Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/7308 E. 2023/1947 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7308
Karar No
2023/1947
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki (asıl dava,) elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil, (birleştirilen dava) muhdesatın tespiti davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen mülkiyet tespiti istemli dosya yönünden davanın reddine, dava konusu 600 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın mülkiyetinin tamamının birleştirilen dava davacısı Metin’e ait olduğunun tespitine ilişkin talebin reddine, tapu kaydındaki hisseler oranında ortak alanlardaki mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla bina içerisinde l. kat, sağ tarafta bulunan daire ile 3. katta bulunan her iki dairenin birleştirilen dava davacısı Metin’e ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı ... vekilinin istinaf itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde, dava konusu 600 ada 3 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde 3 katlı, 6 daireli, altında deposu olan bina bulunduğunu, binayı 1985 yıllarında müvekkili ile davalının birlikte yaptıklarını, daha sonra aralarında haricen taksim edip fiili kullanım biçimi oluşturduklarını, buna göre, 1. kat, sol taraftaki daire ile 2. kattaki 2 adet dairenin müvekkiline, l. kat sağ taraftaki daire ile 3. kattaki 2 adet dairenin davalıya ait olacağının kararlaştırıldığını, depo, bahçe ile çatı arası ve apartman boşluklarında ortak alan olarak özgülendiğini, kullanımın bu şekilde devam ettiğini, ancak davalının haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın taşınmazın ana giriş kapısı ile l. kat sol taraftaki ve 2. kattaki müvekkilinin kullanımında ve kiraya verilmiş olan dairelerin kilidinin değiştirilerek, müvekkili ve kiracıların binaya girişini engellediğini, ayrıca daireyi 3. kişiye kiraya vererek haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin halen dava konusu bina ve fiilen kullanımına özgülenen dairelere giremediğini, ayrıca 2. ve 3. kat arasına kilitli kapı yaparak ortak alanların kullanılmasına da engel olduğunu açıklayarak dış kapının kilidinin değiştirilmesi suretiyle vaki müdahalenin önlenerek müşterek kullanımın sağlanmasına, harici taksim sonucu oluşturulan ve müvekkiline ait l. kat sol taraftaki daire ile 2. kattaki dairelere yapılan müdahalenin önlenmesine, 2 ve 3. kat arasına konulan kilitli kapının kaldırılarak eski hale getirilmesine, ortak alanların müştereken kullanılmasının sağlanmasına, taşınmazın davalı tarafından haklı bir sebep olmaksızın kiralanması sebebiyle dava tarihine kadar 3 aylık toplam 900,00 TL kira bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; tarafların müşterek malik olduğu 600 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu açıklayarak taşınmaz üzerindeki binanın vekil edenine aidiyetin tespitine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

II. CEVAP 1. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

2. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davadaki men'i müdahale, eski hale getirme ve ecrimisil istemi yönünden; davanın tam kabulü ile davalı ...'in 600 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binada, 1. kat sol taraftaki daire ve 2. katta bulunan her iki dairenin kapı kilitlerini değiştirmek suretiyle kiraya vermek şeklindeki, yine 2. kat ile 3. kat arasına davacının kullanımını engelleyecek şekilde demir kapı yaptırmak şeklindeki müdahalesinin önlenmesi ile taşınmazın ortak kullanıma uygun olarak eski hale getirilmesine, 900,00 TL ecrimisil tazminatının taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen 2016/248 Esas sayılı mülkiyet tespiti istemli dosya yönünden davanın reddine, dava konusu 600 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın mülkiyetinin tamamının birleştirilen dava davacısı ...'e ait olduğunun tespitine ilişkin talebin reddine, tapu kaydındaki hisseler oranında ortak alanlardaki mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla bina içerisinde l. kat sağ tarafta bulunan daire ile 3. katta bulunan her iki dairenin birleştirilen dava davacısı ...'e ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekili özetle; mahkemece esas yönünden verilen karar usul ve Yasa'ya uygun ise de müvekkilinin talepleri yönünden hüküm kısmı ile gerekçeli kararın eksik yazıldığını, bu hususların düzeltilmesi ve düzeltilmiş hali ile onaylanması gerektiğini, buna göre, müvekkilinin taşınmazına yapılan dış kapı kilidinin değiştirilmesi suretiyle müdahalenin önlenerek, müşterek kullanımın sağlanmasına, harici taksim sonucu oluşturulan fiili kullanıma göre müvekkiline ait l. kat sol taraftaki daireye ve 2. kattaki 2 daireye yapılan müdahalenin önlenmesine ve eski hale getirilmesine, 2. ve 3. kat arasına ilave edilen kilitli kapının kaldırılarak eski hale getirilmesi ve ortak alanların müşterek kullanılmasının sağlanmasına, taşınmazın davalı tarafından haksız ve izinsiz kiralanması sebebiyle 900,00 TL kira bedelinin faiziyle tahsiline karar verilmesini istediğini, ancak kararda davanın tam kabulüne karar verilmiş ise de talepler hakkında hükmün talepleri karşılayacak şekilde olmadığını, talepler hakkındaki kararın ayrı ayrı hükümde gösterilmesi gerektiğini açıklayarak kararın belirtilen şekilde düzeltilerek onanması isteği ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2. Asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı vekili özetle; dava konusu taşınmazın yarı yarıya ortak ise de binanın tamamının müvekkiline ait olduğunun yargılama sırasında belirlendiğini, binanın temelinin bodrum ve zemin katının davalı ile alakasının bulunmadığını, dayanak ve gerekçeye esas alınan mahkeme kararının 2001 yılına ait olup binanın tamamı üzerinde davalının hakkı bulunmasının mümkün olmadığını, zira 2. ve 3. katlara ilişkin yapım sözleşmesinin 02.09.2003 tarihinde yapıldığını, ayrıca davalının hem kendi adına 2 katlı bina yapmasının hem de dava konusu binanın yapımına ortak olmasının memur maaşı ve 2 çocuk okutan biri için mümkün bulunmadığını, başkaca bir taşınmaz satımı ve elde edilen para ile yapılmış olabilmesinin söz konusu olmadığını, mahkemece binada fiilen taksimin varlığını kabul edilmiş olmasına rağmen, öyle bir taksim ve ortak iradenin bulunmadığının belirlendiğini, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, ecrimisil kararının da hukuka aykırı bulunduğunu, birleştirilen davada binanın temel bodrum ve zemin kat üzerinde bulunan 2 katın ihtilaflı olması, altının ihtilafı bulunmayışı nazara alındığında mahkemece, binanın tamamı üzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tanıkların haklılıklarını ortaya koyduğunu, birleştirilen davalının taşınmaza cebren yerleştirdiği kiracıları tanık olarak dinlettirdiğini, beyanlarının doğru olmadığını, tarafların iç ilişkisini bilemeyeceklerini, mahkemece deliller hatalı değerlendirilerek mülkiyet tespitine ilişkin davalarının reddedildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Asıl davada, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bodrum, zemin ve 2 normal kattan oluşan binanın zemin ve bodrum katının 2000 yılından evvel asıl davacı ... ile birleştirilen davacı ...'in birlikte yaptıkları, zemin kat üzerindeki 2 bağımsız dairenin taraflara ait iken aralarında haricen taksim ettikleri, girişe göre sol tarafta bulunan dairenin ..., sağ tarafta bulunan dairenin ... tarafından kullanılacağının belirlendiği, zemin kat üzerinde bulunan normal iki katlı ve her katta 2 daire bulunan bölümlerin ise dosya arasındaki bilgi ve belgelere, dinlenen taraf tanık beyanlarına göre, birleştirilen davacı ... tarafından tüm masrafı karşılanarak yaptırıldığının anlaşıldığı, asıl davalı ...'in binanın zemin katında bulunan sol taraftaki dairenin kilidini değiştirmek suretiyle davacı ...'ın girişini engellediğinin tespit edildiği,

2. Binanın ikinci katında bulunan 2 adet dairenin davalı ... tarafından yaptırıldığının belirlendiği, bu bölümlerde davacı ...'ın herhangi bir hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece, ikinci katta bulunan her iki daire yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan gerekçelerle kabulüne karar verilmiş olması yerinde bulunmadığı,

3. Aynı binada oturan bağımsız bölüm maliklerinin ortak alanlar üzerinde ayrı ayrı kullanım hakları bulunduğundan, ikinci ve üçüncü katlar arasına ilave edilen kilitli kapının ortak alanların kullanımına engel olacağı, bu nedenle davalı ...'in müdahalesi haksız olup elatmanın önlenmesi ve kapının kaldırılarak eski hale getirilmesi gerektiği,

4. Zemin kat sol taraftaki dairenin asıl davacı ...'a ait olduğu halde haklı bir neden bulunmaksızın davalı ... tarafından kilidinin değiştirilip kiraya verilerek gelir elde ettiğinden, belirlenen ecrimisil miktarı yönünden talebin kabulünde bir isabetsizlik görülmediği,

5. Birleştirilen davada davacı, 600 ada 3 parsel üzerinde bulunan binanın tamamının kendisi tarafından tüm masraflarının karşılanarak yaptırıldığını ve davalı ...'ın herhangi bir hakkı bulunmadığını ileri sürerek binanın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu istemiş olup talebinin muhdesat tespiti olarak kabul edilmesi gerektiği,

6. Dava konusu 3 parsel üzerinde bulunan binanın ikinci ve üçüncü katlarında bulunan dairelerin tüm masraflarının birleştirilen davacı ... tarafından karşılanarak 2003 yılından sonra davalı ...'a yaptırıldığı, dairelerin Osman tarafından Metin’in nam ve hesabına yapılmış olduğu, taraflar arasında düzenlenen ve imzaların inkar edilmeyip taraflara ait olduğunun belirlendiği 02.09.2003 tarihli sözleşmenin de bu olguyu doğruladığı, bundan ayrı 2000 yılından evvel taraflarca yaptırılıp aralarındaki harici anlaşma ile zemin kat sağ taraftaki dairenin de davacıya ait olduğu konusunda anlaşmaya vardıkları gerekçesiyle asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı ... vekilinin istinaf itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, davalı ...'in dava konusu 600 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binada, 1. kat sol taraftaki dairenin kapı kilidini değiştirmek, kiraya vermek şeklindeki, yine 2. kat ile 3. kat arasına davacının kullanımını engelleyecek şekilde demir kapı koydurmak şeklindeki müdahalelerinin önlenmesi ile kapının kaldırılarak taşınmazın ortak kullanıma uygun olarak eski hale getirilmesine, 900,00 TL ecrimisil tazminatının taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen davanın kısmen kabulüne, dava konusu 600 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın zemin kat sağ tarafta bulunan daire ile 2. ve 3. katta bulunan dairelerin birleştirilen dava davacısı Metin tarafından yaptırıldığının tespitine ve binanın diğer bölümlerine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri l. Asıl davda davacı- birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Verilen kararın usul ve Yasa'ya aykırı olduğunu,

b. Dava konusu binanın davacı ve davalı tarafından birlikte yapıldığını,

c. Dava konusu bina müştereken yapıldıktan sonra taraflar arasında harici taksim yapılmış olup fiili kullanım biçimi de oluşturulduğunu,

d. Davalı-karşı davacı tarafın davasını ispat edemediğini,

e. Müvekkilinin kendi kullanımına özgülenen dairelerin elektrik ve suyunu kendi adına açtırdığını ve kiraya verdiğini,

f. Davalının herhangi bir itirazı ve müdahalesi olmadan 10 sene gibi uzunca bir zamandır kiracıların oturduğunu,

g. Açılan davanın hayatın olağan akışına ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu,

h. Bölge Adliye Mahkemesince karara dayanak tutulan 02/09/2003 tarihli sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını ileri sürmüştür.

2. Asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacı ...’ın 2. kattaki (teknik olarak 1. kat) iki daireye yönelik müdahalenin men’i talebinin reddine karar verilmiş olup bu kısımlara ilişkin dava değeri hesaplanmadığı gibi harçta alınmadığını,

b. Lehlerine vekalet ücreti takdir edilmediğini,

c. 1. Kat (teknik olarak zemin kat) sol daireye yönelik kararın hatalı olduğunu,

d. Mahkemece, 3.415,50 TL harç vekil edeni Metin’e yüklenmiş olup bu kararın isabetli olmadığını, dava konusu edilen 1. kat (teknik olarak zemin kat) sol daire olmasına rağmen sağ taraf dairenin fiyatının belirlendiğini,

e. 1. kat (teknik olarak zemin kat) sol dairede davacının bir hakkının bulunmadığını,

f. Birleştirilen davada, zemin kat sağ daire ile 2. ve 3. katlardaki (teknik olarak birinci kat ve ikinci kat) bulunan dairelerin davacı ...’e ait olduğuna karar verilmesine rağmen bodrum kat için hukuki durumun ne olduğunun bilinmediğini, davanın başından beri bodrumun kime ait olduğuna dair bir hüküm tesis edilmediğini,

g. Ortaklığın giderilmesi davasındaki sonuca odaklı bir karar oluşturulmadığını,

ğ. Binanın temeli, bodrum, zemin sol ve çatı değerlerinin birlikte ele alınmadığını,

i. Binanın diğer bölümlerine ilişkin talebin reddine dair verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil; birleştirilen davada ise muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Bilindiği üzere, yargı harcı, Devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (YİBK, 16.12.1983 tarihli ve 1983/5 E.-1983/6 K.) Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.

3. Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin Kanun'la belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de Kanun'da yer almasına bağlıdır.

4. Nitekim T.C. Anayasası'nın 73 üncü maddesinde "vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler Kanun'la konulur, değiştirilir veya kaldırılır" hükmü öngörülmüştür.

5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas, 2017/716 Karar sayılı içtihatında açıklandığı üzere; Kanun'la açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, bu harçları ödemekle yükümlüdür.

6. 492 sayılı Harçlar Kanun'u harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki “Harcı Ödenmeyen İşlemler” başlığını taşıyan 32 nci maddesinde, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü getirilmiştir. Aynı Kanun'un 30 uncu maddesinde ise, yargılama sırasında tespit olunan dava değerinin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı belirtilmiştir.

7. Böyle bir durumda, mahkemece yapılacak iş; HMK'nın 150 nci maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına; maddede belirtilen süre içerisinde harcın yatırılmadığı, dosyanın yenilenmediği anlaşıldığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden ibarettir.

3. Değerlendirme 1. İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, asıl davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1 inci (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413 üncü) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ncı maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yer (kısım) ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).

2. Yine birleştirilen davanın da muhdesatın tespiti isteğine ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı HMK’nın 120 nci (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413 üncü) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ncı maddeleri uyarınca dava değerinin davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden (zemin bedeli hariç) muhdesat değeri olacağı kuşkusuzdur ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28, 30 ve 32 nci maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır. (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).

3. Somut olayda, asıl ve birleştirilen davaların, dava dilekçelerinde belirtilen dava değerleri üzerinden harç ödenmek suretiyle ayrı ayrı açıldığı, yargılama sırasında dava konusu taşınmazların (dairelerin- bağımsız bölümlerin) değerleri bilirkişice hesaplanmasına rağmen harç ikmali yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.

4. Az yukarıda da izah edildiği üzere 492 sayılı Harçlar Kanun'u, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32 nci maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.

5. Hal böyle olunca, öncelikle yukarıdaki ilkelerde dikkate alınarak, asıl davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil, karşı davada talep edilen muhdesatın tespiti istekleri ile ilgili olarak (her bir bağımsız bölüm ayrı ayrı olmak üzere) keşfen saptanan ya da saptanacak dava değerleri üzerinden yargılama sırasında eksik harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru olmamıştır.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,

Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin asıl davada davacı- birleştirilen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı- birleştirilen davada davacıya verilmesine,

Yargıtay duşuma vekalet ücreti 8.400,00 TL'nin asıl davada davalı- birleştirilen davada davacıdan alınarak asıl davada davacı- birleştirilen davada davalıya verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/7308, K. 2023/1947, T. 04.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-7308-e-2023-1947-k-9ca2db34324e