Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/12122 E. 2025/1383 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12122
- Karar No
- 2025/1383
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/976 E., 2015/367 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında beraat, sanık ...hakkında mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresi vekilinin davadan haberdar edilmeksizin yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması nedeniyle anılan kurum vekilinin temyize hakkı bulunduğu anlaşılmakla, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I-Suçtan Zarar Gören Vekilinin Beraat Kararına Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Sanık ...'nin telefon numarasını verdiği ve kolluğun soruşturma aşamasında bu telefon numarası üzerinden sanık ...'ye ulaştığı 0541 ... numaralı hattın kimin adına kayıtlı olduğu belirlenerek, sanık ... adına suç tarihinde kayıtlı olduğunun anlaşılması halinde, HTS kayıtlarının celbedilerek suç tarihi ve öncesinde telefon görüşmesinin bulunup bulunmadığı belirlenmeden sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
II-Suçtan Zarar Gören Vekili ile Sanık Ve Müdafiin Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1.Suçtan doğrudan doğruya zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresinin davadan haberdar edilerek, davaya katılma ve delilleri sunma hakkı sağlanmadan duruşmaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi,
2.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51/1. maddesinde ki "İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır." şeklindeki düzenleme karşısında; suç tarihinde 65 yaşını doldurmuş olan, adli sicil kaydında kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51/1-b maddesi uyarınca sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyip işlemeyeceği tartışılmak suretiyle, hükmedilen hapis cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken "TCK'nun 51. maddesindeki şartların oluşmadığı" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3.maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekili ile sanık ve müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.02.2025 tarihinde karar verildi.