Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/1124 E. 2013/8896 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/1124
- Karar No
- 2013/8896
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün ONANMASINA ilişkin olarak daireden verilen 24.05.2012 gün ve 2011/5345-2012/3785 E.K. sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir. 1- Davacı ... ve arkadaşlarınca karar düzeltme nedeni olarak ileri sürülen sair yönler daire kararında gerekçesi gösterilmek suretiyle karşılanmıştır. Düzeltilmesi istenilen karar, dosya içeriğine usul ve kanuna uygundur. Bu nedenlerle yerinde olmayan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi hükmüne uymayan sair karar düzeltme isteklerinin REDDİNE, 2- Miras bırakan “...” ile Serik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 08.10.1998 tarih 515-608 E.K. sayılı mirasçılık belgesindeki miras bırakan “Hasan”'ın ayrı kişiler olduğunun tespitine ilişkin açılan dava yönünden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz ise de; dosya kapsamı ve temyiz edenlerin sıfatı gözönüne alınarak bozma nedeni yapılmamıştır. 3- Ne var ki; mahkemece davacı ... ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulü ile Serik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 05.05.1988 tarih 244-406 E.K. sayılı mirasçılık belgesinin iptaline, miras bırakan ...’un yeni mirasçılık belgesinin verilmesine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ve gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 7. maddeleri hükümlerinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin iddiasını, bir başka deyişle hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, resmi sicil ve senetlerin belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturacağı, bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatının kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle bağlı olmadığı açıklanmış, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 29, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 30. maddelerinde ise doğum ve ölümün, öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Bu hükümler dikkate alındığında mirasçılık belgesi vermekle yükümlü Sulh Hukuk Mahkemelerinin miras bırakanın ölüm tarihini, ölüm tarihi itibariyle kimi veya kimleri mirasçı bıraktığını, bunlara mirastan ne oranda pay verileceğini öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlara göre belirlemesi gerekir. Miras bırakan nüfus sicilinde kayıtlı değil ise, böyle bir kişinin var olduğunun ve ne zaman öldüğünün, davacı ile mirasçılık bağının her türlü delille kanıtlanabileceği, bu konudaki ispat yükünün de davacı taraf üzerinde olacağı kuşkusuzdur. Miras bırakanın, ölüm tarihi ve mirasçıları nüfus sicilinde kayıtlı ve belli olmasına rağmen sicildeki bu kayıtların yanlış olduğunun öne sürülmesi halinde, bu iddialar ancak kayıt düzeltme davası sırasında ve bu davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemelerince incelenip değerlendirilebilir. Dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemeleri mirasçılık belgesine ilişkin davalarda kendi görevini aşan bu iddiaları inceleyemez ve resmi kayıtların aksine karar veremez. Somut olaya gelince, dosya içeriğinde toplanan delillerden kök miras bırakan ...’un nüfusa kayıtlı olmadığı, ancak K.Sani 1298 tarih 85 sayılı tapu kaydı içeriğine göre ... ve diğer çocuklarının yanında Hasan isimli bir çocuğunun da bulunduğu, ... isimli çocuğu olmadığı halde tanık beyanlarına değer verilerek Antalya İli, Serik İlçesi ... Köyü, Cilt-36, Hane 198’de nüfusa kayıtlı ... kızı ... mirasçılarına mirastan pay verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan; ... kızı ...’nin baba adının Hasan olarak tashihine yönelik davalı tarafa 10.02.1994 tarihli celsede yetki ve süre verilmiş ise de açılan davanın takipsiz bırakıldığı belirlenmiştir. Hal böyle ise de; mahkemece ... kızı ... ile miras bırakan ... arasında kayıtlarla soy bağı kurulamadığı gibi, kayıtlar düzeltilmedikçe mevcut kayıtların aksine karar verilmesinin mümkün olmamasına rağmen, ... mirasından, ... kızı ... mirasçılarına da pay verilmesi isabetsiz olduğundan davacı ... ve arkadaşlarının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sırasında bu olgu gözden kaçırılarak mahkemece verilen hüküm sehven onandığından davacı tarafın yerinde görülen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen 24.05.2012 gün ve 2011/5345-2012/3785 E.K. sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde davacı tarafa iadesine, 15.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.