Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/4682 E. 2023/6417 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/4682
Karar No
2023/6417
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/354 E., 2022/166 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2015 tarihli ve 2014/328 Esas, 2015/88 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 52, 53 ve 54 üncü maddeleri gereği 1 yıl 21 ... hapis ve 24.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının iadesine karar verilmiştir. 2. Anılan kararın sanıklar ve katılan ... İdaresi tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.09.2020 tarihli ve 2017/13678 Esas 2020/11747 Karar sayılı ilâmıyla; "...15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen düzenlemeler yönünden 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanuna eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu, Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2021/354 Esas 2022/166 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 52, 53 ve 54 üncü maddeleri gereği 1 yıl 21 ... hapis ve 24.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının iadesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi, suça konu aracın iadesine ilişkin kararın bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanıklar ... ve ...'ın temyiz istemleri, lehe olan kanun hükmlerinin uygulanmadığına, suça iştirak etmediklerine, haklarında beraat kararı verilmesi ile kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, müvekkilinin suça iştirak etmediğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğinden kararın bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanık ... 'ın sevk ve idaresinde bulunan, diğer sanıkların yolcu olduğu 38 LC ... plakalı malen sorumluya ait araçta usulüne uygun yapılan aramada mobilya eşyalarının arasına gizlenmiş vaziyette 4821 adet cep telefonu ele geçirildiği anlaşılmıştır. 2.Sanıklar savunmalarında suçlamayı kabul etmemiştir. 3.10.06.2014 tarihli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu raporunun dosya arasında bulunmaktadır. 4.Malen sorumlu, aracını sanık ...'ye bir hafta süreliğine emanet olarak verdiğini, suçta kullanılacağını bilmediğini beyan etmiştir. 5.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek, gereklerinin yerine getirildiği saptanmıştır. IV. GEREKÇE A. Suçta Kullanılan Nakil Aracının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden Araç plakasının 38 LC ... yerine 34 LC ... olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Suça konu kaçak eşyanın taşıma aracı yüküne göre miktar ve hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı ve iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğu cihetle, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanıklar Hakkında Kurulan mahkûmiyet Hükümleri Yönünden 1.Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen olay tutanağı içeriği, BTK raporu, bilirkişi raporu içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların eylemlerinin sabit olduğu belirlenmekle, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2.Suça konu kaçak eşyalar yönünden dosya arasında bulunan ve soruşturma aşamasında Gümrük İdaresi tarafından hesaplanan ... varakasında suça konu eşyanın toplam CIF değerinin 674.620,00 TL, mahkeme aşamasında alınan 11.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise toplam CIF değerinin 1.065.846,00 TL olarak belirtildiği anlaşılmakla suça konu eşya yönünden hesaplanan bu CIF değerlerine yönelik aradaki çelişki giderilerek sonucuna göre 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereği kamu zararı ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği etkin pişmanlık ihtaratının belirlenecek tutara göre yapılması yerine daha ağır olan bilirkişi raporundaki değerler bildirilmesi suretiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, 3.Sanık ... yönünden, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanığa bildirilmesi gerekirken indirim oranının 1/3 olarak bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Suçta Kullanılan Nakil Aracının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2021/354 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2021/354 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekili ile sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümlerin, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ... ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanık müdafii ile sanıkların da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarihli ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkûmiyet hükmünün sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarihli ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarihli ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve Nihat Bayram’ın temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2) Yerel Mahkemenin 11.05.2022 tarihli ve 2022/166 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkûmiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkûmiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkûmiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarihli ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.21.06.2023

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/4682, K. 2023/6417, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-4682-e-2023-6417-k-90012f37552b