Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/4565 E. 2023/5067 K. – Ecrimisil

Konu: Ecrimisil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4565
Karar No
2023/5067
Karar Tarihi
Konu
Ecrimisil

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/691 E., 2022/866 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/684 E., 2021/414 K.

Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası (miras bırakanı) ... ...'dan mirasen intikal eden ve tarafların da hissedarı olduğu, 2665 ada 17 parselde tapuya kayıtlı iki dükkan halindeki taşınmazın 2003 yılından bu yana davalı tarafındarı ticari faaliyette kullanıldığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2003 yılından bu yana dava konusu taşınmazı kullanan davalının kullandığı tarihten bu yana hesap edilecek ecrimisilden müvekkilinin payı belirlenmek sureti ile şimdilik 5.000,00 TL bedelin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 20.08.2005 tarihli tüm varislerin anlaşmasıyla birlikte haricen satış sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşmede açık olarak 95 ve 95/A numaralı iki adet dükkanın müvekkilin babası olan ... ...'ya, üst katta yer alan 95/B No.lu dükkanın ise miraşçılardan ... ve ...'ya satıldığını, tarafların anlaştığı, cayma ve ihtilaf vuku bulduğunda da tarafların 8000 Euro ceza ödeyeceğini kararlaştırarak, tutanak altına alıp imzaladıklarını, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı hususu üzerinde özenle durmak gerektiğini, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin saptanılması, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın TMK'nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, bu amir hükmü gereğince ecrimisil taleplerinin taşınmazda haricen taksim sözleşmesi fiili kullanım biçimi de göz önüne alınarak davanın akıbetinin hüküm altına alınması gerektiğini, müvekkilin babasından kalan ve diğer mirasçılarıyla da aralarında herhangi bir husumet olmadığını, 2003 yılından beridir davasız ve nizasız olarak oturulan yer olduğunu, haksız olarak ikame edilen davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, ... ...'nın tüm mirasçılarının taraf gösterilmemesi nedeniyle de davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Her ne kadar davalı tarafça inkar edilmiş ise de dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.03.2021 tarihli raporu ile, dosyaya ibraz edilen -kati satış sözleşmesi- başlıklı belgedeki ... isminin altında yer alan imzanın davacıya ait olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmede bahsi geçen 95, 95/A ve 95/B No.lu taşınmazlardan eldeki davaya konu edilenler 95 ve 95/A No.lu taşınmazlardır. Sözleşmede ise bu 2 taşınmazın davalının babası olan ... ...'ya satıldığı yazılıdır. Davalı tarafça sunulan sözleşmenin ise geçerli bir şekilde meydana getirilip getirilmediği ve şekli şartlara uygun olup olmadığı ise (davacı kendisinin katılımı olmadan yapıldığını iddia edemeyeceğinden) eldeki dava yönünden önem arz etmemektedir. Zira irdelenmesi gereken husus zilyet olan davalının kullanımının haksız ve kötüniyetli olup olmadığıdır. Dolayısıyla sözleşme ile haricen babasına satılan dava konusu taşınmazları davalının bu sebebe dayanarak kullanmasının haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemeyeceğinden davalının bu kullanım nedeniyle tazminat ile sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla..." şeklindeki gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Mahkemenin karar gerekçesinde bahsi geçen "kati satış sözleşmesi" başlıklı adi yazılı belgenin tapulu taşınmazların resmi senet dışında bir belge ile satılamayacağı kuralı gereği, satış sözleşmesi olarak hüküm ifade edemeyeceğini, tüm mirasçıların imzalarını havi olmadığı için miras taksim sözleşmesi de sayılamayacağını, mahkemenin de aynı şekilde düşünmesi sebebiyle davalıya mülkiyet iddiasını açacağı başka bir davada ispat etmek üzere dava açması için süre verdiğini, davalı tarafın gecikmeli de olsa Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/389 Esas ... dosyasında dava açmış bulunduğunu 13.12.2021 tarihli celsede bildirmesine rağmen mahkemece davanın sonucu beklenmeden karar verildiğini, müvekkilin dava konusu taşınmazı davalının murisinin kullanmasına ... göstermiş olması bir an kabul edilse dahi, bu rızanın sonsuza kadar devam etmesinin beklenmeyeceğini, ayni bir hak gibi mirasçılara da intikal edemeyeceğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava, ecrimisil istemine ilişkindir. 6100 ... HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca; HMK'nın 357 nci maddesindeki "İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." kuralı nazara alınmıştır.

Davacı dava dilekçesi ile 2665 ada 17 parselde kayıtlı iki taşınmazın hissedarı olduğunu, davalının semeresinden hissesine düşen kısmı ödemediğini iddia ederek ecrimisil davası açmıştır.

Davalı vekili savunmasında, tüm varislerin anlaşması ile harici satış sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşmede açık olarak 95 ve 95A No.lu iki adet dükkanın müvekkilinin babası olan ... ...'ya satıldığını, üst katta yer alan 95 B No.lu dükkanın ise davalı ... ve ...'ya satıldığını ihtilaf vuku bulduğundan tarafların 8.000,00 € ödeneceğini belirtir sözleşme imzaladıklarını beyan ederek sözleşme fotokopisini sunduğu anlaşılmıştır.

Davalı vekili tarafından sunulan "Kati Satış Sözleşmesi" başlıklı belgenin incelenmesinde "varisi bulunduğumuz ... ...'nın Alsancak Mahallesi 3 üncü cadde 95 ve 95A No.lu iki adet dükkanların ... ...'ya sattığımızı ve bu iki adet dükkan üzerinde bulunan 95 B No.lu işyerinin ... ve ...'ya sattığımızı ve bu gayrimenkulün kullanım ... ve mal sahipleri olduklarını beyan ederiz. İleride doğacak her ne şekilde olursa olsun hak iddia etmeyeceğimize dair belgedir." içerikli olduğu ve varisler olarak davalı ...'nın imzasının bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacı tarafça imza inkarında bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesince belgede yer alan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmış, 15.03.2021 tarih ve 2020/89652 numaralı raporda belgede yer alan imzanın ...'ya ait olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.

Ecrimisil, malikinin rızası dışında taşınmazının gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle ödenen tazminattır. Malikinin rızası dışında taşınmazı eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler de fuzuli şagil(işgalci) denir. TMK'nın 995 inci maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından ... tazminatı karşılamak zorundadır. Davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacak, suiniyetli ise sorumlu kılınacaktır. Rızaya dayalı kullanımda kötü niyet söz konusu olamaz. Ayrıca, taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemez. Kişinin bu kullanımı haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile de sorumlu tutulamaz.

Somut olayda davalının davaya konu taşınmazı kullanımının, davacının da yer aldığı mirasçılar ile davalının babası arasında yapılan kati satış sözleşmesine dayalı olduğu, bu sebeple kötü niyetli sayılamayacağı, ecrimisilin ise ancak kötüniyetli zilyetten istenebileceği, hal böyle olunca ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Şu halde, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin bu karara yönelik istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Bölge adliye mahkemesi kararında, dosyaya sunulan "kati satış sözleşmesi" başlıklı belgenin davalının taşınmazdan fiili yararlanmasına müvekkilce ... gösterildiğini ortaya koyan bir belge olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu da belirterek istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 4721 ... ... Medeni Kanunu'nun 995 inci maddesi,

2. 04.06.1958 gün ve 15/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde “işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 ... İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli” olduğu açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 ... ... Kanunu Medenisinin 908 inci (4721 ... Kanununun 995 inci) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.

3. 08.03.1950 gün ve 22/4 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından ... zararları tazmin ile yükümlüdür.

3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/4565, K. 2023/5067, T. 25.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-4565-e-2023-5067-k-30a0055e9f9c