Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4383 E. 2024/3756 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4383
Karar No
2024/3756
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/195 E., 2023/277 K. DAVA TARİHİ : 30.01.2015 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ecrimisil ve alacak talepli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, 7638 ada 27 parsel (eski 7638 ada 15 parsel) sayılı mülkiyeti Orman Genel Müdürlüğüne ait taşınmaz üzerinde 374 metre uzunluğunda 60 cm çapında boru hattı geçtiğinin tespit edildiğini, 17 metrelik yapı yaklaşım mesafesinin göz önüne alındığında bunun 5.984 m² alanı kapsadığını, geriye dönük olarak 5 yıllık toplam 2.384.322,02 TL +KDV'nin yasal faiziyle ödenmesi gerektiğini, ayrıca davalı kuruma 2.183.047,20 TL deplase bedelinin yatırıldığını, bu işlemin TMK 791 inci madde kapsamında yapıldığını, davalı kurumun sebepsiz zenginleştiğini belirterek 2.183.047,20 TL deplase bedelinin faiziyle iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; el atılan tarihte taşınmazın tarla vasfında olduğunu, talep edilen ecrimisil bedelinin fahiş olduğunu, deplase işleminin tamamlandığını, yeni imal edilen hattın dava konusu taşınmazda bulunmadığını ileri sürerek deplase bedelinin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2015/64 Esas, 2017/526 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2021 tarihli ve 2020/1497 Esas, 2021/417 Karar sayılı kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 15.02.2022 tarih ve 2021/4732 Esas, 2022/1046 Karar sayılı ilamında; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, öncelikle davalının boru hattını deplase ettiği tarihin kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması, daha sonra yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenerek gerekirse (re'sen) benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek araştırma ve inceleme yapılması, taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak dava konusu taşınmazın ilk dönemde serbest koşullarda getirebileceği kira bedelinin rayice göre belirlenmesi, sonraki dönemler için ise, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak koşuluyla deplase tarihine kadar ve BOTAŞ Ham Petrol ve Doğal Gaz Hattı Tesislerinin Yapımı ve İşletilmesine Dair Teknik Emniyet ve Çevre Yönetmeliği de baz alınmak suretiyle el atılan alan üzerinden ecrimisil hesabının yapılması gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; doğalgaz boru hattının deplase çalışmalarının 11.07.2014 tarihinde başladığı ve 12.07.2014 tarihinde tamamlandığı, güvenlik mesafe hesabının 17 metrelik yapı yaklaşım mesafesi göz önüne alınarak değerlendirildiği, ecrimisil hesabına göre davacı idarenin toplam 368.572,76 TL kira alacağı olduğu, parsel dışına taşıma halinin davacının daha lehine bir durum olduğu, davalı kurumun irtifak tesis etme hakkı bulunduğu nazara alındığında, deplase bedelinin istenemeyeceği gerekçesiyle ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, deplase bedelinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın dördüncü bendinde hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, çünkü AAÜT 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, davalı lehine hükmedilecek ücretin davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinden fazla olamayacağının düzenlendiğini, deplase bedelinin reddi kararının hatalı olduğunu, ecrimisil bedelinin eksik hesaplandığını, taşınmazın bulunduğu yöreye göre düşük hesaplandığını, talep olmasına karşın KDV hususunda bir karar verilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 17 metrelik yapı yaklaşım mesafesinin yönetmelikte şehir dışında uygulanacağının belirtildiği, bu düzenlemenin şehir içinde uygulanamayacağını, raporda bu kısmın varsayımsal olarak hesaplandığını, deplase işleminin gaz kesim tarihi olan 11.07.2014 olarak alınması gerektiğini, raporda ise 12.07.2014 olarak tespit edilmesine rağmen 02.02.2015 tarihine kadar ecrimisil hesaplama yapıldığını, raporda çelişkilerin olduğunu, taraflarınca sunulan emsal kira sözleşmelerinin dikkate alınmadığını, taşınmazın niteliğinin el atıldığı tarihteki durumuna göre belirlenip buna göre ecrimisil hesaplaması yapılması gerekirken günümüz koşullarına göre hesaplama yapılmasının içtihatlara aykırı olduğunu, raporda uzmanlık alanı yetersiz kişilerin olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ecrimisil ve alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi. 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. 6100 sayılı HMK'nın 281 inci maddesi uyarınca, mahkemece bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği gibi, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir. Somut olayda, 09.09.2016 tarihli raporda işgal edilen alanın 5.332,39 m² olarak kabul edilip hesaplama yapıldığı, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise işgal edilen alanın 4.716,41 m² olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince rapordaki hesaplama kabul edilmeyerek yeniden rapor alınması yönünde bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden taraf itirazları da karşılanmadan hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir. 3. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyularak hüküm kurulsa da, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan emsal kira sözleşmelerinin dikkate alındığı, re'sen benzer nitelikteki yerlerin kira bedellerinin araştırılmadığı anlaşılmıştır. Bunun dışında, bozma ilamımızda işaret edildiği gibi ecrimisil hesabında ilk dönem olarak esas alınan 2010 yılındaki kira bedelinin rayice göre belirlenerek sonraki dönemler için, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması gerekirken bilirkişi raporunda, keşif günü tarihi itibariyle kira bedelinin belirlenip ÜFE ile önceki dönem kira bedellerinin hesaplandığı anlaşılmıştır. 4. Bu itibarla mahkemece, aralarında gayrimenkul değerlendirme uzmanının da bulunduğu alanında uzman ayrı bir bilirkişi heyetinden raporlar arasındaki çelişkileri giderir, tarafların ileri sürdüğü itirazları da karşılar nitelik ve nicelikte rapor alınması suretiyle dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil bedelinin bozma ilamımızda işaret edilen yöntemle hesaplanması suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 5. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3 üncü maddesi; "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." hükmünü içermektedir. Somut olayda, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3 üncü maddesi dikkate alındığında mahkemece davacı yararına 54.600,18 TL avukatlık ücretine hükmedildikten sonra, davacı lehine verilen vekâlet ücretini aşacak şekilde reddedilen kısım yönünden davalı lehine 271.975,92 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Yukarıda V.C.3.1 inci paragrafında açıklanan açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda V.C.3.2 ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4383, K. 2024/3756, T. 11.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4383-e-2024-3756-k-143efcc6fec8