Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2008/8774 E. 2011/17017 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/8774
- Karar No
- 2011/17017
- Karar Tarihi
Bakaya kalmak suçundan sanık ...'ın, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 63/1-a (3 aydan sonra kendiliğinden gelenler), 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62/1.maddesi gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanunun 51/1.maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine, sanığın anılan Kanunun 53/1.maddesinde sayılan hakları ceza müddeti boyunca kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair, Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.02.2008 tarihli ve 2008/15-34 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 29.04.2008 gün ve 24424 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2008 gün ve KYB. 2008-107619 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Kanunun 31.03.2005 tarihli ve 5329 sayılı Kanunla eklenen Ek 8.maddesinde "26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümleri bu Kanunda yer verilen suçlar hakkında da uygulanır. Ancak bu Kanunun fer'i askeri cezalara ve cezaların ertelenmesine ilişkin hükümleri ile zamanaşımına ilişkin 49.maddesinin (A) bendi hükümleri saklıdır" hükmünün yer aldığı ve aynı Kanunun 47/1.maddesinde, anılan Kanunun 63/1. maddesinde yazılı suçtan dolayı verilen cezaların tecil edilemeyeceğinin öngörüldüğü gözetilmeden sanık hakkında verilen cezanın 5237 sayılı Kanunun 51.maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesinde, 5237 sayılı Kanununun 53/4. maddesine aykırı olacak şekilde kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan sanık hakkında aynı Kanunun 53/1.maddesinde belirtilen hak yoksunluk1arına hükmedilmesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay C.G.K.nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 E. - 2006/229 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK'nun 34/2, 231/2, 232/6.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; sanığın mahkumiyetine ilişkin olup yüzüne karşı verilen 14.02.2008 tarihli kararda; " ... sanığın yüzüne karşı tefhimden itibaren işleyecek 7 günlük istinaf süresi içerisinde .... istinaf yolu açık olmak üzere ... " denmek suretiyle, sözü edilen mevzuat hükümleri ve 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 310.maddesi uyarınca başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ve tam olarak gösterilmediği, buna göre anılan hükmün kesinleşmediği ve yasa gereği de kesin olmadığı, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek yapılan incelemede; Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.02.2008 tarih ve 2008/15 Esas, 2008/34 Karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, Sözü edilen karara karşı başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerini gösteren yeni bir bildirimin yöntemine uygun açıklamalı tebligatla sanığa tebliğ edilerek, temyiz edildiği takdirde temyiz dilekçesi de eklenmek ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlenmek suretiyle iade edilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.