Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/13885 E. 2013/23202 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/13885
Karar No
2013/23202
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1. Davalı temyizi açısından: 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir. 2013 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1820 TL'sını geçmesi gerekir. Somut olayda temyize konu edilen miktar 824,36 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davalının temyiz dilekçesinin reddine karar verilmelidir. 2. Davacı temyizi açısından: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 3-Davacı dava dilekçesinde toplam 2.500,00 TL talep etmiştir. Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı olarak 824,36 TL’ye hükmedilmiştir. Alacağın 1675,64 TL’si ise reddedilmiştir. Kabul ve reddedilen miktarlara göre davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. 12.maddesi gereği 440,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken 501,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Diğer yandan yargılama gideri 315,35 TL’nin kabul ve ret oranına göre 103,98 TL’sinden davalı sorumlu olduğu halde 52,00 TL'sından sorumlu tutulmuş olması hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasında 3.bentten sonra gelen “Davacı tarafından yapılan toplam: 315,35.-TL' den ibaret yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap edilen toplam: 52,00.-TL' sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geriye kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,” ve “Red durumuna göre davalı da davada kendini bir vekil ile temsil ettirmiş olmakla AAÜT göre belirlenen 501,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin silinerek yerine; “Davacı tarafından yapılan toplam: 315,35.-TL' den ibaret yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap edilen toplam: 103,98,00.-TL' sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geriye kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, reddedilen miktar üzerinden AAÜT göre belirlenen 440,00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, davalının temyiz dilekçesinin reddine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 24.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. ZK

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13885, K. 2013/23202, T. 24.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-13885-e-2013-23202-k-d4210a9eb7a1