Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/7532 E. 2022/6272 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7532
Karar No
2022/6272
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02/01/2020 tarihinde verilen dilekçeyle önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26/05/2021 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı ... tarafından talep edilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. K A R A R Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 26/10/2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebi esastan reddedilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde; davaya konu hissenin önceden Hazineye ait olduğu, Devlet İhale Kanununun 45. maddesine istinaden satışa çıkarılan hisseyi müvekkilinin 386.000TL’ye satın aldığı, taşınmazda hissedar olan kişilere ihale ve saatine ilişkin bilgilerin tebligat çıkarılmak suretiyle bildirildiği, ihaleden haberdar olan davacının, katılmadığı hisse satışına yönelik ihale konusu hakkında önalım davası açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu belirtilerek, davanın kabulüne ilişkin hükmün bozulması talep olunmuştur. A) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun; a- 732. maddesinde, paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşların önalım hakkını kullanabilecekleri, b- 733. maddesinde, cebrî artırmayla satışlarda önalım hakkının kullanılamayacağı, yapılan satışın, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirileceği, önalım hakkının, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşeceği, c- 734. maddesinde, önalım hakkının, alıcıya karşı dava açılarak kullanılacağı, hüküm altına alınmıştır. B) İhtiyari ve aleni müzayedelerde şüf’a hakkının kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak, Yargıtay 29.11.1939 tarih ve 1938/17 Esas, 1939/57 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; Artırma ve Eksiltme Kanununa göre yapılan gayrimenkul satışlarının, ihtiyari satış mahiyetlerinden dolayı Kanunu Medeninin 658 ve 659. maddelerinde yazılı şüf’a hükümlerine tâbi olduğuna hükmedilmiştir. C) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğu getirilmiş, uyulmamasının yaptırımı olarak da hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Dava konusu olaya gelince; dava konusu taşınmazdaki Hazineye ait payın, Devlet İhale Kanunu kapsamında ihaleye çıkarıldığı ve ihalenin davalıda kalması üzerine satış sözleşmesinin ve daha sonra pay devrinin yapılmasından sonra davalı adına tescil edilen taşınmaz hissesine ilişkin açılan önalım davasıdır. Davalı, davacı paydaşın ihaleden haberdar edildiğini, buna rağmen ihaleye katılmadığını, Hazineye ait hisseyi ihalede satın almaya istekli olmayan davacının, ihale sonuçlandıktan sonra dava açarak önalım ... kullanmasının, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğunu düzenleyen 4721 sayılı Kanunun 2. maddesine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yukarıda belirtilen kanun hükümleri ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, paydaş davacının, ihtiyari açık artırma sonucu satılan paya ilişkin önalım davası açmasını engelleyen bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Paylı mülkiyet ilişkisine tâbi bir taşınmazda, fiili taksimin mevcut olması durumunda yasal önalım hakkının kullanılmasını açıkça engelleyen bir düzenleme bulunmamasına rağmen, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ve Dairemizin istikrar bulmuş kararlarında; önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması, 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı; kötüniyet iddiasının, 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği ve hatta mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerektiği kabul edilmektedir. Davalı taraf istinaf dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde; dava konusu payın ihale bilgilerinin davacıya tebliğ edildiğini, davacının ihaleden haberdar olduğunu, ihaleye katılmadığını belirterek bu savunmalarının değerlendirilmesini talep etmiştir. Davacının, dava konusu taşınmaz payının davalı adına tesciline dayanak ihaleye davet edildiği, ihaleye katılmadığı, ihalenin daha fazla pey süren davalıda kaldığı ve önalım davasının bu paya yönelik açıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Gerek yerel mahkeme, gerekse Bölge Adliye Mahkemesince davalının bu yöndeki savunması dikkate alınarak, davacının haberdar olduğu ve ilgilenmediği bir ihalede, ihalenin sonucuna göre gerçekleşen taşınmaz pay devrine yönelik önalım davası açmasının 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gözetilerek, davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesini hukuka uygun bulmadığımızdan, hükmün bu gerekçelerle bozulması görüşünü taşımaktayız. Davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne bu nedenlerle katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/7532, K. 2022/6272, T. 26.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-7532-e-2022-6272-k-ebe72d5c6274