Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/4779 E. 2026/4041 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4779
Karar No
2026/4041
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/168 E., 2024/716 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet KARARLAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kaçak eşyaların müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düzeltilerek onama, kısmî bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki düzenleme uyarınca sanıklar hakkındaki hükmün daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi ve 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. Katılan ... İdaresi Vekilinin Nakil Aracının İadesi Kararına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Dosya kapsamına göre aracın müsaderesi için gereken şartların gerçekleşmediğinin, müsaderenin hakkaniyete aykırı olacağının anlaşılması karşısında, Mahkemenin nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin kabul ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine dair hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

II.Katılan ... İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkındaki Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanığın 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinden sonra hükmün 9 numaralı bendinde maddi hata sonucu neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir. Açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği sanığa ilişkin hükmün 9 numaralı bendinde yer alan "10 ay" ibaresinin çıkartılarak yerine "5 ay" ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

III. Katılan ... İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkındaki Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Olayların oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçları sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1-Dosyada mevcut KEMT varakalarına göre sanığın her iki eyleminde kaçak sigaraların değeri ayrı ayrı pek hafif olduğu halde hafif olduğunun kabulü ile sanık hakkında fazla ceza tayini, 2-7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulanmasının olanaklı hale geldiği ve suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarının sanık tarafından hüküm verilinceye kadar ödenmesinin ihtarı yerine duruşma gününe kadar süre verilmesi ancak bu süreden sonra iki celse daha yargılamaya devam edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

3-Takdiri indirim neticesinde, 1 yıl 6 ay 22 gün yerine, 1 yıl 6 ay 21 gün hapis cezasına hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğündenkararın, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Kaçakçılık suçundan sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, katılan idare vekilinin temyizi üzerine, kararın istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle incelenmeksizin iadesi yerine sayın çoğunluğun temyiz incelemesi yaparak onama, düzeltilere onama ve bozmaya ilişkin kararları yerinde değildir. Şöyle ki; 14.03.2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında değişikliğe gidilmiştir. Bu fıkrada “272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir.” hükmü getirilmiştir. 12 nci fıkra ile Ceza Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıkça belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanacaktır. Yani şartlarının varlığı halinde bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz kanun yoluna tabi olacaktır. Yine, 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde de temyiz kanun yoluna gidilebilecektir. Somut olayda olduğu gibi, daha önce temyiz incelemesinden geçen ancak sonrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde bu karar da istinaf yasa yoluna tabi olacaktır. Çünkü 7499 sayılı Yasa ile değişik Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında, bu kararların açıkça istinaf kanun yoluna tabi olduğu belirtilmiş, istisna olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebileceği belirtilmiş, başkaca da bir istisnaya yer verilmemiştir. Kanun Koyucunun aksi kanaatte olması halinde bu hususun da açıkça istisnalar arasında sayılması gerekirdi. Bu anlatılanlar dikkate alındığında, kararın istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere incelenmeksizin iadesi yerine, sayın çoğunluğun temyiz incelemesi yaparak onama, düzeltilere onama ve bozmaya ilişkin kararlarına katılmıyorum. 07.04.2026

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/4779, K. 2026/4041, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2025-4779-e-2026-4041-k-dda9f5a1656e