Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/19649 E. 2024/11725 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/19649
- Karar No
- 2024/11725
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/37 E., 2023/945 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanığa isnat edilen firar suçunun yaptırımının, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a maddesi uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olduğu gözetildiğinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve ikinci fıkrası uyarınca olağan dava zamanaşımının 8 yıl, olağanüstü dava zamanaşımının ise 12 yıl olduğu, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dönemdeki durma süresi de belirtilen zamanaşımı süresine eklendiğinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından sanığın bu hususa ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. Gerekçeli karar başlığında sanığın yolda ve nezarette geçirdiği sürelerin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik; kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası kısmında suç başlangıç tarihinin "02.05.2011" yerine "02/058/2011" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi tatbik edilirken, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının 5. maddesinde yer alan "...53/1-c maddesinde yazılı haklardan ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluklarının uygulanmamasına, diğer kişilere yönelik bu hakları bakımından aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına," ibaresinin çıkarılarak yerine "5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden aynı maddenin 3. fıkrası gereğince koşullu salıverilme tarihine, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2024 tarihinde karar verildi.