Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/2113 E. 2023/4981 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2113
Karar No
2023/4981
Karar Tarihi

B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, müsadere TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2014 tarihli ve 2013/26 Esas, 2014/444 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, aynı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca hapis cezasından çevrilen 1.000,00 TL adlî para cezası ve 3 gün karşılığı 60,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, kaçak eşyanın müsaderesine ve tasfiyesine karar verilmiştir. 2.Anılan kararın sanıklar ve katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.02.2021 tarihli ve 2018/14241 Esas, 2021/1152 Karar sayılı ilâmıyla; "..I) Sanık ...'ün temyiz isteminin reddine, II) Katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerine yönelik yapılan incelemede ise; Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,.." nedeniyle her iki sanık yönünden bozulmasına karar verilmiştir. 3.Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2021/195 Esas, 2021/953 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, aynı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası, 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, aynı Kanun'un 50 nci maddesi ve 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanık ...'ün hapis cezasından çevrilen 320,00 TL adlî para cezası ve 1 gün karşılığı 40,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'in hapis cezasından çevrilen 640,00 TL adlî para cezası ve 1 gün karşılığı 40,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği, bilirkişi raporlarının gerçeği yansıtmadığına, suça konu eşyaların yurtiçi menşeili olduğuna, sanığın kastının bulunmadığına, suça konu ürünlerde yer alan markanın Türkiye'de tescilli olduğuna ve sanığın beraati gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği, suça konu ürünlerin yurtiçi menşeili olduğuna, eksik inceleme ile hatalı bilirkişi raporuna dayanıldığına, suç tarihi itibarıyla suça konu ürünlerde bandrol zorunluluğu olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 25.07.2012 günü kolluk tarafından il genelinde kargo ile kaçak sigara getiren şahıslara yönelik yapılan çalışmalar kapsamında MNG Kargo isimli firmanın önünde, hakkında daha önce işlem yapılan sanık ...'in yanında koliler görülmesi üzerine yanına gidildiğinde, kolilerin yırtık kısmından "stadium" ibaresinin gözüktüğü, sanıktan kolilerde ne olduğu sorulduğunda boş filtre olduğunu beyan ettiği ve sevk irsaliyesi ibraz ederek açtığı kolide faturası ibraz edilemeyen ve Türkçe ibare bulunmayan 200 adet boş filtre olduğunun görülmesi üzerine tüm kolilerde yapılan sayımda 200.000 adet makaron tespit edilmiştir. 2.Sanık ... savunmalarında, suça konu ürünlerin faturalı olduğunu beyan etmiştir. Sanık ... savunmalarında, kardeşine ait Akgül Ticaret isimli iş yerinde çalıştığını, suça konu ürünleri sanığa fatura ile gönderdiğini, ürünlerin kaçak olmadığını beyan etmiştir. Sanık ...'ün bozma ilâmı sonrası bilirkişi raporu ile tespit edilen gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödediğine ilişkin alındı belgesini ibraz ettiği anlaşılmıştır. 3.20.11.2012 tarihli ekspertiz raporunda suça konu ürünlerin kıyılmış tütün tüketiminde kullanılan makaron olduğu, yasal olarak yurtiçinde piyasaya arz edilmediği, yurt dışından getirilen kaçak makaron olduğu tespit edilmiştir. 4.Talimat mahkemesince aldırılan 20.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu makaronların gümrüğe tabi ve yabancı menşeili olduğu, ithal edildiğine ilişkin fatura ve belge ibraz edilemediği, suça konu eşyanın kaçak olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. 5.16.12.2013 tarihli, vergi dairesi müdürü tarafından düzenlenen tutanak dosyada mevcuttur. 6.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği saptanmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir" şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve yirmiikinci fıkraları ve aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe kanunun tespiti yerine, 6455 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur. 2.28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik öncesi anılan maddede öngörülen hapis cezası üst haddinin 2 yıl olduğu gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. 3.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birine iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz. Haber alındıktan sonra fiilin bütünüyle ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden kişiye verilecek ceza üçte iki oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, sanık ...'ün satıcı olarak gönderdiği suça konu eşyanın sanık ... tarafından alıcı olarak teslim alınması şeklinde gerçekleşen olayda, iştirakin olmadığı, anılan Kanun maddesinin uygulanabilmesi için iştirak halinde işlenen bir kaçakçılık suçunun varlığı gerektiğinden sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağı gözetilmeksizin eksik ceza tayini, 4.Gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinini ikinci fıkrası yerine aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2021/195 Esas, 2021/953 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/2113, K. 2023/4981, T. 22.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-2113-e-2023-4981-k-4495342b92ff