Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/12188 E. 2025/16359 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12188
- Karar No
- 2025/16359
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/913 E., 2020/378 K. İLK DERECE : Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/303 E., 2019/92 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedeni bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; 1-Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil niteliğinde olan tanık ...'nun kovuşturma aşamasında dönmüş olsa da önceki beyanında örgüt içinde kaymakamlardan sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğünü, 2015 Eylül tarihi itibariyle örgütsel anlamda ilgilendiği kaymakamlar arasında sanığın da bulunduğunu söylemesi karşısında; öncelikle sanığın örgütsel konumunun şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespiti amacıyla, tanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma ve kovuşturmalar araştırılarak, var ise dosya içerisine getirtilmesi sağlanarak, anılan şahsın yargılaması sırasında beyanlarından dönüp dönmediğinin tespiti ile, bu soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında sanık ile ilgili olarak ifade yahut beyan bulunup bulunmadığının araştırılması, yine tanık ... 'ın örgüt içinde sorumlu olduğu ... Kaymakamı ... ve ... Kaymakamı ... hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı araştırılarak bulunması halinde adı geçen şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması lüzumu, 2-Sanık hakkında herhangi bir idari soruşturma yapılıp yapılmadığı araştırılarak, bu kapsamda sanık ile ilgili olarak ifade yahut beyan bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örnekleri ile birlikte, UYAP sisteminde bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda da araştırma yapılarak, herhangi bir bilgi ve beyana rastlanılması halinde söz konusu delillerin ve ifade tutanaklarının aslı veya onaylı örneklerinin dosyaya getirtilmesi, beyanda bulunan kişilerin duruşmada tanık olarak beyanlarının alınması, ayrıca hükümden sonra dosyaya geldiği anlaşılan sanığın operasyonel mahrem hat irtibatına ilişkin HTS inceleme ve araştırma tutanaklarının 5237 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, diyeceklerinin sorulmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Kabul ve uygulamaya göre ise; Sanığın çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesinin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş sanık ve müdafinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılama sonucunda sanık ...'ın atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin hükmün temyiz edilmesi üzerine sayın çoğunluğun eksik araştırma nedeniyle bozma yönünde oluşan görüşüne katılmıyoruz. Sayın daire çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığı sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri ile tanık anlatımlarının sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığı hususuna ilişkindir. Sanık ... hakkında ... Kaymakamı iken darbe teşebbüsünden üç gün sonra 18.07.2016 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma başlatılıp görevinden uzaklaştırıldığı, ... ve ...'nun beyanlarına dayanılarak da hakkında adli soruşturmaya geçildiği, yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Tanık ... aşamalarda ki beyanlarında özetle sanık ile 2006-2011 yılları arasında doktora yaptıklarını, çocukluk arkadaşı olan ve Mülkiye Başmüfettişi olarak görev yapan ... isimli kişinin sanık hakkında bizim cemaattendir diyerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağlı kaymakamlardan olduğunu söylediği, Tanık ...'nun ise müdafisi eşliğinde kollukta ve Sulh Ceza hakimliğindeki detaylı beyanlarında gerçek adını bilmediği ancak kod adı ... olan kişinin "Ege Havzası" bölgesindeki kaymakamlardan sorumlu kişi olduğunu, Ege Havzası içerisine İzmir, Burdur, Aydın, Denizli, Muğla ve Antalya illerinin girdiğini, ... Üniversitesinde öğretim üyesi olduğunu, kod adının "...arun" olduğunu, kendisinin de kaymakamlardan sorumlu "imam" olup bu görevi kendisine ... (K)'ın verdiğini, bu görevlendirme kapsamında sanığın evine 2015 yılı Ekim ayı içerisinde ilk ziyaretini gerçekleştirdiğini, tedbir amaçlı olarak aracını uzak bir yere park ettikten sonra kaymakam lojmanına gidip görüşme talebini ilettiğini, sanık ile daha önce yüz yüze hiç görüşmediği ve tanışmadığı için "..." (K) 'un selamını söyleyince konuyu anlayıp içeri davet ettiğini, eşinin bir süre önce öldüğünü ve sanığın ikinci evliliğini yaptığını, ikinci eşi ve çocukları ile ilgili detaylı bilgiler verdikten sonra süreç içerisinde görüşmelerin bir kısmın kaymakam lojmanında çoğunluğunun ise kendi evinde gerçekleştiğini, sanığa da sorumlusu bulunduğu ... Kaymakamı ...'a ve ... Kaymakamı ...'e uyguladığı sohbet ve iletişim yöntemi programını uyguladığını söylemiştir. Tanık ... müdafisi huzurunda kollukta ve Sulh Ceza Hakimliğindeki bu ifadelerine rağmen 13.02.2018 günlü duruşmada "emniyetteki ifademi psikolojik şiddet altında verdim. O ifademi kabul etmiyorum, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği kapsamında herhangi bir faaliyetine şahit olmadım" diyerek önceki günlü ifadelerinden döndüğü görülmüş ise de; İlk derece mahkemesi sanık ile tanık ... arasında HTS kayıtlarının sanığın önceki beyanlarını doğruladığını, sanık ve ailesi hakkında detaylı ve özel bilgiler verdiğini, müdafi huzurundaki alınan ifadelerini Sulh Ceza Hakimliğinde doğruladığı gerekçesi ile önceki beyanlarına değer vererek sanığın mahkumiyetine karar vermiştir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün deşifre edilen yapılanmasının "hücre" tipi yapılanma olduğu, buna göre; özellikle ordu, emniyet, yargı ve mülkiye yapılanmalarında daha alt rütbe ve makamlar için birden fazla kişiden oluşan hücrelerin bir imama/abi'ye bağlı iken üst rütbe ve makamlardaki kişilerin takibini ve örgütle olan bağının bire bir görevlendirilen imamların yaptığı, deşifre edildiği üzere özellikle kaymakamların telefonlarına genellikle Bylock isimli örgütsel haberleşme programı yüklenmeyip tedbir amaçla Bylock yüklü tabletlerin yeni atanan kaymakama verildiği, tayin olunca alınıp yeni atanan kaymakama devredildiği, bu işlemleri sorumlu imamların yaptığı, tanık ...'ın da ... kod adıyla sanık ile bire bir sohbet ve görüşmeler yapan imamı olduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Hükme esas alınan tanık ... kovuşturmada önceki günlü beyanlarının "psikolojik şiddet" altında verdiğini ifade etmiş ise de; buna ilişkin somut bir hal ortaya koyamamış, psikolojik şiddetin nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin detay vermekten de kaçınmıştır. Soyut olarak ileri sürülen bu şiddete ilişkin dosya içeriğinde bir delil de mevcut değildir. Bu nedenle başka dosya şüphelisi tanık ...'ın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarını kendi dosyasında da değiştirdiğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Öte yandan; anılan tanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 148. Maddesi hükmüne göre alınan beyanlarını Sulh Ceza Hakimliğinde doğruladığı göz önüne alınarak; ilk derece mahkemesince gerek önceki günlü beyanları, gerekse duruşmadaki beyanları CMK 217. maddesi hükmüne göre duruşmada tartışıldıktan sonra tanığın önceki günlü beyanlarına itibar edip sonuca ulaştığı görülmektedir. CMK 217. Maddesindeki hal mahkemeyi sadece duruşmada cereyan eden olaylar veya ifadeler ile sınırlamamakta, soruşturma aşamasındaki tüm delillerin de duruşmada mutlak surette tartışılması, yani taraflara diyeceklerini sorup oluşan kanaatine göre karar vermesi hususunu düzenlemektedir. Mahkeme de anılan yasa hükmüne göre tanığı duruşmaya çağırmış, beyanlarını tutanakla tespit etmiş, önceki beyanları ile oluşan çelişkiyi de bizzat tanığa sorduktan sonra soruşturma beyanına üstünlük tanımış, bunun gerekçelerini de hüküm yerinde açıklamıştır. Yargıtayın "hukuki denetim" yetkisi sınırları içerisinde yerel mahkemenin yaptığı tüm işlemlerin Ceza Yargılaması Kanununa uygun şekilde gerçekleştiği, özellikle sayın çoğunluğun bozma gerekçelerinde değindiği hususların maddi vakıa kapsamında kalacağı, yine sanığın idari bir işlem olarak görevinden ihraç edilip edilmemesinin ya da açığa alınıp alınmamasının atılı suçun sübutu yönünden sanık lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı gibi, hücre tipi yapılanmada gizliliğe önem veren silahlı terör örgütünün üst düzey mensuplarına ilişkin birebir ve yüz yüze görüşmeleri göz önüne alındığında; Kurulan mahkumiyet hükmünün ve bu hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyoruz.