Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/16659 E. 2024/109 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16659
Karar No
2024/109
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/498 E., 2022/231 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, bozma A.Şikâyetçi Tütün Ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Vekilinin Temyizi Yönünden Sanıkların eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (5607 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de Gümrük İdaresi olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır. B.Katılan ... İdaresi Vekili, Sanık ... ile Müdafii ve Sanıklar ... ile ...'un Temyiz İstemleri Yönünden Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I.HUKUKÎ SÜREÇ 1.Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2017 tarihli ve 2015/419 Esas, 2017/50 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, anılan Kanun'un 4 üncü maddesini ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi, 63 üncü maddesi gereği 9 ... hapis ve 140,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, mükerrirlere özgü infaza, mahsuba, suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereği müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının ise sahibine iadesine karar verilmiştir. 2.Mahkemenin söz konusu kararının sanık ... müdafii ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 04.09.2019 tarihli ve 2019/1518 Esas, 2019/34297 Karar sayılı ilâmıyla; "...Kaçağa konu eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eylemin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/1. maddesi kapsamında kalacağı, dosya kapsamına göre ise Türkiye-Suriye sınır hattına 15 km. mesafede toplamda 480.000 adet kaçak makaronun ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkların eyleminin kül halinde 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden, nitelemede hataya düşülerek sanıklar hakkında 5607 sayılı Yasanın 3/1. maddesi gereğince hüküm tesis edilmesi, Kabule göre de; 1.5607 sayılı Yasanın 3/1. madde ve fıkrasından uygulama yapılırken hapis cezasının alt sınırının 1 yıl olduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle eksik ceza tayini, 2.Mahkemece, sanıkların birlikte hareket ederek eylem birliği içerisinde atılı toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilmesine rağmen, gerekçeli kararın gerekçe kısmında ve hüküm fıkrasında "sanıkların suça konu eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal ettiğinden” söz edilerek, 5607 sayılı Yasanın 4/2. maddesi uyarınca cezada arttırım yapılmak suretiyle hükümde çelişki yaratılması, 3.Dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde “TCK'nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine" hükmedilmesi, 4.Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum adına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2019/498 Esas, 2022/231 Karar sayılı kararıyla sanıklar ... ve ... hakkında ayrı ayrı 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası 5237 sayılı Kanun' un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi ve 58 inci maddesi gereği 1 yıl 3 ... hapis ve 40,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, mahsuba, mükerrirlere göre infaza, sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ve anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi, 63 üncü maddesi gereği 1 yıl 3 ... hapis ve 40,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve denetim süresine, mahsuba, suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının sahibine iadesine karar verilmiştir. 4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.12.2022 tarihli ve 7-2022/110394 sayılı, ret, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II.TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Şikâyetçi ... vekilinin temyiz sebepler; nakil aracının iadesine, suç vasfına yönelik vekalet ücretine hükmedilmemesi nedenleri ile hükmün bozulması istemine ilişkindir. 2.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; erteleme kararına, suçta kullanılan nakil aracının iadesine ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına ilişkindir. 3.Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri; suç vasfında hataya düşüldüğüne, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sanık lehine olan hükümlerin uygulanmaması ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir. 4.Sanık ...'uın temyiz sebepleri; sanık ...'nin ... olduğu araçta tesadüfen bulunduğundan atılı suçla ilgisinin bulunmadığına, mahkûmiyetine yeter delil bulunmaması nedeniyle beraat karar verilmesi gerektiği nedenleri ile hükmün bozulmasına ilişkindir. 5.Sanık ...'nun temyiz sebepleri; mahkûmiyet hükmünü temyiz ettiğine ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR 1.07.03.2012 tarihinde, ihbar üzerine kolluğun takibi sırasında engelleme yapan sanık ...’nun sürücüsü bulunduğu kamyonet ile sürücüsü sanık ... olan ve yanında sanık ...’un bulunduğu kamyonette yapılan aramada ve yolun kenarına bırakılan çuvallar içerisindeki toplam 480.000 adet kaçak makaron ele geçirilmiştir. 2.Sanık ... bozma öncesinde aşamalardaki savunmasında; kolluğun ikazlarını duymadığını, diğer sanıklardan ...i tanıdığını, sanık ... ile telefon ile görüşmüş olabileceğini, suça konu kaçak makaronlarla ilgisinin bulunmadığını, bozma sonrası alınan savunmasında ise, önceki beyanlarını tekrar ettiğini beyan etmiştir. 3.Sanık ... bozma öncesinde aşamalardaki savunmasında; kolluğun ikazlarını duymadığını, diğer sanıklardan...yi tanıdığını, sanık ... ile telefon ile görüşmediğini, suça konu kaçak makaronlarla ilgisinin bulunmadığını, bozma sonrası alınan savunmasında ise, önceki beyanlarını tekrar ettiğini beyan etmiştir. 4.Sanık ... bozma öncesinde savunmasında; kolluğun ikazlarını duymadığını, diğer sanıkları tanımadığını, suça konu kaçak makaronlarla ilgisinin bulunmadığını, bozma sonrası alınan savunmasında ise, önceki beyanlarını tekrar ettiğini beyan etmiştir. 5.Tutanak tanıkları;......,......,.....,......,......,.....,ve .....'nın suça konu eşyanın ele geçirildiği olayla ilgili kovuşturma aşamasındaki bilgi ve görgülerini içeren beyanlarının dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır. 6.Suça konu makaronların bandrolsüz ve gümrük kaçağı olduğuna dair bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur. 7.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakaları dava dosyasında bulunmaktadır. IV.GEREKÇE A.Şikâyetçi Tütün Ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Vekilinin Temyizi Yönünden Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçu kapsamında kaldığı, suçtan zarar gören kurumun Gümrük İdaresi olduğu, suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının davaya katılmasına karar verilmesi hukuken geçersiz olup, sanık hakkındaki hükmü temyize hak vermeyeceğinden,... vekilinin temyiz inceleme isteğinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B.Nakil Aracının İadesi Yönünden; Sanıkların savunması, malen sorumlunun beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, nakilde kullanılan vasıtanın kayıt malikinin iyiniyetli üçüncü kişi durumunda bulunması ve kaçak eşyanın değeri ile müsaderesine karar verilen nakil vasıtasının değeri göz önüne alındığında, müsaderesinin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hakkaniyete de aykırı olacağı gözetilerek, nakil aracının hak sahinine iadesi ve şerhin kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. C.Katılan ... İdaresi Vekili ve Sanık ... ile Müdafii ve Sanıklar ... ile ...'un Temyiz İstemleri Yönünden Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen sanıkların savunmaları, tanık beyanları, bilirkişi raporu içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 1.Hükümden önce 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, hukuki sonuçları ile sanıklara bildirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, 2.Sanık ...'a ait sabıka kaydında Yayladağı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.10.2010 tarih ve 2010/104 Esas, 2010/183 Karar sayılı ilamının 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin birinci fıkrası gereği tekerrüre esas teşkil ettiği halde adı geçen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması, 3.Sanık ...'nun tekerrüre esas alınan adli sicil kaydının 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine eklenen fıkra gereği kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale gelmekle birlikte, 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki "İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz'' şeklindeki düzenleme karşısında, sanık ...'nun adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas, Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/540 Esas, 2008/819 Karar sayılı ilamı, mahkemece sanık ... yönüyle tekerrüre esas alınmamış olsa da, sanık ...'un adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas Yayladağı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/104 Esas, 2010/183 Karar sayılı ilamı ile ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilamların 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında etkin pişmanlık müessesesinin uygulanmasına engel teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesinin gerekmesi ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, hususları bozmayı gerektirmiştir. V.KARAR A.Şikâyetçi ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Nakil Aracının İadesi Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2019/498 Esas, 2022/231 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracına ilişkin hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, C.Sanıklar Hakkındaki Mahkumiyet Hükmü Yönünden; Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2019/498 Esas, 2022/231 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekili, sanık ... ile müdafii ve sanıklar ... ile ...'un temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanıklardan ... ve müdafii, sanıklar ... ve ..., şikayetçi ... vekili ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanıklardan ... ve müdafii, sanıklar ... ve ...’un da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık/sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanıklardan ... ve müdafii, sanıklar ... ve ...’un temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2) Yerel Mahkemenin 16.03.2022 tarih ve 2022/231 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.10.01.2024

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/16659, K. 2024/109, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-16659-e-2024-109-k-59da248ef797