Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/16490 E. 2023/10785 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16490
Karar No
2023/10785
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/33 E., 2022/192 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşyanın ve nakil vasıtalarının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî düşme, kısmî onama Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.09.2013 tarihli ve 2011/109 Esas, 2013/410 Karar sayılı hükmünün suça sürüklenen çocuk ... müdafiine usulüne uygun olarak tefhim edildiği ve suça sürüklenen çocuk ya da müdafii tarafından temyiz edilmediği gibi aleyhe temyiz de bulunmadığı, hakkındaki hükmün kesinleştiği cihetle; Mahkemece, incelemeye konu yargılamada hakkında yeniden hüküm kurulmasının hukuki değerden yoksun bulunduğu gözetilerek suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ... hakkındaki hükümlerin temyizinin incelenmesinde; Şikâyetçi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz istemine ilişkin olarak; atılı suçun mahiyeti gereği, suça sürüklenen çocuğun ve sanığın eylemine uyan ve suç tarihi itibarıyla somut olaya uygulanması gereken 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gören kurumun Gümrük İdaresi olduğu, suçtan zarar görmeyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun davaya katılma ve hükmü temyiz kanun yoluna başvurma yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. Suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. GEREKÇE A.Şikâyetçi Kurum Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Atılı suçun mahiyeti gereği, suça sürüklenen çocuğun ve sanığın eylemlerine uyan ve suç tarihi itibarıyla somut olaya uygulanması gereken 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gören kurumun Gümrük İdaresi olduğu, suçtan zarar görmeyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmıştır. B.Katılan ... İdaresi vekilinin, Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin ve Sanık ...'in Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde Katılan ... İdaresi vekilinin temyizinin vekalet ücretine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Suça konu kaçak eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eylemin 5607 sayılı Kanun kapsamında kalacağı, 31.12.2010 tarihli olay tutanağına göre şahısların, hudut komutanlığı tarafından yapılan gözetleme faaliyeti sırasında, İran sınırından beraberlerindeki kaçak eşyalar ve bunların taşınmasında kullanılan atlarla yurda yasa dışı giriş yaparken yakalandıklarının anlaşılması karşısında, atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) nci cümlesi kapsamında kaldığı, her bir sanığın, dosya kapsamında aksine bir delil de bulunmadığından kendi taşıdıkları kaçak eşya miktarı ile sorumlu tutulabilecekleri, bu haliyle eylemlerinin münferit kaçakçılık suçu kapsamında kaldığı, suça sürüklenen çocuğun ve sanığın bahse konu eylemlerinin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlendiği cihetle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9 uncu maddeleri hükmü karşısında; 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) nci cümlesi kapsamındaki eylemlerinin, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasındaki cezanın miktarına göre, tabi olduğu 5237 saylı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve suça sürüklenen çocuk ... için ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrası ile yine her ikisi için 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre zamanaşımı hususunun belirlenmesinin gerektiği, buna göre; zamanaşımını son kesen işlem olan suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ... hakkında verilen 03.09.2013 tarihli mahkûmiyetten itibaren incelemeye konu karar tarihinde 8 yıllık ve 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı sürelerinin dolmuş olduğu anlaşılmış olup, Mahkemece haklarında zamanaşımından düşme kararı verilmesi gerektiği halde yargılamaya devamla mahkûmiyet kararları verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. II. KARAR A.Şikâyetçi Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Katılan ... İdaresi Vekilinin, Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin ve Sanık ...'in Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2021/33 Esas, 2022/192 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin ve sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak haklarındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, ele geçen kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca MÜSADERESİNE, suçun işlenmesinde kullanılan nakil vasıtası atların ya da tasfiye edilmişlerse tasfiye bedelinin hak sahiplerine İADESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2023 tarihinde, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/16490, K. 2023/10785, T. 07.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-16490-e-2023-10785-k-3a9aae3c4390