Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6612 E. 2023/6584 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6612
- Karar No
- 2023/6584
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1936 E., 2022/2443 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumru Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/131 E., 2022/59 K. Taraflar arasındaki asıl davada tapu iptali ve tescil, ikinci kademe tazminat; birleştirilen davada el atmanın önlenmesi ve kal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl dava bakımından temliken tescil talebinin reddine, davacının tazminata yönelik talebinin kabulü ile; mahkememiz veznesine depo edilen 97.412,62 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine, birleştirilen dava bakımından davanın kısmen kabulü ile; 203 ada ve 17 parsel sayılı taşınmazdaki 02/11/2021 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen toplam 121,98 m²'lik alana yönelik davalının el atmanın önlenmesine, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, davacı- birleştirilen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun birleştirilen dava dosyası açısından vekalet ücreti ve harç yönünden HMK'nın 353/(1)-b-2 nci maddesi gereğince kabulüne, Kumru Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/03/2022 tarihli ve 2019/131 Esas, 2022/59 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacının temliken tescile yönelik talebinin reddine, davacının tazminata yönelik talebinin kabulü ile; mahkeme veznesine depo edilen 97.412,62 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine, birleştirilen dava bakımından davacının davasının kısmen kabulü ile; 203 ada ve 17 parsel sayılı taşınmazdaki 02/11/2021 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen toplam 121,98 m²'lik alana yönelik davalının el atmanın önlenmesine, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmalarında 203 ada 16 parsel numaralı taşınmazın ..., 17 parsel sayılı taşınmazın da davalı ... adına tespit edildiğini, tarafların kadastro tespitinden habersiz olarak babalarından kalan taşınmazları taksim ederek 16 ve 17 numaralı parselleri kuzeyden güneye doğru ikiye ayıracak şekilde böldüklerini, doğu tarafının müvekkilde kaldığını, batı tarafının da davalıda kaldığını, müvekkilin 2016 yılında taksim neticesi kendisinin zilyedi olduğu yere malik olduğunu da düşünerek iyi niyetle kendi malzemesi ve emekleri ile bir ev inşa etmiş olduğunu belirterek, uygun bir bedel karşılığında müvekkilin yapmış olduğu evin bulunduğu alan ile söz konusu evden yararlanmak için zaruri olan kısmın tapusunun iptali ve davacı adına tescilini, bu mümkün değil ise söz konusu yapının dava tarihindeki değerinin tespiti ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2. Davalı- birleştirilen davada davacı birleştirilen dosyadaki dava dilekçesinde; davalının tapulu olan taşınmazına müdahalede bulunduğunu ileri sürerek davalı tarafından taşınmazına yol yapılması ve ev inşaatına başlanılması şeklinde yapılan müdahalenin önlenmesini ve kal'e karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların babalarından miras kalmadığını, kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı- birleştirilen davalı yönünden iyiniyet koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla davacı- birleştirilen davalının temliken tescil talebinin reddine, tazminat talebinin asgari levazım değeri üzerinden kabulüne; birleştirilen dava bakımından ise davacı ...'ın dava konusu taşınmazda malik olduğu, davalının taşınmaza ilişkin herhangi bir üstün hakkının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının müdahalenin men'i talebinin kabulüne, kal talebinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleştirilen davada davalı ... vekili ve davalı- birleştirilen davada davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın miras yolu ile geçmediğini, müvekkilin bizzat kendisine ait olduğunu, davacının evin inşa edilmesi sırasında kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davacı- birleştirilen davada davacı ... vekili; davalı ile yaptığı taksime değer vererek dava konusu yapıyı yaptığını ve iyi niyetli olduğunu, tescile ilişkin talebinin reddinin hatalı olduğunu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile taksim iddiasının doğrulandığını, belirlenen tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini, birleşen el atmanın önlenmesine yönelik davanın kısmen kabul edilmiş olmasının da hatalı olduğunu, davacının davası kısmen kabul edildiği halde yargılama giderinin tamamının müvekkiline yüklenmesinin ve müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti ile müvekkiline yüklenen harç tutarının yasal miktarın üzerinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının TMK 724 üncü maddesine dayalı temliken tescil istemi yönünden çapa bağlı taşınmazlarda iyiniyet savunması dikkate alınamayacağından temliken tescil talebinin reddinin isabetli olduğu, TMK 723 üncü maddesine dayalı tazminat istemi yönünden ise, kötüniyetli olan davacının asgari levazım bedelini alabileceği alınan bilirkişi raporunda da asgari levazım bedelinin 97.412,62 TL belirlendiği, bu değerin hesaplanmasının usul ve Yasaya uygun olduğu davalı tarafından da bu tazminata yönelik istinaf başvurusu olmadığı, TMK 723 üncü maddesine uygun olarak hükmedilen tazminat tutarına ilişkin davacının istinaf başvurusunun yerinde olmadığı; davacı birleşen dosya davalısının, birleşen dosya için yapılan istinaf başvurusuna gelince, davalının davacı taşınmazına el atmasının önlenmesine karar verilmiş olmasının isabetli olduğu ancak el atılan yerin (bilirkişi raporuna göre 121,98x15 TL=1.829,70 TL) değeri üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla harç ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı birleşen dava davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun birleşen dava dosyası açısından vekalet ücreti ve harç yönünden kabulüne, Kumru Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03/03/2022 tarihli ve 2019/131 Esas, 2022/59 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına, davacının temliken tescile yönelik talebinin reddine, tazminata yönelik talebinin kabulü ile; mahkeme veznesine depo edilen 97.412,62 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine, birleştirilen dava bakımından davanın kısmen kabulü ile; dava konusu taşınmazdaki 02/11/2021 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen toplam 121,98 m²'lik alana yönelik davalının el atmanın önlenmesine, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı- birleştirilen davada davalı ... vekili; istinaf sebepleri ile birlikte müvekkilini Ordu ilinin büyükşehir olması nedeniyle artık ruhsat alınması gerektiğini bilmeden iyi niyetle inşaata başladığını, kötüniyetli olduğunu davalının ispatlaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava; tapu iptali ve tescil, ikinci kademe tazminat (TMK 723 ve 724 üncü maddelerine dayalı), birleştirilen dava; el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723 üncü ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet ... sahibinden isteyebilir. TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Bu koşul dava tarihine ve objektif esaslara göre saptanmalı, fazlalık ilk bakışta da kolayca anlaşılmalıdır. İnşaatın kapsadığı alanın ifrazı kabil ise arsa değeri yalnız bu kısma göre, aksi halde tamamının değerine göre bulunmalıdır. İnşaatın kaldırılmasının arazi ve malzemeye vereceği zarar, kaldırılmasıyla malzeme sahibinin elde edeceği yarardan daha fazla ise inşaatın kaldırılması fahiş bir zarara yol açacaktır. (Objektif koşul) c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. Uygun bedel genellikle yapı için gerekli olan arsa miktarının dava tarihindeki gerçek değeri olarak kabul edilmekte ise de büyük bir taşınmazın bir kısmının devri gerektiğinde geri kalan kısmın bedelinde noksanlıklar meydana gelecekse, bunlar taşınmaza bağlı öteki zararlar da göz önünde bulundurularak hak ve yarar dengesi kurulması suretiyle hesaplattırılmalı, iptale konu zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir. d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. 3. Değerlendirme 1.Davacı - birleştirilen davada davalı ... vekili; 10.12.2022 tarihli dilekçesi ile temliken tescile yönelik talebinin devam ettiğini, tazminata (ev bedeline) yönelik talep ve davasından feragat ettiğini, şu an 2.000.000,00 TL civarında yapı maliyeti olan davaya konu yapının 97.412 TL gibi bir tutara davalıya devredilecek olmasının hakkaniyete uygun olmayacağını bu nedenle ev bedeline yönelik davasından feragat ettiğini belirtmiştir. 2. Temliken tescil şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine dair verilen hüküm ilgili hukuk kısmında açıklanan şartları taşımaması sebebiyle usul ve yasaya uygun olduğundan davacı- birleşen davada davalı vekilinin bu konudaki temyiz talebinin reddine, 3. Terditli olarak talep edilen tazminat bedeline ilişkin istem yönünden ise 10.12.2022 tarihli feragat dilekçesi değerlendirilerek karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.