Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/1640 E. 2024/5338 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1640
- Karar No
- 2024/5338
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/441 E., 2022/139 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi, sanıklar hakkındaki cezanın ertelenmemesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanığın temyiz istemi, usulüne uygun arama kararı olmadığına, zamanaşımı süresinin dolduğuna ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Kolluk görevlilerince uygulama noktasında durdurulan ... firmasına ait ... plakalı kamyonda yapılan aramada göndericisi sanık ... alıcısı sanık ... olan bir adet koli içerisinde 500 adet markasız güneş gözlüğü, göndericisi sanık ... alıcısı sanık (... oğlu) ... olan ve üzerinde ... yazan 6 adet koli içerisinde toplam 1493 adet güneş gözlüğü, göndericisi ... alıcısı (... oğlu) ... olan ve üzerinde ... yazan 10 adet koli içerisinde toplam 5300 adet güneş gözlüğü, üzerinde herhangi bir isim ve ibare bulunmayan koli içerisinde toplam 500 adet güneş gözlüğü, üzerinde ... ibaresi yazılı iki adet koli içerisinde toplam 968 adet güneş gözlüğü olmak üzere toplam 8761 adet gümrük kaçağı güneş gözlüğü ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ... (... oğlu) savunmasında, ...' de esnaf olduğunu, ... isimli kargo firması ile çalıştığını, kaçak eşyalarla ilgisi olmadığını, kolilere yanlış adres yazılmış olabileceğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık ... (... oğlu) savunmasında, ... isimli işyerinde hırdavat, elektronik malzeme alım, satım işi yaptığını, zaman zaman ... şirketi ile ticari ilişkileri olduğunu, iddianamede bahsedilen gözlüklerin kendisine ait olmadığını, herhangi bir sipariş vermediğini ifade ederek suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık ... savunmasında, olay tarihinden önce ...'a bir kaç kez elektronik eşya sattığını, olay tarihinde ...'un kendisini arayarak, kargo ile bir emanet göndereceğini, o emaneti Denizli'ye gelince kendisinden alacağını söylediğini, kargo ile gelen kolinin kargo şirketinin kamyonunda yapılan arama neticesinde ele geçtiğini, kolinin içinden gümrük kaçağı güneş gözlüğü çıktığını polislerden öğrendiğini, kolide gümrük kaçağı gözlük olduğunu bilseydi kabul etmeyeceğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık ... savunmasında, suça konu ... yazılı 6 koli içerisinde alıcısı ... olan firmaya markasız 1800 adet gözlük gönderdiğini, diğer gözlüklerin kime ait olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Sanık ... savunmasında, sanıklardan sadece ...'yu tanıdığını, diğer sanıkları tanımadığını, sanık ...'ya 400-500 tane markasız güneş gözlüğünü ... ile gönderdiğini, bu gözlükleri Suriyeli şahıslardan satın aldığını, suç olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Olay tutanağı, sanıkların savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında, bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak; 1.Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, sanık ...'ın yalnızca alıcısı (... oğlu )... ve (... oğlu) ... olan 6793 adet kaçak güneş gözlüğü nedeniyle sorumlu olacağı, dolayısıyla 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki ihtarata esas olmak üzere bu miktarla sınırlı olarak KEMT varakası düzenletilmesi gerektiği gözetilmeden, göndericisi ve alıcısı tespit edilemeyen ve "olay yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı" nın 2 ve 5 numaralı başlıklarında belirtilen kaçak gözlükler ile göndericisi ... olan 500 adet güneş gözlüğü de dahil edilmek üzere 8761 adet güneş gözlüğü için düzenlenen KEMT varakası esas alınmak suretiyle eşyanın değeri "fahiş" kabul edilerek lehe aleyhe Kanun tespiti yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi, 2.Sanık ... ve sanık ...'un, göndericisi ... olan 500 adet güneş gözlüğü nedeniyle sorumlu olacağı, dosyada bulunan ve 500 adet güneş gözlüğü için düzenlenen 01.02.2021 tarihli KEMT varakasında suça konu güneş gözlüklerinin gümrüklenmiş değerlerinin 8.742,38 TL olarak belirlenmesi karşısında, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki ihtaratta bu KEMT varakasının esas alınması gerekirken, kargo aracında yakalanan toplam 8761 adet güneş gözlüğü için düzenlenen KEMT varakası esas alınmak suretiyle, eşyanın değeri "fahiş" kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi, 3.Sanıklar (... oğlu) ... ve (... oğlu) ... yönünden ise; sanıklardan (... oğlu ) ...'nin göndericisi sanık ... olan 6 adet kolide ele geçen 1493 adet, sanıklardan (... oğlu) ...'nin ise 10 kolide ele geçen 5300 adet güneş gözlüğü nedeniyle sorumlu oldukları gözetilerek, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasının değerlendirilmesinde sorumlu oldukları güneş gözlüklerine göre düzenletilecek KEMT varakalarının esas alınması ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci maddesi gereğince bu miktarlarla sınırlı olarak ihtarat yapılması gerektiğinin gözetilmeden, herhangi bir etkin pişmanlık ihtaratı da yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi, 4.28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik öncesi anılan maddede öngörülen hapis cezası üst haddinin 2 yıl olduğu gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Yasanın 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanıkların eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5.Sanıkların vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 16.05.2024 tarihinde karar verildi.