117 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av....... geldi. Duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır olan Av. Ömür Hilaloğlu’nun beyanı alındıktan sonra 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile buna dayalı olarak Yargıtay Başkanlar Kurulu tarafından alınan 13.02.2023 tarihli karar gereğince duruşmanın 25.04.2023 Salı gününe talik edilmesine karar verilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Davacı adına Av. ... ......geldi. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 10.06.2016 tarihinde davalıya ait Sırasöğütler Mahallesi/Darıca adresindeki inşaatın dış cephe kaplaması işinde çalıştığı sırada kurulan iskelenin üzerinde durulan tahtanın kırılması neticesinde düşerek iş kazası geçirdiğinden bahisle sonuç olarak 164.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, kazanın meydana gelişinde kendilerine atfedilecek bir kusur bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle kaza nedeniyle davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %40,2 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %10, davalının %90 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece yargılama aşamasında sunmuş oldukları dilekçelerde dile getirdikleri hususların dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, mahkemece davacının kaza geçirdiği belirtilen Kocaeli- Darıca ilçesi Sırasöğütler Mahallesi ....... adresinde bulunan yerin davalının işyeri olmadığını, davacı ile aralarında işçi- işveren ilişkisi bulunmadığını, kazanın olduğu yerin davalı tarafından 17.03.2014 tarihinde satın alınarak ve çevresini sandviç paneller ile kapatarak kiraya vermeyi düşünmüş ve bu kapsamda davacı tarafın da akrabası olan ve çeşitli inşaatlarda kendi nam ve hesabına iş alan ... ile götürü usulu ile çatı kaplama işi için anlaşıldığını, bu nedenle yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından dosya kapsamında yapılan tüm bilirkişi incelemelerinin davacı tarafın çalışanları olduğu düşüncesi ile alınmış olduğunu, mahkemece kendilerinin kazalı işçinin işvereni olmadığı hususundaki itirazlarının dikkate alınmadan bu hususta eksiklikler giderilmeden kusur ve hesap raporunun alındığını, aldırılan bu raporlarda da davalının kazalı işçinin işvereni olduğu kabulü ile rapor düzenlendiğini, davacı işçinin maluliyetine ilişkin yapılan itirazların da ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, davacı işçinin halen inşaatlarda çalışmaya devam ettiğini, ilk derece mahkemesi tarafından yargılamanın başında verilen tedbir kararı ile davanın esası hakkında görüşünün belirtildiğini, manevi tazminatın fazla olduğunu, manevi tazminat miktarında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesinin davacı tarafın kaza geçirdiğini belirttiği Kocaeli – Darıca ilçesi Sıra Söğütler ....... adresinde bulunan yerin davalının iş yeri olmadığını, davacı ile davalı arasında işçi – işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının eser sözleşmesi kapsamında çalıştığını, keşif yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından dosya kapsamında yapılan tüm bilirkişi incelemelerinin davacı tarafın davalının çalışanı olduğu düşüncesi ile düzenlendiğini, davacı tarafın maluliyeti ile ilgili olarak yapılan itirazların dikkate alınmadığını, İlk Derece Mahkemesinin tensip zaptı ile vermiş olduğu tedbir kararı ile yargılamanın başına kararını açıkça belli ettiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, husumet itirazları ile ilgili hüküm kurulmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20, 21 ve 95 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davacının Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının %40,20 olduğu, davalının bilirkişi hesap raporuna süresinde itiraz ettiği, hesaplamanın doğru yapılmadığını beyan ettiği, devam eden aşamada 30.06.2020 e-imza tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik oranına da itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95 inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Somut olayda davalının aşamalarda sürekli iş göremezlik oranı noktasında itirazı bulunmasına karşın yukarıda açıklanan prosedür işletilip sürekli iş göremezlik oranı kesinleştirilmeksizin yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklandığı şekilde sürekli iş göremezlik oranının her türlü şüpheden uzak şekilde belirlenmesi açısından sırasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulu'ndan ve Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi'nden rapor alınması; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması halinde raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp 2. Üst Kurulu'ndan rapor alınmak suretiyle giderilmesi, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme esas 24.10.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunun bilinen (iskontosuz) / bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiğini ve davacının kanun yoluna başvurmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/5783, K. 2023/4405, T. 25.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-5783-e-2023-4405-k-62f45e12704a