Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/16065 E. 2024/7705 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16065
Karar No
2024/7705
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/506 E., 2021/936 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma Şikâyetçi ... Vekilinin Temyizi Yönünden Sanığın üzerine atılı 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan doğrudan zarar görenin Gümrük İdaresi olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi ... vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanığın Temyizi Yönünden Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebebi, usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağına göre, sanık ...'a ait Aytekin Ticaret isimli iş yerine UPS kargo ile 20.10.2012 tarihinde kaçak makaron gönderileceğine dair ihbar üzerine gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan arama kararına istinaden söz konusu iş yerine gidildiği, iş yerinin önünde 10 adet MNG kargo kolisi, iş yerinin içinde ise 10 adet UPS kargo kolisi olduğu görülerek, toplam 20 adet kolide 200.000 adet kaçak makaron ele geçirilen olayda, sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ... savunmasında, ele geçen sigaraların kendisine ait olduğunu beyanda etmiştir. A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Sanığın üzerine atılı 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görenin Gümrük İdaresi olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B.Sanığın Temyizi Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1.28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik öncesi anılan maddede öngörülen hapis cezası üst haddinin 2 yıl olduğu gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 nci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ile 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 20.10.2012, iddianame düzenleme tarihinin 20.03.2013 olduğu, Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi sorgulamasında, halen derdest olduğu anlaşılan Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/259 Esas, 2013/249 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 11.09.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 03.04.2013 olduğu, Bu dosyadaki eylemin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3.Dosya arasındaki kaçak eşyaya mahsus tespit varakasının (KEMT) 1.000 paket kaçak sigara için düzenlettirildiği ve düzenlenen bu değerler üzerinden 5607 sayılı Kanun'un 3/23 ve 5/2. maddelerinin uygulanması koşullarının değerlendirildiği, ancak somut olayda 200.000 adet kaçak makaron ele geçirildiği anlaşılmakla, 200.000 adet kaçak makaron için KEMT varakası düzenlettirilerek 5607 sayılı Kanun'un 3/23 ve 5/2. maddelerinin uygulanması koşullarının yeniden değerlendirilmesinin gerekmesi, 4.Suçtan doğrudan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresinin mahkemece katılmasına karar verildiği halde gerekçeli kararda sıfatının ''katılan'' olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5.Suç konusu kaçak makaronların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanığın Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 25.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/16065, K. 2024/7705, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-16065-e-2024-7705-k-bf2b1a12ef18