Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/10614 E. 2022/17042 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/10614
- Karar No
- 2022/17042
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 5271 sayılı CMK'nun 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp aynı Kanunun 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ile sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine dair hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede; 7242 Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesinde “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” düzenlemesi karşısında, suç tarihinden sonra yapılan düzenleme ile etkin pişmanlık hükümlerinin kovuşturma aşamasında da uygulanmasının mümkün hale getirildiği, dosya kapsamına göre; sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı ve sanığın ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında CMK'nun 231. maddesi kapsamında kamu zararını oluşturan dava konusu eşyaya ait vergiler toplamı olan 2.971,41 TL yi yatırarak 15/08/2018 tarihli alındı belgesini ibraz ettiği cihetle; Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamada etkin pişmanlık ihtaratında sanığın ödemiş olduğu vergiler toplamı düşülmediği gibi indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması ve hakkında ödeme yapmadığından bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, Kabule göre de; Sanık hakkında hem hapis, hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, TCK'nun 58. maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı CMK.nun 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Yasanın 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun 304. maddesi uyarınca dosyanın gereği için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 18/03/2021 tarihlu ve 2021/633 K sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, sanığın 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi yollamasıyla 3/5, 10, 22, TCK'nun 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair verilen karar sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz talebinin esastan reddi yerine, sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 5271 sayılı CMK'nun 288. maddesi ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesi ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'', Kanunun 301. maddesi ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' ve yine aynı Kanunun 302 (2)-(3). maddesi "... temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar ... dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir... " şeklinde düzenlenmiş olup, sanık müdafiinin temyiz dilekçesindeki temyiz istemi aramanın hukuka aykırı olduğu, delil bulunmadığı ve sübuta yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde dayandığı aramanın hukuka aykırı olduğu, delil bulunmadığı ve sübuta yönelik talepleri Dairece yerinde görülmemiş, CMK'nun 289. maddesinde gösterilen hukuka kesin aykırılık hâllerinin de bulunmadığı gözetildiğinde 5271 sayılı CMK'nun 302/1. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesi kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİNE karar verilmesi yerine, temyiz dilekçesinde belirtilmeyen ve CMK'nun 289. maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hali de olmayan 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesindeki ihtarat oranında yanıltma nedeniyle bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 28.11.2022