Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/12204 E. 2023/11142 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/12204
- Karar No
- 2023/11142
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/191 E., 2023/18 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet ve Resmi Belgede Sahtecilik HÜKÜM : Kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2023 tarihli ve 2022/191 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle düşmesine, beyan harici kaçak eşyaların 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmiştir. II.GEREKÇE 1.Sanık müdafiinin temyiz isteminin münhasıran eşyanın müsaderesine dair hükme ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 2.Sanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 3.Sanık hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2013 tarihli ve 2013/43 Esas, 2013/405 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 28.12.2017 tarihli ve 2015/19596 Esas, 2017/11147 Karar sayılı kararı ile oyçokluğuyla onanmasına karar verildiği, anılan karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yapmış olduğu itiraz talebinin Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 08.03.2018 tarihli ve 2018/1551 Esas, 2018/2473 Karar sayılı Kararı ile oyçokluğuyla reddedilerek, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 2018/7-165 Esas, 2022/353 Karar sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 28.12.2017 tarihli ve 2015/19596 Esas, 2017/11147 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği cihetle, 28.12.2017 tarihli 7. Ceza Dairesi onama İlamı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli anılan ilamın kaldırılmasına dair karar tarihleri arasında zamanaşımı süresinin durması karşısında hüküm tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2023 tarihli ve 2022/191 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararına yönelik Muhakemat Müdürlüğü adına Hazine vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun, 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan davada Muhakemat Müdürlüğü adına temyiz talebinde bulunulmuş olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi yerine, temyiz talebinin kabulü yönündeki kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Gümrük İdaresi ile Maliye Bakanlığı Muhakemat Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol uyarınca, 01/10/2014 tarihine kadar Gümrük İdaresinin taraf olduğu davaları takip etme görevinin Muhakemat Müdürlüklerine ait olması nedeniyle, Gümrük İdaresi adına Hazine vekilliğine yapılan tebligatlar geçerli olacaktır. Temyiz talebinin ise, suçtan doğrudan zarar gören, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunan Gümrük İdaresi adına yapılması gerekmektedir. Dava dosyasında hazine vekilinin, ‘Gümrük İdaresi adına’ davaya katıldığı ve gerekçeli kararın da Gümrük İdaresi adına Hazine vekiline tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan davaya, Hazine vekili Gümrük İdaresi adına katıldığı halde temyiz dilekçesini ‘Muhakemat Müdürlüğü’ adına sunmuştur. Bu itibarla, suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan ‘Muhakemat Müdürlüğü adına’ temyiz talebinde bulunulduğu hususu gözetilerek hazine vekilinin temyiz itirazlarının 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi yerine, temyiz talebinin kabulü ile Gümrük idaresi yönünden de esasa girilerek temyiz incelemesi yapılması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 13.12.2023