Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/4466 E. 2025/9612 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/4466
- Karar No
- 2025/9612
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/1729 E., 2016/1218 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet, kaçak eşyanın zoralımı, suçta kullanılan nakil vasıtalarının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, malen sorumlu ... vekilinin katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören malen sorumlu ... ile katılan ... İdaresi vekili, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I-Sanık ...'e Verilen Beraat Hükmü Açısından; Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz talebinin sanık ...'e verilen beraat hükmüyle sınırlı olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede, Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
II-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a Verilen Mahkûmiyet Hükümleri ile Suçta Kullanılan Nakil Vasıtalarının Müsaderesi Açısından; Sanık ... müdafi, sanık ... müdafi, sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ... ve sanık ...'in temyiz talepleri ile malen sorumlu ... vekilinin ... plakalı yolcu otobüsünün iade edilmesiyle sınırlı olan temyiz talebinin incelenmesinde,
Sanık ...'in adlî sicil kaydında tekerrüre esas sabıka kaydı bulunması rağmen Mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmemiş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyaların miktar ve mahiyeti ile eşyaların yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ile 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanıkların eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri ve haklarında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihlerinin 27.05.2015, 04.06.2015, 29.07.2015, iddianame düzenleme tarihinin 17.11.2015 olduğu, Sanık ... açısından yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında, yargılaması devam eden Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/14 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 24.06.2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 11.08.2015 olduğu, Sanık ... açısından yapılan UYAP sorgulamasında, Dairemizin 2023/448 Esasına kayıtlı Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1183 Esas, 2021/874 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 07.05.2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 15.06.2015 olduğu, Sanık ... açısından yapılan UYAP sorgulamasında, İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/491 Esas, 2016/6 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 16.09.2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 07.10.2015 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanıkların eylemlerini 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4.Suç konusu kaçak sigaraların tamamı hakkında 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi
5.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında hem adlî para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapılmaksızın sanıkların cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
6.Sanık ... hakkında tekerrüre esas adlî sicil kaydının 4733 sayılı Tütün,Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün
yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesinin ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
7.Katılan lehine hükmedilen vekalet ücretinin mahkûm olan sanıklardan eşit olarak alınması yerine müteselsilen alınmasına karar verilmesi,
8. 27.05.2015 tarihinde muavin olan sanık ... ile yedek şoför olan sanık ...'un da içinde bulunduğu sanık ... ’in sevk ve idaresindeki kayden ...'a ait olan ... plakalı yolcu otobüsünde yapılan aramada, otobüsün orta kapı kısmı merdiven basamaklarının sökülmesiyle yedek yakıt deposunun arka kısmında oluşturulan kapalı bölümde toplam 1.250 karton kaçak sigara ele geçirilen olayda, suça konu eşyanın miktar ve hacim bakımından, taşındığı nakil aracının tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturup oluşturmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak 5607 sayılı Kanun'un 13/1-b bendindeki koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve aracın kasko, piyasa değeri tespit edildikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinde yer alan hakkaniyet ölçüsünün değerlendirilip tartışılarak sonucuna göre nakil aracının müsaderesi ya da iadesi yönünden bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, malen sorumlu ... vekili, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi, sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ... ve sanık ...'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 23.06.2025 tarihinde karar verildi.