Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/1471 E. 2013/2813 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/1471
Karar No
2013/2813
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlıranın reddine, 2-Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın bildirimsiz feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının iş akdinin 01.10.2010 tarihinde ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışları nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacının mesai saatleri içinde yaptığı işi bırakarak başka işlerle uğraştığını, görevini eksik yaptığını, izinsiz ve raporsuz işe gelmediğini, bu süreçte de başka bir firmayla anlaşarak orada çalışmaya başladığını, ardından da kendi işyerini açtığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 25'inci maddesinin (II) numaralı bendinde ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin 2013/1471-2813 S.2 varlığı halinde işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere Yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene haklı fesih imkanı tanımaktadır. Somut olayda davalı işveren davacının mesai saatleri içinde işini bırakarak başka işlerle uğraştığını, görevini eksik yaptığını, kendi işyerini açıp orada çalıştığını, iş akdini ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle haklı olarak feshettiğini ileri sürmüştür. Gerçekten davacının işe girmeden önce 11.06.2008 tarihinde bir şirket kurduğu dosyadaki belgelerle sabittir. Yapılacak iş; “Kuzey Mühendislik ...” isimli şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği görülmekle öncelikle şirket merkezinin bulunduğu vergi dairesinden 2009 ve 2010 yıllarına ait gelir vergisi beyannameleri getirtilerek davacının şirkette bir faaliyetinin bulunup bulunmadığı belirlenip kıdem ve ihbar tazminatı istemi hakkında çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur. 3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 327nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu .../.. 2013/1471-2813 S.3 konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından ve özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacı ücretinin aylık net 2.650,00 TL olduğunu iddia etmiş, davacı tanıkları davacının 2.500,00 TL ücret aldığını beyan etmişler, meslek odasından yapılan araştırmada 2.319,65 TL net ücret alabileceği bildirilmiş, bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının 2.650,00 TL ücret aldığı kabul edildiğinde davacının 10.000,00 TL nin üzerinde ücret alacağı bulunabileceği belirlenmiş, oysa davacı ücret alacağının 3.800,00 TL olduğunu ileri sürmüştür. Tüm bu deliller bir arada değerlendirildiğinde davacının net ücretinin 2.650,00 TL olmadığı sonucuna götürmektedir. Meslek odası tarafından bildirilen ücretin esas alınması gerekirken tanık beyanı ile desteklenmeyen 2.650,00 TL nin esas alınması hatalıdır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1471, K. 2013/2813, T. 14.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-1471-e-2013-2813-k-6c0d04abe981