Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/17385 E. 2023/5161 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/17385
- Karar No
- 2023/5161
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E, H A G B A Ç I K L A M A S I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. (Kapatılan) Kocaeli Muharebe Hizmet Destek Eğitim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 30.12.2011 tarihli ve 2011/511 Esas, 2011/304 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üstü tehdit suçunu işlediği iddiasıyla 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama neticesinde sanığın üstü tehdit kastı ile hareket etmediği kanaatine varıldığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca sanığın beraatına karar verilmiştir. 2. (Kapatılan) Kocaeli Muharebe Hizmet Destek Eğitim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 30.12.2011 tarihli ve 2011/511 Esas, 2011/304 Karar sayılı kararının Askeri savcı tarafından sanık aleyhine temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 3. Dairesinin 04.06.2013 tarihli ve 2013/804 Esas, 2013/782 Karar sayılı ilâmı ile; "...Somut olayda sanığın sarf ettiği sözlerin, katılana iletilerek dikkatli olması konusunda uyarılmış olması da dikkate alındığında, katılanı ağır ve haksız bir zarara uğratacak, onun iç huzurunu bozup endişeye sevk edecek nitelikte olduğu, suçun oluşması için sözlerin muhataba iletileceği kastı ile hareket edilmesinin gerekmediği, üstü tehdit suçunun yasal unsurları itibarıyla oluştuğu ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verilmesi gerektiği..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine (Kapatılan) Gölcük Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 24.12.2013 tarihli ve 2013/690 Esas, 2013/831 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında 18.11.2011 tarihinde üstü tehdit suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 12.02.2014 tarihinde kesinleşmiştir. 4. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 12.02.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde kardeşe karşı kasten yaralama suçunu işlediğinin Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2016/388 Esas, 2018/195 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine dosyanın yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/317 Esas, 2018/802 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında üstü tehdit suçundan 1632 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.09.2021 tarihli ve 2022/156792 sayılı, "5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki konumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" nedeniyle hükmün bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın hukuka açıkça aykırı olduğuna, sivil giysili olduğu halde üstü olan komutanı tehdit etmesinin maddeten imkansız olduğuna, İstanbul'da yaşaması nedeniyle Gölcük ve Kocaeli'de yapılan yargılamaları takip edemediğine, ekonomik yetersizliği yüzünden haklarını yeterince savunamadığına, yerel mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması yerine dava esastan görüşülseydi haksızlığın önlenmiş olacağına ve re'sen belirlenecek nedenlerle beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, 18.11.2011 tarihinde katılan P.Bçvş. ... emir komutasında yapılan sabah içtimaı sırasında sivil kıyafetli olarak içtima alanının önünden Bölük Binasına ... ilerlediği sırada, katılanın “Nereye gidiyorsun, neden sivil kıyafetlisin?” diye sorduğu, sanığın ise, ellerini iki yana açarak, “İzne gidiyorum, istersen gitmeyeyim” dediği, bunun üzerine katılanın sanığın yanına giderek "niye saygısızca konuşuyorsun" dediği, sanığın da "nasıl konuşayım, böyle konuşuyorum" dediği, katılanın sanığı yakasından tutarak Bölük Binasına götürdüğü, koridordaki sesleri duyan Bölük Komutanı P.Ütğm. ...'ün odasından çıkarak sanığı alıp odasına götürdüğü ve ne olduğunu sorduğu, sanığın, içtima alanında yaşanan olayı anlattıktan sonra, katılanın kendisini Bölüğün önünde dövdüğünü, ... düşürdüğünü söyleyerek, “Kendi askerliğimi de yakacağım, ... da yakacağım, onu dışarıda nasıl olsa göreceğim, onu vuracağım” dediği, P.Ütğm. ...'ün daha sonra sanığın bu sözlerini katılana ilettiği anlaşılmıştır. 2. Sanığın 29.12.2011 tarihli savunmasında özetle; katılanın, olay tarihinde herkesin gözü önünde kendisine vurduğunu, bu olay nedeniyle oldukça sinirli olduğunu, bölük komutanının odasına gittiğinde ona mağdur olduğunu söylediğinde bölük komutanının "hak etmişsin" dediğini, bunun üzerine "siz bana sahip çıkmazsanız ben de onu vuracağım" dediğini, mağdur ile olay öncesinde husumet bulunduğunu beyan ettiği belirlenmiştir. 3. Sanık bozma sonrası alınan 21.11.2013 tarihli ifadesinde; bozma ilamına uyulmasını talep ettiğini, beraatını, şayet Mahkeme aksi kanıda olursa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiğini beyan etmiştir. 4. Sanık ihbar sonrası alınan 06.11.2018 tarihli ifadesinde de; bu olayla ilgili pişman olduğunu beyan etmiştir. 5. Katılan ... ...'ın ifadesinde; şikâyetçi olduğunu, davaya katılma talebinin bulunduğunu, olay tarihinde sanığın saygısız tutumu üzerine yanına gittiğini, ne biçim konuşuyorsun dediğini, bunun üzerine sanığın "tüm bölüğün önünde beni dövüyorsun" dediğini, sanığı yakasından ve kolundan tutarak bölük binasının içine soktuğunu, sanığa kesinlikle fiziki şiddet uygulamadığını, daha sonra Levent üsteğmenin kendisine söylediği kadarıyla sanığın bölük komutanının odasındayken kendisi ile ilgili tehdit içerikli sözler söylemiş olduğunu, "askerliğimi de yakacağım, ... da yakacağım, onu vuracağım" demiş olduğunu beyan ettiği saptanmıştır. 6. Olayla ilgili ifadesi tespit edilen tanık ...'ün ifadesinde; sanığın, "kendime de zarar vereceğim, ... da" dediğini, sonrasında onu susması için uyardığını fakat sanığın devam ederek "kendimi de yakacağım, onu da yakacağım, onu nasılsa dışarıda göreceğim" dediğini, bundan sonra sanığın ağzını kapattığını, sanığı sakinleştirdikten sonra odasından çıkmasına müsaade ettiğini, sanığın odasında iken söylediği tehdit içerikli sözleri katılan ...'e aynen ileterek dikkat etmesi gerektiğini söylediğini beyan ettiği saptanmıştır. 7. Olayla ilgili dinlenilen diğer tanıklar....'ün ifadeleri dava dosyasında mevcut olup, tanıkların olaya dair anlatımlarının katılan ...'ın beyanları ile uyumlu olduğu görülmüştür. 8. Sanık hakkında psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından tanzim olunan ve "sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu, adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasından yararlanamayacağı" görüşünü içeren bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur. 9. Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2016/388 Esas, 2018/195 Karar sayılı kararı dava dosyasında mevcuttur. 10. Sanığa ait güncel adlÎ sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE A.Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden Ayrıntıları Dairemizin 17.05.2022 tarihli ve 2021/22573 Esas 2022/9544 Karar sayılı, 21.09.2022 tarihli ve 2021/5792 Esas 2022/12341 Karar sayılı, 27.10.2022 tarihli ve 2021/23302 Esas 2022/14979 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; Anayasa'nın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; ... kişilerin askerî suçları ile bunların ... kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. B.Sanığın Temyiz İstemi Yönünden 1. Talimat mahkemelerince ifadesi tespit edilen sanığa, gerek (Kapatılan) 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesindeki gerekse Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşma esnasında müdafii tayin hakkı olduğu, müdafii tayin edebilecek durumda olmadığı ve müdafiinin hukuki yardımından faydalanmak istediği takdirde baro tarafından kendisine müdafii görevlendirileceği, Askerî Mahkemelerde görülecek davaların giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödeneceği hususu ile ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği hususunun ayrı ayrı hatırlatılması, sanığın da ifadesinde müdafii istemediğini ve duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ettiğini beyan etmesi karşısında, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, ayrıca dava sürecine yokluğunda devam edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Katılan ...'ın beyanı, katılanın beyanı ile uyumlu tanık beyanları, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Askerî Yargıtay bozma ilâmı ve sanık savunması karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetildiğinde, denetim süresi içinde yeniden kasten suç işlediği anlaşılan sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanmasında bu nedenle bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; hükümden sonra 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. 5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, cezai ehliyet ve askerliğe elverişlilik hususlarında doğan şüphelerin, psikiyatri uzmanı bilirkişi raporuyla dosya içeriğine uygun şekilde ortadan kaldırıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/317 Esas, 2018/802 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.05.2023 tarihinde karar verildi.