Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/6705 E. 2023/2103 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/6705
- Karar No
- 2023/2103
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1271 E., 2021/1351 K. KARAR : Davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/244 E., 2020/396 K. Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belirlenen günde temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin murisi ...’ın noterde düzenlenen 10.06.1980 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı...’den 49.750 m2 alanlı tarla vasfındaki 909 parsel sayılı taşınmazın 1.741 m2’lik kısmını 25.000 TL bedelle satın aldığını, ancak mücavir alandaki paylı arazilerden hisse bölümü mümkün olmadığından ve...’in daha sonra hisselerini başka şahıslara satması nedeniyle tapuda tescilin gerçekleştirilemediğini, murisin satın aldığı taşınmaz hissesine isabet eden kısımda kendilerine ait 35 yıldır kereste fabrikası olarak kullandıkları binanın ve oturdukları evin bulunduğunu, 2. Müvekkili ile davalı arasında ise adi yazılı olarak 12.10.2004 tarihli bir gayrimenkul satış sözleşmesi düzenlendiğini; bu sözleşmeye göre, dava konusu taşınmazda paydaş olan davalının, Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/333 (bozma kararı sonrası 2008/546) Esas sayılı dosyasında açtığı önalım davasında, masrafların yarısını müvekkilinin karşılaması şartıyla 10.6.1980 tarihli satış vaadi sözleşmesine konu kısmın bila bedel müvekkiline temlik edileceğinin ve davalının vecibelerini yerine getirmediği taktirde, taşınmaz bedelinin döviz kuru üzerinden ödeneceğinin kararlaştırıldığını; 3. Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/546 E. 2009/41 K. sayılı kararı ile taşınmazdaki 4500/49750 payın davalı adına tesciline karar verildiğini ve kararın derecattan geçerek 1.3.2010 tarihinde kesinleştiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca tüm şartlar gerçekleştiği halde davalının taahhüt ettiği payı tapuda müvekkiline devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı olup sözleşmeye göre müvekkiline düşen 1741/49750 payın iptali ile müvekkili adına tescilini; olmadığı takdirde bu payın dava tarihindeki değerinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı itirazında bulunmuş; adi yazılı sözleşmeye dayalı olarak tapulu bir taşınmazda pay devrinin mümkün olmadığını, bu nedenle sözleşmenin hukuki değerinin bulunmadığını, davacının sözleşmedeki edimini yerine getirmediğini ve herhangi bir bedel ödemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli ve 2014/414 E. 2018/562 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında taşınmaz payı satışına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine; tazminat talebi yönünden ise davanın kabulü ile önalım davasında, davacı tarafça yatırılan toplam bedelin yarısı olan 31.072,50 TL’nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca dava tarihinde ulaştığı değer olarak hesaplanan 80.346,27 TL maddi tazminatın, davanın açıldığı 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. 2. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.09.2019 tarihli ve 2019/673 Esas, 1078 Karar sayılı kararı ile özetle; “Somut olayda, iddianın içeriği ve ileriye sürülüş biçiminden davada inançlı işlem hukuksal nedenine dayanıldığının anlaşıldığı, bu durumda mahkemece, hukuki nitelemenin harici satış sözleşmesi olarak yapılmak suretiyle sonuca gidilmesinin hatalı olduğu; dava konusu taşınmaz tapuda halen tarla niteliğiyle kayıtlı ise de ilgili Belediyece imar çalışmasına tabi tutulduğu ve kısmen konut kısmen okul alanında kaldığının anlaşıldığı; ancak mahkemece, davacının istediği fabrika ve evin bulunduğu kısmın ifrazının mümkün olup olmadığının 5403 sayılı Kanun ile İmar Kanunu’nun 18/ son maddesi uyarınca detaylı olarak araştırılıp değerlendirilmediği, bu hususta ilgili tarım müdürlüğü ve belediyeden ifrazın mümkün olup olmadığının sorulmadığı, bu hususun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesine aykırı olarak değerlendirildiği; kabule göre de, yalnızca önalım bedeli tazminata esas alınmış ise de davacının iddiası ve tanık Alaattin’in beyanlarından anlaşıldığı üzere, yargılama giderlerinin yarısının da davacı tarafından ödendiği, bu nedenle geçersiz sözleşme nedeniyle ödenen bedelin dava tarihinde ulaştığı değer belirlenirken memur maaş kat sayısının ortalama kriterleri arasına alınması gerektiği” gerekçe gösterilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda araştırma yapılmış olup Sultangazi Belediyesinin 26.09.2019 tarihli yazı cevabında, bilirkişi raporuna ekli krokide dava konusu taşınmaz üzerinde kesik çizgiler ile gösterilen alanın ifrazının mümkün olmadığının; Sultangazi İlçe Tarım Müdürlüğünün 30.09.2019 tarihli yazı cevabında da dava konusu arazinin 2 hektardan küçük olması nedeniyle ifrazının uygun bulunmadığının bildirildiği gerekçe gösterilerek, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine; tazminat talebi yönünden ise önalım davasında, davacı tarafından yatırılan toplam bedelin yarısı olan 31.072,50 TL’nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca dava tarihinde ulaştığı değerin 72.007,757 TL olarak hesaplandığı, ancak davalının ilk kararı istinaf etmemesi nedeniyle davacı lehine usuli müktesep oluştuğu gerekçe gösterilerek, tazminat talebinin kabulüne ve 80.346,27 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu iptali ve tescil talebinin reddine ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tapu iptal- tescil talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taraflar arasındaki sözleşme uyarınca edimini yerine getirmeyip herhangi bir bedel ödemediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Sultangazi Belediyesi ve İlçe Tarım Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarına göre, taşınmazın tapuda tarla olarak kayıtlı olmasına rağmen, Büyükşehir sınırları içinde bulunan Belediyece, imar çalışmasına tabi tutulduğu ve yapılaşma alanında kaldığı; her ne kadar yazı cevaplarında taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı belirtilmiş ise de dosyada mevcut belgelerden ve taşınmazın imar uygulaması ile yapılaşma alanına alınmasından 5403 sayılı yasa uyarınca pay ve paydaş sayısının artırılmasına bir engel olmadığının anlaşıldığı; 2. Açıklanan nedenlerle, davacının yazılı delil ve tanık anlatımları ile sabit olan inanç sözleşmesi uyarınca mülkiyetin nakli koşullarının oluştuğunun kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile terditli bedel isteminin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçe gösterilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; tapu iptali ve tescil isteminin kabulü ile dava konusu 909 parsel sayılı taşınmazda 1741/49750 payın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece, hukuki nitelendirmenin hatalı yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin harici satış sözleşmesi niteliğinde olup resmi şekilde yapılmadığından geçerli olmadığını ve tapulu taşınmazda pay devrine imkan vermeyeceğini, ayrıca davacının taraflar arasındaki sözleşme uyarınca edimini yerine getirmeyip herhangi bir bedel ödemediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında inançlı işlem bulunup bulunmadığı, adi yazılı olarak düzenledikleri 12.10.2004 tarihli sözleşme uyarınca davacının edimini yerine getirip getirmediği ve sözleşme bedelini ödediği iddiasını ispatlayıp ispatlayamadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve devamı maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, taraflar arasında inanç ilişkisi bulunmakta olup buna ilişkin olarak aralarında 12.10.2004 tarihli adi yazılı bir sözleşme düzenlemişlerdir. İnanç sözleşmesinin içeriği incelendiğinde, Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen önalım davasında, davacı (eldeki davada davalı) Hüseyin’in ödemesi gereken bedelin ve masrafların yarısının ... (davacı) tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. 2. 6100 sayılı HMK’nın 200 üncü maddesinin birinci fıkrasında; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri, belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı; ikinci fıkrasında ise bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği düzenlenmiştir. 2. Somut olaya gelince; davalı vekili, cevap dilekçesinde ve ilerleyen aşamalardaki beyan ve dilekçelerinde; davacının, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca edimini yerine getirmeyip herhangi bir bedel ödemediğini savunmuş; buna karşılık davacı tarafça, davalıya bizzat ödeme yapıldığı ileri sürülerek tanık deliline dayanılmıştır. Ancak davalı tarafça, 6100 sayılı HMK’nın 200 üncü maddesi gereği senetle ispatı gereken bu hususta tanık beyanlarına muvafakat edilmediği bildirdiğinden, davacı tarafça ödeme hususunun ispatlanamadığı anlaşılmıştır. 3. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından 12.10.2004 tarihli inanç sözleşmesi uyarınca önalım bedeli ve dava masraflarının yarısı olarak belirlenen sözleşme bedelinin, davalı ...’e ya da Hüseyin adına ödendiği kanıtlanamadığından, inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescile karar verilmesi doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.