Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/2305 E. 2013/6287 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/2305
- Karar No
- 2013/6287
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, 09.10.2009-16.12.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde iş makinesi operatörü olarak çalıştığını, fazla mesai yaptığını, hafta ve genel tatil günlerinde çalıştığını, ancak bu çalışmalarının karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini, maaş bordrolarını ve diğer belgeleri işine son verilmemesi için imzalamak zorunda kaldığını ileri sürerek, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının çalıştığı döneme ilişkin yaptığı fazla mesai ücretlerinin banka kanalıyla ödendiğini, hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalışılmadığını, çalışıldığı takdirde ücretinin ödendiğini, davacının alacaklarını aldığına dair ibraname imzaladığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ücret bordrolarında Aralık 2009 ve Temmuz 2010 arası dönemde çeşitli miktarda fazla mesai ve hafta tatili ücreti ödendiği, Temmuz 2010 sonrası dönemde davacıya ödenen herhangi bir ek ücrete rastlanmadığı, bordroların puantaj kayıtlarına uygun olarak düzenlendiği ve puantaj kayıtlarında genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığının ifade edildiği, fazla mesai sütunu bulanan ve işçi tarafından imzalanmış bordrolarda belirtilen fazla mesainin üzerinde fazla mesai yapıldığının ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, Temmuz 2010 sonrası dönem için davacı tarafından imzalanmış puantaj kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğu ve bu belgelerdeki kayıtların aksinin yazılı belge ile ispatlanmasının gerektiği, davacı işçi tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği sırada yazılı ve imzalı olan ibranamenin geçerliliğine ilişkin uygulamada farklı değerlendirmeler olmakla birlikte işverenin işçinin izin ücretlerini işçinin imzasını taşıyan ibraname ile ispatlayabilecek olması davalı işverenin ibraname ile ödeme savunmasının ibranameyi çelişkili hale sokmadığı, bu nedenle ibranamenin geçersiz olmadığı hukuki kanaatine varılarak, davacının imzasını içeren ücret bordroları, puantaj kayıtları ve feragat içerir ibraname birlikte değerlendirildiğinde; davacının fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücretlerine ilişkin talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68'inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan, davalı işverenin proje müdürünün imzası bulunan, ayrıca taraf tanıklarının da işyerinde asılı bulunduğunu beyan ettiği çalışma saatlerini gösterir 06.09.2010 tarihli genelgede gündüz vardiyasının çalışma saatlerinin 07.30-12.00 ve 13.00-18.30, gece vardiyasının ise 19.30-24.00 ve 01.00-06.30 saatleri arasında olduğu belirtilmiştir. Genelgede belirtilen çalışma saatlerinin davacı tanıkları tarafından teyit edildiği, dosyaya sunulan puantaj kayıtlarının bilgisayarda tanzim edildiği ve matbu düzenlendiği, davacı tarafça da baskı altında imzalandığının ileri sürüldüğü anlaşılmış olmakla mahkemece 06.09.2010 tarihinden sonraki dönem için fazla mesai ücreti alacaklarının işverenden sadır yazılı belge niteliğindeki genelgeye göre hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.