Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/20093 E. 2024/10747 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/20093
Karar No
2024/10747
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/240 E., 2014/798 K. SUÇTAN ZARAR GÖREN : Gümrük İdaresi SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Şikâyetçi Gümrük İdaresinin davadan haberdar edilmeksizin ve yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması nedeniyle, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hakkı bulunan Gümrük İdaresi vekilinin ve sanığın temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; davada katılma hakkının tanınmadığına, nakil aracının müsadere edilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık müdafiin temyiz istemi; hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; 20.10.2013 tarihinde kolluk kuvvetlerince Cumhuriyet meydanında yapılan uygulamada şüphe üzerine durdurulan .... plakalı araçta önleme araması kararına istinaden yapılan aramada aracın arka koltuğu üzerinde bir adet siyah renkli torba ve bagaj içinde bir adet siyah renkli naylon torba görüldüğü, sanığın torbalarda gümrük kaçağı sigara olduğunu beyan ederek toplam 1.000 paket kaçak sigarayı rızaen teslim ettiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında; ele geçen kaçak sigaraları Mahmut isimli kişiden alacağına karşılık emaneten aldığını, kardeşine ait araçta bulundurduğunu, ticari amacının bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Suçta kullanılan .... plakalı araca ilişkin ruhsat sureti ve malen sorumlu ...'ün beyanı dava dosyasında mevcuttur. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. A. Nakil Aracı Yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki ''Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.'' şeklindeki düzenleme gereği nakil aracının müsaderesi için, müsaderenin hakkaniyete uygun olması gerektiği, dosya kapsamına göre; suça konu eşyanın değeri dikkate alındığında nakil vasıtasının müsaderesinin hakkaniyete uygun olmadığı gözetilerek nakil aracının iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ticari miktar ve mahiyette gümrük kaçağı sigara ile birlikte yakalanan sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle suçun sübûtuna yönelen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delâletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada; soruşturma aşamasında ihtarat yapılmamış ise 1/2, ihtarat yapılmış ise 1/3 oranında indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2.Suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresinin yargılamadan haberdar edilmeksizin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 233 ve 234 üncü maddelerine aykırı davranılması, 3.Sanık hakkında hem adlî para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı hâlde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereği mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestliğin uygulanacağının belirtilmemesi, 4.24.11.2015 günlü 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5.Dava konusu kaçak eşyanın tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken imha edildiğinden bahisle yazılı şekilde müsadere konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. 6.Yargılama giderleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasında "Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 26.05.1935 gün ve 111/7 sayılı "yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir" ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 02.05.1966 gün ve 4/3 sayılı "tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktada yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğini" belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanıkların yükümlülüklerini öğrenmeleri ve buna göre yargılama giderleri yönünden temyiz yoluna başvurup başvurmayacakları hususunda karar vermelerine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği gözetilmeksizin kısa kararda yargılama gideri kısmı boş bırakılarak yargılama giderleri ile ilgili miktar açıklanmadan usul ve kanuna aykırı hüküm kurulması, III. KARAR A. Nakil Aracı Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine ilişkin hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu'nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 02.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/20093, K. 2024/10747, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-20093-e-2024-10747-k-a857b4e646e1