Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/2571 E. 2013/5844 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/2571
Karar No
2013/5844
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı işyerinde 12.09.2006-05.12.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini bildirerek işçilik alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davacının iş akdinin devamsızlığı nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, fazla çalışma ve tatil günlerinde yapılan çalışmaların karşılığının ödendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının iş akdinin haklı ve geçerli neden olmaksızın feshedildiğinin kabulü ile davanın kısmen kabulü, kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmiştir. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. İşçinin fazla çalışma süresinin tanık beyanlarına göre belirlenmesi için yazılı belgenin olmaması gerekmektedir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Somut olayda, davalı işyerinde, işçilerin işe giriş çıkış saatlerini gösteren belgenin mağaza müdürünün talimatı ile tutulduğu ve bir kısmının dosyaya sunulduğu, tanıkların da iş yerinde vardiyalı çalışma yapıldığını beyan ettikleri, bu durumda çalışma sürelerinin belge ile ispatlandığı durumlar için tanık beyanlarına göre hesaplanmasının mümkün olmaması karşısında, söz konusu belgeler yeniden değerlendirilip belgeli dönemde fiilen çalışılan sürelerin net olarak belirlenmesi, yazılı belge bulunmayan dönem yönünden ise davalı işveren tarafından sunulan çalışma programlarının davacının imzasını içermemesi nedeniyle aleyhine kabul edilmemesi yerinde ise de, en azından fazla çalışma yönünden bu çalışmaların asgari olarak yapıldığını kanıtladığı hususunun da gözönünde bulundurularak, ayrıca vardiyalı çalışma gün ve sürelerinin tespiti ile tanık beyanları esas alınarak hesap yapılması gerekirken bu esaslar gözetilmeden yazılı belge bulunmayan dönem yönünden giriş-çıkış kayıtlarındaki ortalama süreye göre hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 08.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/2571, K. 2013/5844, T. 08.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-2571-e-2013-5844-k-b633238e5434