Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/11635 E. 2025/6595 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/11635
Karar No
2025/6595
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/5087 E., 2021/1191 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A.İlk Derece Bingöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2018/117 Esas, 2018/306 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18, 3/5-10. maddeleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1, 52/2, 53. ve 54/4. maddeleri gereği sanığın 2 yıl 6 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.

B.İstinaf Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 12.03.2021 tarihli ve 2018/5087 Esas, 2021/1191 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereğince beraatine ve 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca numune olarak ayrılan sigaraların müsaderesine karar verilmiştir.

II.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince verilen kararın hatalı olduğuna, olayda yakalanan suça konu sigaraların kaçak olduğunun tespit edildiğine, maddi unsuru oluştuğu halde suçun failsiz bırakılmasının usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın sigaraların kendisine ait olduğuna dair ikrarının bulunduğuna, mahkemece beraat kararı verilmesinin usul yasaya ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğuna, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Olay tutanağına göre, 24.02.2018 tarihinde kolluk görevlilerince Bingöl Valiliği İl Jandarma Komutanlığının 23.02.2018 tarihli 14005272-0440-712889/Kom.Ş. sayılı, "Müşterek Türkiye Dumansız Hava Sahası Uygulaması" konulu yazısına istinaden yapılan kontroller esnasında "... Ticaret" isimli iş yerinde yapılan kontrollerde kasanın arkasında bulunan raflar üzerindeki "Dankek" bisküvi kutuları içerisinde görülecek şekilde konulmuş dava konusu 97 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir.

Sanık savunmasında, ele geçen sigaraları ucuz olduğundan içmek amacıyla aldığını, satma amacının olmadığını beyan etmiştir.

Olay günü kolluk görevlilerince Türkiye Dumansız Hava Sahası Uygulaması kapsamında, sanığın işletimindeki bakkal dükkanında yapılan genel denetim faaliyeti esnasında, raflarda bulunan kek kutularında, görünür vaziyetteki farklı markalardan 97 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, arama kararı alınmasına gerek bulunmaksızın dava konusu sigaraların sanığın işletimindeki işyerinde bisküvi paketleri içerisinde ağzı açık şekilde açıkta görünür vaziyette ele geçmesi karşısında; tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle sanığın beraatine karar verilmesi,

hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2025 tarihinde karar verildi.

(Karşı oy)

KARŞI OY

Sayın daire çoğunluğuyla görüş ayrılığımız kolluk kuvvetinin arama kararı olmadan işyerinde yaptığı arama işleminin ve bu arama sonucu kanunun amir hükmüne aykırı olarak işlem tanığı sayısının eksik tutulması sonucu düzenlenen tutanağın hükme esas alınıp alınmayacağı dolayısıyla bu arama işlemi sonucu elde edilen delillerin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2013/610-512 ve 2019/569-2022/10 EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere; Ceza muhakemesinin kurallarının uygulanmaya başlaması "Başlangıç şüphesi" ile olmaktadır. Başlangıç şüphesinin, dayandığı deliller basit, diğer aşamalarda elde edilebilecek delillere göre yetersiz veya sayıca az olmakla birlikte en azından belirti düzeyinde delillere dayanıyor olması ve bir suçun işlendiği yolunda akla ve mantığa uygun bir şüphe ortaya koyması gerekmektedir. Bu bakımdan somut olaylara dayanmayan, soyut iddia ve tahminler başlangıç şüphesi olarak kabul edilemeyecek, buna karşılık başlangıç şüphesinin belirli bir kişiye yönelmesi de gerekmeyecektir. Ortada bu nitelikte bir şüphe yokken ceza muhakemesi soruşturmasının başlatılması ve koruma tedbirlerine müracaat edilmesi hâlinde, bu işlemin kaynağı hukuki olmayacaktır. Suç işlendiği izlenimi yaratan bir durumun ihbar, şikâyet veya resen yetkili makamlar tarafından öğrenilmesi üzerine durum derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilip, alınan talimatlar doğrultusunda konunun araştırılması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresini başlatacak olan şüphenin somut olayda bulunup bulunmadığını takdir edecek, soruşturma başlatacak şüphe olduğunu değerlendirmesi durumunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için emrinde bulunan adli kolluk görevlileri aracılığı ile şüphelinin lehinde ve aleyhine olan bütün delilleri toplayıp, şüphelinin haklarını korumak için gerekli olan tedbirleri alacaktır. Adli kolluk görevlileri el koyduğu olayları, uyguladığı tedbirleri Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve aldığı emirleri yerine getirmek zorundadır. Ceza muhakemesinde yapılan işlemlerin tekrarlanma fırsatının olmaması, sürecin hızlı işlemesi nedeniyle adli kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısından aldığı talimatlara uygun bir biçimde delil toplaması, toplanan delilleri muhafaza etmesi ve yetkililere teslim etmesi gerekmektedir. Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir. Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: “Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır.

Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasa koyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme bağlamıştır (Örneğin, E. 1985/31. K. 1986/1, KT. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi’nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa’nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir” denilmektedir. Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir. Hukuka aykırı olarak yapılan aramanın hem ceza muhakemesi hukuku, hem maddi ceza hukuku, hem de tazminat hukuku bakımından bir takım müeyyideleri ortaya çıkabilecektir. Aramanın hukuka aykırı olmasının ceza muhakemesi açısından sonucu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınamamasıdır. 5271 sayılı CMK7nın 119/4.maddesinde; Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Hukuka aykırı aramanın maddi ceza hukuku bakımından yaptırımı ise eylemin suç teşkil etmesidir. 5237 sayılı TCK'nın "haksız arama" başlıklı 120. maddesinde hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisinin üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür. Konut ve iş yerleri bakımından hukuka aykırı aramalar ise 5237 sayılı TCK'nın 116 ve 119/1-e maddeleri kapsamında değerlendirilecektir. Nihayet, aramadaki hukuka aykırılıklar gerek Devletin, gerekse arama kararını veren veya uygulayan kamu görevlilerinin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilecektir. Bu kapsamda 5271 sayılı CMK'nın 141/1. maddesinde aramanın amacıyla orantılı olmayacak biçimde ölçüsüz gerçekleştirilmesi durumunda kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri öngörülmüştür. Bu açıklamalar ışığında; 24.02.2018 günü saat 11.00 sıralarında kolluk görevlileri tarafından Bingöl ilinin Sancak beldesinde

bulunan ...’a ait ... Ticaret isimli iş yerinde herhangi bir arama kararı olmadan yapılan aramada, dükkan içerisinde, dükkan girişinde kasanın arkasında bulunan raflarda ağzı açık Dankek bisküvi kutularının içerisinde görülecek şekilde konulmuş 38 paket Prestije marka bandrolsüz kaçak sigara ile 59 paket MM marka bandrolsüz kaçak sigaraya el konulması şeklindeki olayda; suçüstü hâlinin varlığından söz edilemeyeceği, bu suçun tespiti halinde 5271 sayılı CMK'nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca derhâl Cumhuriyet savcısına olayın haber verilip Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 116 ve 119. maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri veya mahkemeden alınacak adli arama kararı uyarınca sanığın üzeri ve eşyası aranması gerekirken sanığın işyerine yönelik gerçekleştirilen arama işleminin usulüne uygun verilmiş bir yazılı arama emri veya adli arama kararı bulunmaksızın gerçekleştirildiği ve bu aramanın 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesine aykırı olarak işlem tanığı olmadan zapt altına alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğu, suç konusu kaçak sigaraların hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası ve 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı, öte yandan yasak delilin uzak etkisi olarak bu delilden türeyen ikrarında karara etkisi olamayacağı gözetilerek sanığa atılı suçtan beraati gerekçesi ile sayın çoğunluğun kararlarına iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/11635, K. 2025/6595, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-11635-e-2025-6595-k-0cd768705def