Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/2855 E. 2024/5329 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2855
Karar No
2024/5329
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/29 E., 2021/84 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma Üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yönünden; 14.07.2021 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen 1 aylık yasal süresinden sonra 27.12.2021 tarihinde temyiz eden üst Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca süresinde olmadığı anlaşılmıştır. Sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; hatalı gerekçe ile erteleme hükümlerinin uygulanmadığına ve gerekçe gösterilmeden hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi şartlarının değerlendirilmediğine ilişkindir. Sanığın temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE 02.05.2013 tarihinde orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde, orman alanında 25-30 yıllık fındık fidanları ve ev bulunduğu tespit edilerek sanık hakkında suç tutanağı düzenlenmiştir. Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında, atılı suçlamayı kabul etmeyerek, fındık fidanlarının dedesinden kaldığını, eski evleri yıkılınca yeni bir ev inşa ettiklerini, suç kastı olmadığını beyan etmiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi tarafından düzenlenen 04.03.2015 tarihli raporda, suça konu yerin memleket haritasında orman sayılmayan yerlerden olduğu, kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kalsa da sınırlandırmanın yanlış yapıldığı belirtilmiştir. 22.12.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda, suça konu yerin orman parseli sınırları içinde kaldığı tespit edilmiştir. İnşaat bilirkişisi raporunda yapının betonarme karkas olarak imal edildiği yönünde görüş bildirilmiştir. Bozma sonrası mahallinde yeniden yapılan keşif sonucu fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, suça konu yerin kesinleşen orman kadastrosuna göre orman parseli sınırları içinde kaldığı, 20.01.2020 tarihinde kesinleşen 2/B çalışmalarına göre ise dava konusu alanın krokide (C) harfiyle gösterilen 247 m2 lik kısmının orman vasıflı parsel içinde, kalan kısımlarının ise Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parsellerde kaldığı belirlenmiştir. Orman bilirkişisi raporunda suça konu yerin tamamının tutanak tarihi itibarıyla devlet ormanı sınırları içinde kaldığı ve giderilmesi gereken bir zarar bulunmadığı tespit edilmiştir. A. Üst Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden Üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yönünden; 14.07.2021 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen 1 aylık yasal süresinden sonra 27.12.2021 tarihinde temyiz eden üst Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca süresinde olmadığı anlaşılmıştır. B.Sanığın Temyiz İsteği Yönünden Suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporları, bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1.Orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda sanığın işgal eylemi nedeniyle giderilmesi gereken bir zarar bulunmadığı tespit edilmesine rağmen, engel adlî sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında "kamu zararının giderilmemesi" şeklinde yerinde görülmeyen gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2.Engel adlî sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında "kamu zararının giderilmemesi" şeklinde yasal olmayan gerekçeyle erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına ve gerekçe gösterilmeden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına kararı verilmesi, 3.İnfazı mümkün olmayacak şekilde "işgal alanının" müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Üst Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanığın Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 16.05.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/2855, K. 2024/5329, T. 16.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-2855-e-2024-5329-k-adec9466ac14