Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/24383 E. 2023/8020 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/24383
Karar No
2023/8020
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/274 E., 2021/80 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Resmî Belgede Sahtecilik HÜKÜMLER : Düşme, mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEMYİZ EDENLER : Katılan Gümrük İdaresi adına Hâzine vekili, sanıklar müdafiileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanık ...'a tefhim edilen hükmün son fıkrasında tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle Kanun yoluna başvurmada sanık ... müdafiin yanıltıldığı, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. OLAY VE OLGULAR 1.Sanık ... adına Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nde tescilli 04.11.2008 tarihli ve 135733 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın görevlilerce 24.02.2009 tarihinde yapılan tam tespiti sonucunda, beyanname muhteviyatı eşya ahşap aksesuar süs eşyası olarak bildirilmesine rağmen 175.160 adet ameliyat ipliği, 87 adet değişik markalarda yazıcı kartuşu, çok sayıda sandalye ve masa modülleri, monitör, güç kaynağı ve 8 adet erkek ayakkabısı olduğu, suça konu beyannameyi gümrük müşaviri olan müteveffa sanık ...'nun düzenleyip imzaladığı, Gümrük müşavirliği şirketinde sanık ...'ın müşavir yardımcısı ve personel müdürü, sanık ...'nun iş takipçisi olarak çalıştığı, gümrük vergileri kısmen ödenmeksizin serbest dolaşıma giriş beyannamesi niteliğinde sahte belge kullanmak suretiyle eşyanın ithaline teşebbüs edildiği anlaşılmıştır. 2.Beyanname muhteviyatı eşyanın 24.02.2009 tarihinde yapılan tespiti öncesinde 06.11.2008 ve 16.02.2009 tarihlerinde eşyanın içerisinde bulunduğu konteynerin mühürlerinin açılmasına ve yeniden mühürlenmesine ilişkin olumlu ya da olumsuz herhangi bir tespit barındırmayan iki adet tutanak düzenlendiği görülmüştür. 3.Sanık ... müdafii huzurunda verdiği kolluk ifadesinde; mobilya aksesuarı ithal etmek istediğini, bu amaçla gümrük müşaviri sanık ... Kanbur ile anlaştığını ve kendisine gümrük vergisi ve masraf adı altında ödemeler yaptığını, sanık ... Kanbur'un gümrükten malı çekmediğini, malın muayenesi esnasında sanık ... Kanbur'un limanda olduğunu, beyan harici eşyalar ile ilgili sorumluluğunun bulunmadığını, hâkimlik sorgusunda; gümrük müşavirlik firmasıyla anlaştığını ve firmaya bankadan çeşitli tarihlerde ödeme yaptığını, müdafii ise sorgu esnasında müvekkilinin gümrük müşavirine vekâlet verdiğini, sanık ...'ın savunmasında; dava konusu ithalatla ilgili vergi ve diğer kanuni vecibeleri yerine getirmek için Atakan Gümrük Müşavirliği firmasına gereken ödemeyi yaptığını, mal gümrüğe geldikten sonra ithalatın gerçekleşmesi için defalarca firmayla temas kurma teşebbüsünden sonuç alamadığını, olayın Mahkemeye intikalinden sonra adına sahte evrak düzenleyip gümrükte işlem yapan firmanın DTM gümrük müşavirliği firması olduğunu öğrendiğini, meydana gelen olayların tamamen kendisinin dışında olduğunu, sanık ...'a herhangi bir talimatının bulunmadığını, ödemeleri kendisine değil şirkete yaptığını beyan etmiştir. Gümrük işlemlerinin yerine getirilmesi için DTM gümrük müşavirliği firmasının yetkilendirdiğine ilişkin dosya içerisinde örneği bulunan vekâletnamenin sahte olduğu ileri sürülmüştür. 4.Sanık ... adına tescilli 04.11.2008 tarihli ve 135733 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesine ekli müşavirlik vekâletnamesinin dava konusu taraflarla ilgisinin bulunmadığı, bu durumun soruşturma aşamasında görevlilerce fark edilmesi üzerine müteveffa sanık ... ve sanık ...'un sehven başka bir vekâletname bilgisinin beyannameye yazıldığını beyan ettikleri ve müdafiileri aracılığıyla dosyaya DTM gümrük müşavirliği firmasının sanık ... tarafından yetkilendirildiğine dair vekâletnamenin ibraz edildiği, dosya içerisinde bulunan Türk Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre, DTM gümrük müşavirliği firmasının kuruluş tarihinin 10.03.2008, sahteliği iddia olunan vekâletname tarihinin ise daha önceki bir tarih olan 15.02.2008 olduğu, bozma sonrası sahteliği iddia olunan vekâletnamenin aslı ilgili noterlikten celp edilerek incelendiğinde dava konusu olay ve taraflarla ilgisi olmadığı gibi bilirkişi raporu ile sahteliği iddia edilen vekâletnamedeki imzanın sanık ...'... sadır olmadığı tespit edilmiştir. Bozma sonrası sanık ...'ın ne Atakan Gümrük Müşavirliği firması ne de DTM Gümrük Müşavirliği firmasına vekâletname verdiğini, gümrük işlemleri konusunda Atakan Gümrük Müşavirliği firması ile muhatap olup bu kuruma ödeme yaptığını savunmasına rağmen soruşturma aşamasındaki 12.03.2009 tarihli sorgusu esnasında, müdafiinin müvekkili tarafından gümrük müşavirine vekâletname verildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. 5.Müteveffa sanık ... savunmasında, ithalatçı firmanın vermiş olduğu belge ve bilgi doğrultusunda beyannameyi tanzimle imza altına aldığını, görevini gümrük mevzuatına uygun olarak yürüttüğünü beyan etmiştir. 6.Sanık ... savunmasında, DTM gümrük müşavirliği şirketinde müdür ve gümrük müşaviri yardımcısı olduğunu, dava konusu beyannamenin gümrük işlemlerini takip etmediğini, bilâhare yaptığı incelemede bu takibin şirket çalışanı Yunus ... tarafından yapıldığını, kardeşi sanık ... (Kanbur) ile sanık ...'ın ... olduklarını, birlikte hareket ettiklerini beyan etmiştir. 7.Sanık ... (Kanbur) savunmasında, olay günü abisi sanık ...'un işi olması nedeniyle ithalatçı firma tarafından verilen tüm belgeleri şirketin gümrükte iş takipçisi olarak çalışan Yunus ...'ya götürdüğünü, bunun dışında olayla hiçbir bağlantısının bulunmadığını beyan etmiştir. 8.Dava konusu eşyanın içerisinde bulunduğu konteynerin mühürlerinin açılmasına ve yeniden mühürlenmesine ilişkin 06.11.2008 ve 16.02.2009 tarihli tutanaklarda imzaları bulunan tutanak tanığı gümrük görevlisi H. N. Y., mühürlerin açılıp kapatılmasında görev üstlenen liman görevlileri O. M. ve A. K.'nin açık kimlik bilgileri tespit edilmiş olup gümrük görevlisi H. N. Y.'nin suç tarihinde antrepo memuru olarak çalıştığını, görevleri arasında konteynerin mühürünü açmak veyahut mühürlemek gibi bir işin bulunmadığını, dava konusu olayı hatırlamadığını, liman görevlisi olan O. M ve A. K.'nin ise üzerinden zaman geçtiği için olayı hatırlamadığını beyan etmiştir. Suç tespiti öncesindeki 16.02.2009 tarihli tutanakta gümrük müşavirliği temsilcisi olan görünen Yusuf Göm'ün açık kimlik bilgilerine tüm araştırmalara rağmen ulaşılamamıştır. Suç tespiti öncesindeki 06.11.2008 tarihli tutanakta DMT gümrük müşavirliği firmasının temsilcisi olarak görünen tanık Yunus ..., olay tarihinde sanık ... (Kanbur)'nun söz konusu beyannameyi gümrükte düzenlediğini gördüğünü, beyannamelerin 44 numaralı hanesine beyannameye ilişkin bilgileri yazdıklarını, sanık ... Kanbur ile sanık ...'ın telefonda konuştuklarına kulak misafiri olduğunu, sanık ...'ın telefonda vekâletin hangi noterden alındığını, tarihi ve sayısını söylediğini, bu bilgilere sanık ... (Kanbur)'nun beyannameyi doldurduğunu, limana malın muayenesinin hazırlatılması için gittiğinde sanık ... ile karşılaştığını, işlemin başından sonuna kadar sanık ...'un adını duymadığını ve kendisinden talimat almadığını, imzasının bulunduğu tutanağın düzenlenmesi esnasında herhangi bir aykırılık tespit edilmediğini beyan etmiştir. II. GEREKÇE A. Katılan Gümrük İdaresi Adına Hâzine Vekilinin Sanıklar ..., ... ve ... (Kanbur) Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Düşme Hükümleri ile Sınırlı Temyiz Talebi Yönünden 1.Tüm dosya kapsamına göre; müteveffa gümrük müşaviri sanık ... ile gümrük müşaviri yardımcısı sanık ...'un atılı suça iştirak ettiklerine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığı, buna göre de sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 24.09.2010 tarihli mahkûmiyet kararından itibaren temyize konu hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu Mahkemece belirlenmiş olmakla katılan Gümrük İdaresi adına Hâzine vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmemiş olup zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanıklar ..., ... ve ... (Kanbur) Müdafiilerinin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine İlişkin Temyiz Talebi Yönünden Tüm dosya kapsamına göre; müteveffa gümrük müşaviri sanık ... ile gümrük müşaviri yardımcısı sanık ...'un atılı suçlara iştirak ettiklerine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığı, buna göre de diğer sanıklar ... ve ... (Kanbur) bakımından kaçakçılık suçu yönüyle 5607 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi koşulunun gerçekleşmediği, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen bireysel kaçakçılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; 1.Sanıklar ..., ... ve ...'nun (Kanbur) yargılama konusu eylemi için, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 24.09.2010 tarihli mahkûmiyet kararından itibaren, hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla anılan sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR A. Katılan Gümrük İdaresi Adına Hâzine Vekilinin Sanıklar ..., ... ve ... (Kanbur) Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Düşme Hükümleri ile Sınırlı Temyiz Talebi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2014/274 Esas, 2021/80 Karar sayılı kararında katılan Gümrük İdaresi adına Hâzine vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Gümrük İdaresi adına Hâzine vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ... ve ... (Kanbur) Müdafiilerinin 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine İlişkin Temyiz Talebi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2014/274 Esas, 2021/80 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği MÜSADERESİNE, Kadıköy 13. Noterliği'nin 15.02.2008 tarihli ve 04501 yevmiye numaralı vekâletname aslının mahalline İADESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/24383, K. 2023/8020, T. 04.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-24383-e-2023-8020-k-b5ce88a8bb41