Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/31879 E. 2025/11842 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/31879
- Karar No
- 2025/11842
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/413 E., 2020/387 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; Ereğli (Konya) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2015/396 Esas, 2015/629 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edildiği, anılan temyiz istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 63/2. maddesindeki düzenleme gereği dosyanın mahkemesine iade edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun iadesinin bozma mahiyetinde olduğu, yeniden duruşma açılarak taraflara duruşma gününün bildirilmesi gerektiği gibi 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesi gereğince sanığın etkin pişmanlıktan yararlanma hakkının hüküm verilinceye kadar olduğu gözetilmeden, dosya kesinleşmiş gibi kabul edilerek ek kararla sanığa 90 gün süre verilmesi ve sanığın belirtilen süre içinde ödeme yapmadığından bahisle tensiben mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de; 1.Ele geçen gümrük kaçağı eşyalar hakkında Gümrük İdaresi'ne KEMT varakası düzenlettirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2.İddianamede sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, sanığın 65 45... sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yollaması ila aynı Kanun'un 3/5, 3/ 10... /22. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi,
3.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, dosyada KEMT varakasının bulunmaması nedeniyle Gümrük İdaresince düzenlenecek KEMT varakasının dosyaya alınmasıyla soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak etkin pişmanlık ihtaratı yapılmayan sanığa bu kapsamda ödeme yapması halinde 1/2 oranında ceza indirimi uygulanacağının usulüne uygun olarak ihtar edilmesi gerekirken, bilirkişi raporundaki gümrüklenmiş değer esas alınarak 1/3 oranında indirim uygulanacağı bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
4.Sanığa kanun iadesi öncesi kurum zararının 13.283,29 TL olarak bildirildiği, bilirkişi raporuna göre bahsi geçen miktarın gümrüklenmiş toplam değer miktarı olduğu, sanığın talimat yoluyla alınan savunmasında, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep ettiğini ancak belirtilen miktardaki kurum zararını ödemeye gücünün bulunmadığını beyan ettiği, bu haliyle sanığın miktar yönünden yanıltılmasına rağmen kamu zararını ödemediğinden bahisle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5.Suç tarihi itibarıyla 65 yaşından büyük olan ve dosyada mevcut adlî sicil kaydına göre de suç tarihinden önce uygulamaya engel mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında tayin olunan 10 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
6.Suça konu eşyanın tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde yalnızca numune eşyanın müsaderesine, imha edilen eşyaların ise müsaderesine yer olmadığına karar verilmesi,
7.Hükmün gerekçe kısmında sanığın eylemi ile 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları ile 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasını ihlal ettiği, fikri içtima kuralı gereği 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiş ve devamında sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiş ise de, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile sanığın doğrudan cezalandırılması yoluna gidilemeyeceğinden, somut olayda fikrî içtima uygulanmasını gerektiren durumun bulunmaması ve hükümde karışıklığa neden olunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.10.2025 tarihinde karar verildi.