Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/16647 E. 2025/1937 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16647
Karar No
2025/1937
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/651 E., 2014/706 K. SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, yalan tanıklık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

Katılan vekilinin sanıklar ... ile ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

Yukarıdaki hususlar dışında, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık ...'nın yokluğunda verilen hükmün öncelikle sorgusunda bildirdiği adresine tebliğe çıkarılıp iade gelmesi halinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesine göre MERNİS adresine tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan MERNİS adresine yapılan tebliğ işleminin usulsüz olması nedeniyle temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A.Sanıklar ... ile ... Hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Sanıklar ... ile ...'ye yüklenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçinin kamu davasına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme hak ve yetkisi vermeyeceği anlaşıldığından, şikâyetçi adına vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Sanıklar ... ile ... Hakkında Yalan Tanıklık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Sanıklara yüklenen "yalan tanıklık" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık ...'ın sorgusunun yapıldığı 28.05.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C.Sanıklar ... ile ... Hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 1.Katılan sanık ...'nin, kardeşi katılan ...'a ait ... plaka sayılı ... marka araç ile kaza yapıp, tamir için katılan ... Uyarslan'ın sahibi olduğu Uyarslanlar ... Servisi'ne teslim ettiği, aracın ekspertiz işlemlerine müteakip servisçe tamirinin yapılıp, teslime hazır hale getirildikten sonra, üzerinde hacizler bulunması nedeniyle sigorta şirketinin ödeme yapmadığı, araç sahibinin de servis bedelini ödememesi üzerine, servis tarafından araca takılan parçaların söküldüğü ve daha sonra araç üzerinde hacizler nedeniyle yakalama bulunduğundan 29.03.2012 tarihinde yedi emin deposu çekici şoförü olan sanık ... tarafından yed-i emin otoparkına çekildiği ve 30.10.2012 tarihinde yapılan delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporu esas alınarak düzenlenen 05.08.2013 tarihli bilirkişi raporunda, araç üzerinden tamir nedeniyle takılıp, ücret ödenmemesi nedeniyle sökülen parçalar dışında 24 kalem, toplamda 14.005,44 TL değerinde parçanın bulunmadığı, araçtan fazladan parça sökme işleminin hangi aşamada yapıldığı ispatlamadığından servis yetkilisi sanık ... ve yedi-i emin depo görevlisi ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; sanık ...'nin aşamalarda serviste atölye şefi olarak çalıştığı, suça konu araçtan parça sökmediği, yine sanık ...'nın da sadece aracı servisten alıp, yed-i emin otoparkına getirdiği, ne serviste ne de otoparkta başkaca görevinin olmadığı şeklinde inkara yönelik savunmada bulunmuş olması, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında, araç hakkındaki sigorta ekspertiz raporu, tamir sonrası düzenlenen fatura ve Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yaptırılan delil tespiti listesine dayandığı, 29.03.2012 tarihinde aracın servisten alınıp yed-i emin otoparkına gönderildiği halinin ise aynı tarihli tutanakta yazılı olduğunun belirlendiği, taraflar arasında hukuk dava dosyasının da bulunduğunun anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle fazladan sökülen parçaların hangi aşamada söküldüğünün kesin olarak tespit edilebilmesini teminen, sigorta ekspertiz raporu, tamir sonrası düzenlenen fatura arasındaki fark ile aynı tarihli tutanak ile Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yaptırılan delil tespiti listesi karşılaştırılması suretiyle gerektiğinde bilirkişi raporu alınmak suretiyle fazladan parça sökmenin hangi aşamada olduğunun belirlenmesi, şayet fazladan parça sökme işlemi servis aşamasında ise sanık ...'nin suç tarihi itibarıyla servisteki yetki ve görevininin, çalıştığı birimin sorulması, şayet otoparkta iken parça sökülmüşse yine suç tarihi itibarıyla sanık ...'nın otoparktaki görevinin ne olduğu, otopark yetkilisinin kim olduğunun belirlenmesi, taraflar arasındaki hukuk dava dosyası getirtilerek esasa etkili belgelerin dosya içerisine alınması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ve eksik araştırma ile mahkumiyet hükümleri kurulması, 2.Kabule göre de; a.Sanıklara yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, b.Adli sicil kaydında engel sabıkası bulunmayan ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir tutumu görülmeyen sanıklar hakkında 5237sayılı Kanun'un 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerekirken bu konuda bir değerlendirme yapılmamış olması, c.5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 13.02.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/16647, K. 2025/1937, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-16647-e-2025-1937-k-721c2d0a0755