Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/19841 E. 2024/6086 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/19841
- Karar No
- 2024/6086
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/140 E., 2021/208 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında temel cezada teşdit uygulanması ve fahişlik nedeniyle artırım yapılması, nakil aracının da müsadere edilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek tüm sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE Yol kontrol ve arama noktasında, sanığın sevk ve idaresindeki araçta, önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, bagaj bölümünde karton kutular içerisinde 4.100 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanığın savunmasında; suçlamayı kabul ettiğini, kaçak sigaraları Doğubayazıt'ta tanımadığı şahıslardan aldığını, Ağrı'ya götüreceğini, maddi durumu iyi olmadığı için böyle bir işe kalkıştığını, aracı Ankara'da arkadaşı olan ... isimli şahıstan emanet aldığını beyan ettiği görülmüştür. Malen sorumlunun beyanında; aracı esnaf arkadaşlarının sanığın ev taşıyacağını belirtmeleri nedeniyle sanığa emaneten verdiğini, suçta kullanılacağını bilmediğini, aracın olaydan üç gün sonra kendisine geri verildiğini fakat üzerine şerh konulduğunu bilmediğini belirttiği görülmüştür. Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "fahiş değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
A.Nakil Aracı Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtasının müsadere edilebilmesi, hakkaniyete aykırı olmayıp dosyada mevcut bilirkişi raporunda ele geçirilen kaçak eşya miktarının ağırlık ve hacim bakımından nakil aracının taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturduğu belirtilmiş ise de malen sorumlunun iyi niyetli olduğunun aksine bir delil bulunmadığından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından katılan ... İdaresi vekilinin bu hususa yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
B.Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Olayın oluş şekli, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçen kaçak eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1.Sanıktan ele geçirilen 4.100 karton kaçak sigaranın miktarına göre, temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi gereği teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde alt sınırdan hüküm kurmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini, 2.Eşyanın gümrüklenmiş değerinin fahiş olduğunun anlaşılması karşısında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası uyarınca cezada artırım yapılması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR A.Nakil Aracı Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B.Sanık Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlığa ilişkin ödeme ihtaratı yapılmadığının, kovuşturma aşamasında ise sanığa usulünce tebliğ edilen talimat evrakında yasal düzenlemenin ihtar edildiğinin anlaşılması karşısında Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca aleyhe temyiz edilmeyen 08.12.2015 tarihli ilk karar nedeniyle sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan kurum vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 29.06.2021 tarih ve 2021/208 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker ..., Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 05.06.2024